Uzun zamandır ruhumu okşayacak, beni tasvirleriyle gerçekten bu dünyadan alıp kendi diyarına götürecek bir kitap okumamıştım. Aslolan sanırım özlediğim, hevesini kurduğumuz bildiğimiz köylerden topraklardan bahçelerden bahsedilmesi. Kendi ağız özellikleri ile ana kahramanın ağzından hikayesini dinliyorsunuz. Onunla hayallere dalıp, onunl gülüp sonunda ona ağlıyorsunuz. Yazarın kalemine sağlık. Annemden duyduğum “ciminin bağları “ kısmı içinse ayrıca heyecanlandığım için çok mutluyum
“Düşünüyorum, öyleyse varlığımı yok edebilirim”
Fiziksel acının gücü olmasa uyanamadığı yokavar sanrıları… Bir iyi bir kötü oluş… Dünya ağrısı çeken bir beyin…Bütün bunlara kanan insanlar veya kandırdığını sanan bir Azil.
Çukura hoş geldiniz. (Yalnız yazarımız bu sefer daha da karışmış göründü bana)
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Hüseyin rahmi Gürpınar‘ın okuduğum ilk kitabı. Haley kuyruklu yıldızının dünyaya çarpması ile alakalı gelişmeleri takip eden uzman rolünde bir roman kahramanı var… bir de ona mektupla ulaşan, entelektüel birikimi olan, o döneme ait kadın erkek eşitsizliğine dikkat çeken bir hatun. İkisinin aşkı üzerinden gündemi yakalamaya , dünya ve evren hakkında bilgiler vermeye çalışan bir kitap. Geçmişte bu tür astroloji olayları hakkında neler biliniyor? insanların tepkisi ne ölçüde? öğrenebilirsiniz.
Bana Yukarı Bak filmini de anımsattı yazarın kitap sonundaki cümleleri. Ve şöyle bitiriyor “Hayat yalan, ölüm hakikat”
Büyük bir hayal gücü ve kurgu yine… toplumdaki ölüm algısını ince ince dokuyarak sayfalara serpiştirmiş yazarımız.
“Artık ölüm yok! “ la çıldıran halkı bir müddet sonra gönderdiği eflatun zarflı mektupla tekrar pençesine alan ölümün yarattığı kaosla mücadele eden halk... 1 haftalık kalan ömründe ne yapacağını şaşırmış insanlar…
Ölümün olmaması ,önceden haber vermesi fikirleri insanı en iyi ölüm şeklinin aniden olması gerektiğine inandırıyor.
Okuyucuya not: Sayfalar boyunca tek bir paragrafı okumak, dikkati canlı tutmak zorlayacaktır. Ama sen yaparsın !