İnsan, başkalarına absürt, kötü veya çirkin görünse bile kendi değerlerine dayanarak kendi dünyasını kurmalıdır. Çünkü çoğu zaman “açık kalp” diye anlatılan şey aslında savunmasızlıktır ve savunmasızlık da gerçek bir teslimiyet değil, sadece hayatı rastlantılara bırakmaktır. Bu nedenle manevi arayış ve köklerini bulma süreci kalabalıkların geçici coşkusuyla değil, bireyin kendi içinde kurduğu istikrar ve disiplinle oluşur. Kalabalıklar hayalleri büyütür, ancak kimliği asıl şekillendiren şey çoğu zaman yalnızlıktır.