l──୨ৎ──l

Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
KUHN
𝘈𝘺𝘳𝘪𝘤𝘢 𝘬𝘦𝘯𝘥𝘪𝘮 𝘪𝘤𝘪𝘯 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘣𝘪𝘳 𝘴𝘦𝘴𝘴𝘪𝘻, 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘣𝘪𝘳 𝘦𝘭 𝘢𝘭𝘵𝘪𝘯𝘥𝘢𝘯 𝘨𝘰𝘻𝘺𝘢𝘴𝘭𝘢𝘳𝘪 𝘥𝘰𝘬𝘵𝘶𝘮; 𝘣𝘪𝘳 𝘣𝘢𝘴𝘬𝘢 𝘨𝘦𝘻𝘦𝘨𝘦𝘯𝘥𝘦 𝘺𝘢𝘴𝘢𝘳 𝘨𝘪𝘣𝘪 𝘣𝘶𝘵𝘶𝘯 𝘣𝘶 𝘪𝘯𝘴𝘢𝘯𝘭𝘢𝘳𝘪𝘯 𝘢𝘳𝘢𝘴𝘪𝘯𝘥𝘢 𝘺𝘢𝘴𝘢𝘺𝘪𝘱 𝘩𝘢𝘺𝘢𝘵 𝘥𝘦𝘯𝘦𝘯 𝘴𝘦𝘺𝘦 𝘢𝘬𝘪𝘭 𝘦𝘳𝘥𝘪𝘳𝘦𝘮𝘦𝘺𝘦𝘯, 𝘴𝘦𝘷𝘨𝘪𝘺𝘦 𝘴𝘶𝘴𝘢𝘮𝘪𝘴𝘭𝘪𝘬𝘵𝘢𝘯 𝘰𝘭𝘦𝘯, 𝘢𝘮𝘢 𝘴𝘦𝘷𝘨𝘪𝘥𝘦𝘯 𝘥𝘦 𝘬𝘰𝘳𝘬𝘮𝘢𝘥𝘢𝘯 𝘥𝘶𝘳𝘢𝘮𝘢𝘺𝘢𝘯 𝘬𝘦𝘯𝘥𝘪𝘮 𝘪𝘤𝘪𝘯 𝘨𝘰𝘻𝘺𝘢𝘴𝘭𝘢𝘳𝘪.
l──୨ৎ──l
Ne var ki, öyle ya da böyle düşü nüp kafa yormalarım hiçbir şeyide ğiştirmiyordu. Ama müzikruhumu duygul andırdı ğında sözlere gerek kalmaksızın her şeyikavrıyor, tüm yaşamınderinliklerinde el değ memi ş uyumların varlı ğını algılı yor, olup biten her şeyde bir anlam ın vekusursuz bir yasanın saklı yatt ığını sezer gibi oluyordum. Bir aldanış da olsa, bu aldanışın i ç indeyaşıyor, kendimi mutlu hissediyordum.
