Yoksul akrabaların zengin sofralarında içgüdüsel olarak önlerine konan her şeyi silip süpürdükleri gibi o da her şeyi silip süpürüyordu. Hiçbir şeye aldırmadan gülümsüyor sabırla ve usanmadan tabağını en güzel yiyeceklerle yeniden yeniden dolduruyordu.
Halkının her zaman düştüğü tuzağa o da düşmüştü, demin kendi ağzıyla söylediği gibi kitapta yazılı oldukları söylenenlerin kitaplarda gerçekten olup olmadığını anlayana kadar da düşeceklerdi bu tür tuzaklara.
Ve insanların yüreklerinde yer tutup tekrarlanagelen öyküler gibi bunda da yalnızca iyi ve kötü, siyah ve beyaz, uğurlu ve uğursuz vardır, hiçbir şeyin ortası yoktur.