pişmanlık ve sevgi.
hiç annenin kucağına yattığın için pişman oldun mu?
bu mu pişmanlık?
harbi... neydi pişmanlık?
sevseydi söyler miydi o sözleri sana? böyle mi seviyordu seni?
ben mi bilmiyorum sevgiyi?
harbi... neydi sevgi?
biraz sonra okyanusun sonsuzluğuna karışacak bütün hayallerim, umutlarım, mutluluklarım hatta hüzünlerim.
biraz sonra, ne garip bir cümle, benim için hâlâ 'biraz sonrası' var mı acaba?
sanki karşısına geçip baktığım ev benim ama ben oraya ait değilmişim gibi. içine girince yok oluyormuşum gibi. hep yavaş adımlar atıyormuş ve o adımlar kirletiyormuş gibi. anlıyor musun? ben ait olmak istiyorum. gözümü kapatayım istiyorum ama onları kapatınca açamıyorum. konuşamıyor, dinliyorum.
gözlerine bakınca kendimi görmeye dayanamıyorum. benim kendimi görmeye tahammülüm bile yok. onlar nasıl bakıyor bana? anlamıyorum.
benim kaçmalarım ve susmalarım dışında neyim var?
bir cümlenin sonuna ünlem koyacak kadar cesaretim yokken başım dik yürümemi nasıl isterler? bir baksana artık kediler bile küsmüş bana. beni görünce köşe bucak kaçıyorlar.
daha dünkü çocuğa ne oldu biliyor musun? gözlerime bak.