Dokunmadan… Kendi hayatına dokunamayan Adalet’in okuyucularının yüreğine dokunan hikâyesi.
Hayatının dönüm noktasını yaşayan ikinci bir hayat için yüreğindeki yüklerden kurtulmak isteyen Adalet, en ağır yükü olan Mahsun’un peşine düşer. Yol arkadaşı Hülya, kendine itiraf edemediği gerçeklerin dillenmiş halidir.
Birdenbire hayatına giren Sadi Seber ise Adalet’e unuttuğu duygularını hatırlatır. Kimseye güvenemeden geçen hayatında birisine güvenir ve Adalet’in deyişiyle 20 saniyeden fazla sarılır. Hayatları çiçek açmak üzereyken bir anda tepetaklak olur her şey. Bir yanlış anlaşılma iki hayatı birden mahveder.
Yoluna yalnız devam eden Adalet şehir şehir gezerek aradığı Mahsun’u bulur ancak tam da burada ters köşe olur her şey.
Yeni hayatın sana aşk dolu baharlar sunmalıydı Adalet. Tam da yüklerinden hafiflemiş yeni hayatına merhaba demişken olmamalıydı bu son.
Dokunmadan… Kelimeler şöleni, duygular ziyafeti bir eser. Kahramanın iç dünyasına yapılan yolculukta kendi duygularımızın gizli odalarına yolculuk yapıyor aynı zamanda toplumun apaçık kanayan yaralarına bir mide bulantısı da biz ekliyoruz.
Dokunmadan, hayatlarımıza dokunmamız gerektiğini, hayatı sözde değil özde yaşamamız gerektiğini hissettiren bir kitap. Okuma zevki oldukça yüksek, kelimelerin, cümlelerini tadını damağımızda bırakan harika bir eser.