Elime geçen her bir kâğıda, parmaklarımın arasına aldığım her kalemle hep ölümü anlattım. En kalabalık, en neşeli düğünleri, çalgılı çengili yaz akşamlarını anlatırken bir işaret parmağı gibi ölümü göstermeye çalıştım her zaman. Bunlardan birincisi bir gün ölecek olduğumuz, diğeri ise hâlâ hayatta olduğumuz gerçeğidir. Bu ikisi arasında yaşadığımız şeyden elimizde kalansa bir ömürdür. Ölüm, hayatta olmanın bedelidir ; hayatsa ölüme razı olmanın ödülü.