zifiri karanlık odada düşüncelerim birbirine savaş açtı. bir taraf yeter sus diyor diğer taraf ise çığlık atmamı emrediyordu. ama benim ne suskunlukta kaybolacak ne de ses tellerimi yırtacak gücüm kaldı. onlardan önce ben bittim.
sahil kenarında sigarasını ciğerlerine çekerken ben de yanında çileklerimi yiyordum.
garip bir andı.
ikimizde suçumuzu bilip susuyorduk. o an sadece acı çeken denizin dalga sesleri vardı.
oturup uzun uzun beni anlattıktan sonra etrafa
'ben iyiyim' ifadesi ile bakarken o maskenin altında
'ölüyorum orospu çocukları, görsenize' çığlığını bastırmaya çalıştım.