Şu an mutlu olan ,güçlü görünen ve geleceğe güvenle bakan bu yüzün ,gençliğinde acı ,ıstırap ve korku dolu günler geçirdiğine eminim.Unutulsa da böyle günler yaşandı.Ülkeyi yangın yerine çevirdiler ve ülke halkına silinmesi zor izler bıraktılar.
Bilimsellik ve sanatsalkık ,bilgi ve güzelliğe olan susuzluğun toprağını oluşturur.Bilim ve sanat ise bilimsellik ve sanatsallık toprağında yetişen çiçeklerin özüdür.
İnsanlar ruhen kötü ,kaba ,kusurlu değiller.Baskı altında sindirilmişler.Yoksulluk,ağır çalışma şartları ,toplumun geneli tarafından ihmal edilmeleri ve hor görülmeleri sebebiyle öfkeliler.Kalpleri kötülük dolmuş ve bu kötülüğü kendilerinden daha zayıf insanlardan çıkarmaya meyilli durumdalar.
Klasik bir ev sohbetini ele alalım.Sürekli dedikodu yapılır.Boş ve anlamsız muhabbetler ,küçük şikayetler ,sızlanmalar..Üç beş kuruş daha kazanma isteği ,renkli bez paçavraları,meslekte ufak çaplı terfiler...Çocukların içinde bulunduğu ortam ,kara kurbağalarının on beş yirmi yıl yaşadığı kalın bir küf tabakası gibidir.Sonra da yetişkinler ,gençlerin neden gökyüzünde Kartal gibi özgürce uçamadıklarını ,niçin kendi ayakları üzerinde duramadıkladını merak ediyorlar..