KUHN
𝘈𝘺𝘳𝘪𝘤𝘢 𝘬𝘦𝘯𝘥𝘪𝘮 𝘪𝘤𝘪𝘯 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘣𝘪𝘳 𝘴𝘦𝘴𝘴𝘪𝘻, 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘣𝘪𝘳 𝘦𝘭 𝘢𝘭𝘵𝘪𝘯𝘥𝘢𝘯 𝘨𝘰𝘻𝘺𝘢𝘴𝘭𝘢𝘳𝘪 𝘥𝘰𝘬𝘵𝘶𝘮; 𝘣𝘪𝘳 𝘣𝘢𝘴𝘬𝘢 𝘨𝘦𝘻𝘦𝘨𝘦𝘯𝘥𝘦 𝘺𝘢𝘴𝘢𝘳 𝘨𝘪𝘣𝘪 𝘣𝘶𝘵𝘶𝘯 𝘣𝘶 𝘪𝘯𝘴𝘢𝘯𝘭𝘢𝘳𝘪𝘯 𝘢𝘳𝘢𝘴𝘪𝘯𝘥𝘢 𝘺𝘢𝘴𝘢𝘺𝘪𝘱 𝘩𝘢𝘺𝘢𝘵 𝘥𝘦𝘯𝘦𝘯 𝘴𝘦𝘺𝘦 𝘢𝘬𝘪𝘭 𝘦𝘳𝘥𝘪𝘳𝘦𝘮𝘦𝘺𝘦𝘯, 𝘴𝘦𝘷𝘨𝘪𝘺𝘦 𝘴𝘶𝘴𝘢𝘮𝘪𝘴𝘭𝘪𝘬𝘵𝘢𝘯 𝘰𝘭𝘦𝘯, 𝘢𝘮𝘢 𝘴𝘦𝘷𝘨𝘪𝘥𝘦𝘯 𝘥𝘦 𝘬𝘰𝘳𝘬𝘮𝘢𝘥𝘢𝘯 𝘥𝘶𝘳𝘢𝘮𝘢𝘺𝘢𝘯 𝘬𝘦𝘯𝘥𝘪𝘮 𝘪𝘤𝘪𝘯 𝘨𝘰𝘻𝘺𝘢𝘴𝘭𝘢𝘳𝘪.
l──୨ৎ──l
sevginin bir yarar sağlamayabileceğini, birbirlerine karşı içlerinde iyi niyetler besleyen insanların yine de birbirlerinden habersiz kendi yazgılarını, herbiri kendi akıl ermez yazgısını yaşadığını, karşısındakine ne kadar yardım elini uzatmak, ne kadayakın olmaistese de insanın bunu bir tü rlü başaramayabileceğini, sanki anlamsız ve bulanık kâbuslar içinde hayret ve dehşetle düşünüp durdum.
KUHN
𝘈𝘺𝘳𝘪𝘤𝘢 𝘬𝘦𝘯𝘥𝘪𝘮 𝘪𝘤𝘪𝘯 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘣𝘪𝘳 𝘴𝘦𝘴𝘴𝘪𝘻, 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘣𝘪𝘳 𝘦𝘭 𝘢𝘭𝘵𝘪𝘯𝘥𝘢𝘯 𝘨𝘰𝘻𝘺𝘢𝘴𝘭𝘢𝘳𝘪 𝘥𝘰𝘬𝘵𝘶𝘮; 𝘣𝘪𝘳 𝘣𝘢𝘴𝘬𝘢 𝘨𝘦𝘻𝘦𝘨𝘦𝘯𝘥𝘦 𝘺𝘢𝘴𝘢𝘳 𝘨𝘪𝘣𝘪 𝘣𝘶𝘵𝘶𝘯 𝘣𝘶 𝘪𝘯𝘴𝘢𝘯𝘭𝘢𝘳𝘪𝘯 𝘢𝘳𝘢𝘴𝘪𝘯𝘥𝘢 𝘺𝘢𝘴𝘢𝘺𝘪𝘱 𝘩𝘢𝘺𝘢𝘵 𝘥𝘦𝘯𝘦𝘯 𝘴𝘦𝘺𝘦 𝘢𝘬𝘪𝘭 𝘦𝘳𝘥𝘪𝘳𝘦𝘮𝘦𝘺𝘦𝘯, 𝘴𝘦𝘷𝘨𝘪𝘺𝘦 𝘴𝘶𝘴𝘢𝘮𝘪𝘴𝘭𝘪𝘬𝘵𝘢𝘯 𝘰𝘭𝘦𝘯, 𝘢𝘮𝘢 𝘴𝘦𝘷𝘨𝘪𝘥𝘦𝘯 𝘥𝘦 𝘬𝘰𝘳𝘬𝘮𝘢𝘥𝘢𝘯 𝘥𝘶𝘳𝘢𝘮𝘢𝘺𝘢𝘯 𝘬𝘦𝘯𝘥𝘪𝘮 𝘪𝘤𝘪𝘯 𝘨𝘰𝘻𝘺𝘢𝘴𝘭𝘢𝘳𝘪.
