jenny

jenny
@skypassenger
4 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
En nihayetinde hepimizin yaptığı şey,rüyalarımızda kendi ellerimizle yaptığımız bombaları yüklenip ölüm denen o uzak diyarlara durmaksızın ilerlemek değil mi?Sadece kimse ne kendi yükünün farkında ne de başkasınınkinin…Ne şanslıyız değil mi?
Sayfa 116·Kitabı okudu
Kendimi sıradan, günlük küçük işlere o kadar kaptırmıştım ki daha önemli konulara harcayacağım zamanı tüketmiştim. Ama en korkuncu da değerli zamanımı harcadığımı hiç fark etmemiştim. Keşke öngörü sahibi olmak için bütün o koşuşturmacada bir saniyecik dursaydım.
Sayfa 121·Kitabı okudu
İnsanoğlu hayatına kısıtlamalar dayatan kurallar yaratma zahmetine girmiş; ömrünü saatlere, günlere ve yıllara bölmüştü. Sonra da zamanın üzerimizdeki hâkimiyetini keskinleştirmek için saati icat etmişti. Kuralların anlamı özgürlüğümüzden bir parçayı feda etmekti. Yine de insanlar bu özgürlük kaybının anımsatıcılarını her yere koymuşlardı, duvarlara saatler asmış, evin çeşitli yerlerine saatler yerleştirmişlerdi. Bir de bu yetmezmiş gibi, onları bileklerine sararak gittikleri her yerde, yaptıkları her şeyde saatin varlığını garantilemişlerdi. İnsanlar bedenlerine bile zamanı sarmalama ihtiyacı hissetmişlerdi. Ancak artık nedenini anlıyordum. Özgürlüğün beraberinde belirsizlik, güvensizlik ve endişe geliyordu. İnsanoğlu özgürlüğünü, kurallar ve rutinlere göre yaşamakla birlikte gelen güvenlik hissiyle takas etmişti, hem de özgürlüklerine mal olduğunu bile bile.
Sayfa 110·Kitabı okudu
Çalışmak: birikim yapmak, hiçbir kariyer fırsatını kaçırmamak için hep pusuda beklemek, bir mevkiye göz dikmek, iş yetiştirmek, rakipleri düşünüp endişelenmek. Bunu yap, şunu görmeye git, öbürünü davet et: sosyal ilişkilerdeki baskılar, kültürel modalar, iş yoğunluğu.. Her zaman bir şeyler yapmak, peki ya "olmak"? Bunu sonraya bırakırız çünkü hep daha iyisi, daha acili, daha öncelikli olanı vardır. Var olmak yarına kadar bekleyebilir. Ancak yarın da öbür günün işlerini getirir. Bitmeyen karanlık bir tünel. Ve buna yaşamak derler. Bu öylesine baskındır ki bos zamanlarda bile bu takıntılı durumun izleri görülür: aşırı derecede spor yapmak, uyarıcılar yardımıyla dinlenmek, pahalı akşam yemekleri, yoğun gece hayatı, ateş pahası tatiller. Bu tünelden insan ya melankoliyle ya da ölümle çıkar.
Yürümek söylenti ve yakınmaları aniden susturur; içimizde durmadan başkalarını eleştiren, kendini değerlendiren, yorumlayan, izaha yeltenen sonu gelmez gevezeliği keser. Yürümek kuyruk acılarını, ahmakça tatminleri, kolayca alınmış hayali intikamları açığa çıkaran kendi kendine konuşmaları bitirir,