Etrafımdaki herkesin acelesi vardı. Ama bir havaalanında olduğumuz ve binecekleri uçağa geç kaldıkları için değil. Acele etmeye bağımlı oldukları ve acele etmeden nasıl yaşanır bilemedikleri için. Çünkü bu çağda her şey acildi. Sokaklar,caddeler ve evlerdeki hayat daima aceleyle yaşanıyordu. Dolayısıyla her yerde olduğu gibi bu havaalanında da insanlar yanımdan birer ambulans gibi geçip gidiyordu. Evet,tam da ambulanslara benziyorlardı. Çünkü aslında acil olan tek şey içlerinde taşıdıkları hastanın durumuydu.
“ Bana bak kardaş,” dedi, “ insanların üstüne çok varmamalı. Öldürmeli, dövmeli, ama üstlerine çok varmamalı... İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli… Korkmalı insanların bu tarafından. Aşağı görmemeli insanları…”