Crowley bunu bir süre düşünmüş ve 1023 senesi civarında, Dur bir dakika, demişti, bu yalnızca herkes hayata eşit koşullar altında başlarsa geçerli olur, tamam mı? Savaş bölgesinin ortasında, çamurdan yapılmış bir barakada hayata başlamış birinin, şatoda doğmuş biri kadar iyi olmasını bekleyemezsin.
Ah, demişti Aziraphale, iyi bir noktaya parmak bastın. Ne kadar aşağıdan başlarsan, karşına o kadar çok fırsat çıkar.
Bu saçmalık, demişti Crowley.
Hayır, demişti Aziraphale, esrarengiz.
İnsanlar doğal bir kötülük yeteneğine sahipti. Bir şekilde, yaradılışları böyleydi sanki. Onlara bin ayrı küçük şekilde düşman olan bir dünyaya doğuyorlar, sonra enerjilerinin büyük kısmını o dünyayı daha da beter hale getirmeye adıyorlardı. Zaman geçtikçe Crowley, o genel kötülük ortamı içinde göze çarpacak kadar şeytani işler uydurmakta güçlük çekmeye başlamıştı. Son bin sene içinde kimbilir kaç sefer Aşağı'ya şuna benzer bir mesaj göndermek geçmişti içinden: Bakın, artık boş versek de olur, Cehennem'in yedi katını kapatıp buraya taşınalım; onlara, kendilerinin zaten yapmadığı hiçbir şey yapamayız ki onlar bizim aklımızın ucunden bile geçmeyecek şeyler yapıyorlar ve bu genellikle eletrotlar da içeriyor. Bizde eksik olan onlarda bol bol var. Onlarda hayal gücü var. Bir de elektrik, elbette.
Tarihteki pek çok zafer ve trajedinin insanların özünde iyi ya da kötü olmasından değil, insan olmasından kaynaklandığını bilmek, insanları anlamaya yardımcı olacaktır.