Bir Kimya Meselesi, sadece bir kadının başarı öyküsü değil; toplumsal normlara, önyargılara ve erkek egemen bilim dünyasının katı duvarlarına karşı verilmiş muazzam bir sarsılmaz duruş hikayesi. Dönemin sığ ve kadını sınırlandıran düşünce yapısı göz önüne alındığında, ana karakter Elizabeth Zott'un hikayesi edebi açıdan son derece ilham verici ve güçlü. Üzerinden yıllar geçmesine rağmen günümüz dünyasında da kadının iş hayatındaki var olma mücadelesinin benzer yönler taşıması, romanın altını çizdiği temaları çok evrensel ve güncel kılıyor.
Kitap; sarsılmaz dostlukları, hayattaki yalnızlıkları, kurumsal çürümeyi ve insan çelişkilerini okuyucuyu hiç boğmadan, son derece akıcı, sürükleyici ve yer yer eğlenceli bir üslupla sunmayı başarıyor. Tek bir konuya saplanıp kalmaması, yan karakterlerin hikayeyle çok güzel harmanlanması romanı katmanlı hale getirmiş.
Bir diyetisyen adayı olarak, Elizabeth’in yemek pişirme eylemine getirdiği radikal yaklaşım beni ayrıca etkiledi. Mutfaktaki o geleneksel kalıpları yıkıp; yemek yapmayı sadece fizyolojik bir ihtiyaç değil, besin değerleri ve yemeğin kimyası üzerinden şekillenen bilimsel bir süreç olarak ele alması muazzam bir aktarımdı. Bilimi laboratuvardan çıkarıp gündelik hayatın tam merkezine taşıması, bilgiyi teoride bırakmayıp yaşatması kitaba dair en sevdiğim detaylardan biri oldu. Bilimin ışığında yürümeyi seven, toplumsal dinamikleri sorgulayan herkesin keyifle okuyacağı harika bir başyapıt.