Kitap değişen dünya ile beraber ortaya çıkan problemlerden etkilenen insanların din ile ilgili sorularını
dinin doğasından yola çıkarak sosyolojik ve psikolojik açıdan açıklamalarda bulunmaktadır. Özelikle güzel bir karakter oluşturmak, tevekkül etmek, zihnen özgür olmak gibi yaşam kalitemizi artıracak konuların üzerinde durmasından dolayı kitabı sevdim.
Allah’ın insan için bir tevekkül kaynağı olarak gösterilmesi, aslında Allah-insan ilişkisinin nirengi noktasına işaret etmektedir. Kur’an, insana özgüven kazandıran, onu korku atmosferinden uzaklaştıran psikolojik etkenlerden biri olarak “Allah’a güvenip dayanma (tevekkül)” olgusu üzerinde durur. Tevekkül, ruhsal bunalımın panzehridir. Bunalımlı insan, birşeyler yapmaya çalışırken elinin ulaşamadığı doğal ya da doğaüstü her gücün kendisine karşı olduğunu vehmeder. Bu tür güçlerin, üzerine abandığını ve tüm planlarını boşa çıkarmaya çalıştığını düşünür. Bu durumlarda Allah’a güvenip dayanmak (tevekkül), bilinmez ve görünmeze karşı insana koruma sağlayan bir kalkan görevi görür.
“Eğer işin gerçeğini düşünebilseniz, O’nun göklerin ve yerin ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi olduğunu anlardınız.” ayeti, karşılaştığı travmaları yorumlamakta zorluk çeken ve aceleci karar veren
insanların, işin gerçeğini tam olarak düşünemedikleri yönünde bir ikazda bulunmaktadır.