Sarılıyoruz sevgilimle birbirimize. Birlikte girdiğimiz ilk ve son yatak bu. Son olduğunu henüz bilmiyoruz.
Son..
“ Acılarım beni yaşama bağlıyor çok şükür. Bağlandığım yerde bir vatan büyütüyorum. O vatanı içinde hisseden mutsuz olabilir mi? İçindeki acıyla dışındakini anlamaya çalışan, sılaya adım adım yaklaşmaz mı? ”
Mutfaktan Civciv’in sesi geliyor: -Matematik’ten on bile alsam Dekor ya da Heykel bölümüne girebilirmişim, Hasan söyledi. -On alırsın herhalde canım. diye yanıtlıyor Uğur. Salata yapma işini özenle sürdürüyorlar. Civciv bir türkü mırıldanıyor. Buğulu camı kırmak istiyorum bir yumrukta. Son anda vazgeçiyorum. Niye kırdın lan camı, demezler mi adama?
«Devrim çağı aynı zamanda 'kuşku ustalarının' çağıdır. Bu düşünürler dini ve tanrı fikrini eleştirirler. Bunların insanların kendilerini rahatlatmak ya da diğer insanlar üzerinde egemenlik kurmak için yarattıkları basit ve saf kurgular olduğundan, bir serap, bir göz yanılması olduğundan şüphelenirler. Marx, tanrının insanları değil, insanların tanrıyı yarattığı fikrini geliştirmiştir. Nietzsche de 'tanrının öldüğünü', başka bir deyişle inancın bittiğini açıklamıştır. Freud ise dini inancı çocukluk korkularımızın ve ilkel korunma ihtiyacımızın bir kalıntısı olarak tanımlamıştır. "Bu üç düşünür birbirlerinden son derece farklıdır, ancak pek çok kişi için büyük öneme sahip tanrı fikrinin başka bir şeyleri sakladığını açıklama konusunda hemfikirlerdir. Saklanan şey Marx'a göre sosyal sınıflar arasındaki çatışmalardır, Nietzsche için içgüdüler ve değerler arasındaki çatışmalardır, Freud için de çocukluk dönemindeki cinselliğin ruhsal çatışmalarıdır."»
Sayfa 367
Edebiyat
"ölüm büyük bir hırıltıyla başlayıp tarifi imkânsız bir hayalle son bulacak.."
1000Kitap
«Acımasızlık asla son bulmayacak mı? Özgür insanlık umudu hep hayal kırıklığıyla mı sonuçlanmalı? Hep yeni efendiler, yeni köleler, yeni vahşetler mi üretilecek?»
Sayfa 366
Edebiyat