• Hiperaktif bir çocuktum, sandığın üzerine çıkıp boy gösterisi yapıyordum anneme. Ayağım kayınca yere düştüm. O esnada babam geldi işten. Kükreyip anneme saldırdı. Sahip çıkamıyor musun çocuğa oralarda ne geziyor deyip üzerine saldırdı. Korkudan annemin eteğine saklandım. Ve ben o gün babamdan nefret ettim sürekli korktum. Sabırsızlıkla gelmesini beklediğim anlarımı yok etti. 8 yaşındaydım Adana'ya tatile gittik. Sabah kahvaltısı yapacaktık, deli gibi acıkmıştım. Daha ilk lokmam da başladı konuşmaya babam. İkizim için diyordu ki; Onun için her şeyimi veririm, istesin arabamı, evimi, hatta kullandığım telefonu bile veririm dedi. O esnada amcam sordu, benim hiçbir şeyde hakkım neden yok diye. Cevap olarak;"Hayır hiçbir şeye hakkı yok" dedi babam. Dayanamayıp dedim ki;"Ben senin için hiçbir zaman olmadım ki, şimdi mi olacağım" dedim. Keşke hiç olmasaydın dedi babam. Hala sesi kulaklarımdan gitmiyor. Üstelik kalabalık çoktu, yemek yiyemeden sofradan kalkıp, yan odaya geçip saatlerce ağladığımı biliyorum. 9 yaşındayım, yine Adanadayız. Dışarıda oynamaktan çok acıkmıştım. Koşa koşa eve gelip yemeğe oturdum. Daha ilk lokmam da babam başladı konuşmaya "şişman olacaksın yemek yeme, teyzen (çocukken geçirdiği trafik kazasında ilaçların etkisiyle aşırı kilo almış teyzem obez olarak kaldı) gibi mi olacaksın deyip herkesin içinde azarladı. Yiyemeden kalkıp gittim. Saatlerce bunun için ağladım. Neden bana böyle davrandığını sorgulayıp durdum. 12 yaşındayım, ikizime göre olgun, yapı olarak da iri biriydim. Her gün okuldan gelip bulaşıkları yıkardım, temizlik yapardım. Dışarı da ikizim oyun oynarken ben evde yemek yapıyordum. Yaşıtlarım hatta ikizim yumurta bile kıramazken ben yaprak sarması yapıyordum. İşimi bitirir balkona geçer, ikizimi izleyerek elimi yüzüme koyar, saatlerce bunun için ağlardım. O da kız çocuktu ben de. Tek fark ona göre iri yapıya sahip olmamdı. Çok erken büyüdüm, çocukluğumu yaşamadan. 15 yaşındayım hiç tanımadığım, adını bile bilmediğim biriyle zorla tanıştım. Sol göğsüme dokundum, o an kalbimin var olduğunu hissettim. Aşık olmuştum, ilk defa. Acıyan yanım kalmaz, mutlu olurum sanmıştım. Beni sevsin istemedim hiçbir zaman. Bana baksın, gülen gözleriyle gülsün yeterdi. Her şey çok güzel ilerliyordu. Arkadaştık 4 yıl boyunca, bekledim. Ta ki hayatına başka birini alana dek. Dünyam yıkılmıştı ve ben ilk ölmek istedim. Çünkü kalbin çok acıyordu. O kadar çok üzüldüm ki, baş ağrısı yaptı. Bir süre tedavi gördüm. Lise son sınıftayım dershaneye yazıldım. Tabi bu esnada okullar arası öykü, şiir yarışmalara katıldım. İlk 3'e girmiştim. Buna aileme hiçbir zaman belirtmedim. Sürekli bireyler yazdığımda git ders çalış bunlarla oyalanacağına diyen bir annem vardı. Eroinle dans kitabını okuyorum diye elimden alıp yırtan, 3 üniversite mezunu olan abim yapmıştı. Okulun dergisinde yazım çıktı, asla söylemedim aileme, bilmesinler istedim. Lise bitti iyi bir bölüm kazanamamıştım. Abime çok destek oldular bana da olurlar sandım. Her gün daha çok yıkıldım. Ben dershane beklerken, babam abimi yazdırdı. Ben dershane beklerken babam arabasını değiştirdi. Ben dershane beklerken babam abimi evlendirdi. Susma payı olarak belediyenin ücretsiz kurslarına gönderdi beni babam. Ekstra bir katkısı olmadı bana. Daha kötüye gittim her defasında. İyi bir bölüm tutturduğum için yerleşmesi bir yere, eve hapis oldum. Sonra bu sayede sosyal hesaplara takıldım, yapabileceğim hiç aktivitem yoktu. İyi arkadaşlıklar kurdum. Tanımadığım görmediğim, birçok kişiden hediyeler aldım. Ailemin yapmadığını sürekli arkadaşlarım yaptılar, haklarını ödeyemem. Şu an tek gayem okuyup iyi yerlere gelmek ve asla "keşke"lere izin vermek istemiyorum. Son olarak da babama babalar günün de yazdığım yazıyla son vermek istiyorum;
    Affet kızım!
    Bu gün babalar günü ama ben bunu haketmiyorum. Çünkü oğullarım seni döverken seyrettim sesimi dahi çıkarmadım. Ortada suçun yoktu bile. Ben hep seni küçüklüğünden beri dışladım, hor gördüm, hiç olmasaydın, hiç doğmasaydın dedim yüzüne gülen gözlerine bakarken. Herkes seviyor seni bir ben sevmedim. Hakaret ettim, küfür ettim, dövdüm bir gün olsun sesini çıkarmadın. Annen sana beddualar ederken dinledim duymadım sandınız hep. Sen yıkıldın acıyan yerlerine ben hep üstüne bastım. Her şeye rağmen ayakta durmasını bildin! Herkese bir şekilde yardım ediyorum ama birgün olsun sana yardım etmedim. Sen hep kendi başına acıyla kıvranarak büyüdün. Bunu hissediyordum buna rağmen hiçbirşey yapmadım. Birgün olsun saçlarını okşayıp 'kızım!' demedim. Sımsıkı sarılmadım öpmedim. Bütün herşey de kısıtladım, sık boğaz ettim, burnundan getirdim yine birşey demedin. Şuan 21 yaşındasın bir telefonun bile yok dışarıya hasret ettim. Dershaneye göndermedim okumayı çok istediğin halde benim arabam benim evlerim hep ön plandaydı. Sana hakettiğin ne varsa yaşatmadım senden alıyordum bütün hıncımı. Affet kızım bugün benim günüm değil!
  • Hayallerim gerçekleştiremeyeceğim kadar büyüktü.
  • Edebiyatı, insanın düşünce ve ideallerinin tapınağı olarak görmeye başladım. Kötüsünden iyisine, tarihçisinden büyük düşünürüne, sırf zihinleriyle yazanlardan kalbini ve ruhunu kullanarak yazanlara kadar farklı beyinlerden oluşmuş bir tapınaktı.
  • İlk görevimin kendimi aşmam olduğunu ve gerçek savaşın daha yeni başladığını biliyordum...
  • Fark etmek acıydı ama gerekliydi.