l──୨ৎ──l
Ruhumun derinliklerinde beni uyaran o susturulmaz sesi duyuyorum kuşkusuz; saf, gönül okşayıcı, kendi içinde mutlu seslere ve bunların yankılanıp giderek işitilmez oluşuna yakıp kavurucu bir özlemle kucak açıyorum; ne var ki, günlerim rastlantılardan ve falsolu seslerden geçilmiyor, yüzümü nereye çevirsem, parmaklarımla nereyi tıklatsam, gür ve berrak bir sesin yankısını işitemiyorum.
KUHN
𝘈𝘺𝘳𝘪𝘤𝘢 𝘬𝘦𝘯𝘥𝘪𝘮 𝘪𝘤𝘪𝘯 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘣𝘪𝘳 𝘴𝘦𝘴𝘴𝘪𝘻, 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘣𝘪𝘳 𝘦𝘭 𝘢𝘭𝘵𝘪𝘯𝘥𝘢𝘯 𝘨𝘰𝘻𝘺𝘢𝘴𝘭𝘢𝘳𝘪 𝘥𝘰𝘬𝘵𝘶𝘮; 𝘣𝘪𝘳 𝘣𝘢𝘴𝘬𝘢 𝘨𝘦𝘻𝘦𝘨𝘦𝘯𝘥𝘦 𝘺𝘢𝘴𝘢𝘳 𝘨𝘪𝘣𝘪 𝘣𝘶𝘵𝘶𝘯 𝘣𝘶 𝘪𝘯𝘴𝘢𝘯𝘭𝘢𝘳𝘪𝘯 𝘢𝘳𝘢𝘴𝘪𝘯𝘥𝘢 𝘺𝘢𝘴𝘢𝘺𝘪𝘱 𝘩𝘢𝘺𝘢𝘵 𝘥𝘦𝘯𝘦𝘯 𝘴𝘦𝘺𝘦 𝘢𝘬𝘪𝘭 𝘦𝘳𝘥𝘪𝘳𝘦𝘮𝘦𝘺𝘦𝘯, 𝘴𝘦𝘷𝘨𝘪𝘺𝘦 𝘴𝘶𝘴𝘢𝘮𝘪𝘴𝘭𝘪𝘬𝘵𝘢𝘯 𝘰𝘭𝘦𝘯, 𝘢𝘮𝘢 𝘴𝘦𝘷𝘨𝘪𝘥𝘦𝘯 𝘥𝘦 𝘬𝘰𝘳𝘬𝘮𝘢𝘥𝘢𝘯 𝘥𝘶𝘳𝘢𝘮𝘢𝘺𝘢𝘯 𝘬𝘦𝘯𝘥𝘪𝘮 𝘪𝘤𝘪𝘯 𝘨𝘰𝘻𝘺𝘢𝘴𝘭𝘢𝘳𝘪.
l──୨ৎ──l
Gerçekten bambaşka biri miydim bütün bu insanlardan, Marion’dan, Lotte’den, Muoth’tan? Gerçekte sevgi denen şey bu muydu? Hepsini görüyor, bütün bu ateşli insanları görüyordum; sanki bir fırtınanın önüne katılmış yalpalayıp duruyor, bir belirsizlikten içeri savruluyorlardı. Erkekleri görüyordum; bugün arzuyla, yarın bıkkınlıkla kahroluyor, yana yakıla seviyor, sevgilere hoyratça son veriyor, hiçbir sevgiye güven beslemiyor, hiçbir sevgide mutluluğu bulamıyorlardı. Kadınları görüyordum sevgiden yanıp tutuşan; aşağılanmaları ve dayakları sineye çekiyor, sonunda kapı dışarı ediliyor, ama bağlandıkları erkekten yine de kopamıyor, kıskançlıkları ve horlanmış sevgileriyle onurları çiğnenmiş, köpeksi bir sadakat sergiliyorlardı. O gün uzun süredir ilk kez oturup ağladım.