• Kendi hazırladığım bir liste bırakıyorum buraya. İzlediğim yabancı dizileri bulunduran. Kısa bilgi de barındıran.
    📀DİZİ LİSTESİ📀
    Not:⤵️
    ✨ Bitirdiklerim
    🌀 Yarım kalanlar
    🎈 Animasyonlar
    🛡️⚔️🗝️🤴👸🛡️⚔️🗝️💂🛡️⚔️🗝️👸🤴🛡️
    _TARİH_ ⤵️
    ✨ *MERLİN* harika seri ilk izlediğim dizilerden. Dostluk güzel şeylere inanç var hep içinde. Arthur'ün efsanesini anlatıyor ama tarihi sayılabilir. 5 sezon.
    ✨ *CHERNOBLY* (ÇERNOBİL) 5 bölüm ortalama 6 saat sürüyor toplam Çernobili anlatıyor. Tek sezon.
    ✨ *GAME OF THRONES* (TAHT OYUNLARI) Fantastik, kitaptan uyarlama büyük seri (kanlı ve açık sahne bol) fantastik bir seri ama tarihi yönü var. 8 Sezon. HBO kanalının dizisi.
    ✨ *VİKİNGS* (VİKİNGLER) mükemmel (kanlı) vikingleri anlatıyor. Başarılı bir yapım. HİSTORY kanalının dizisi. 6. Sezonu yayınlanıyor. (Açık sahne olabiliyor)
    ✨ *SALEM* salem cadılarını anlatan fantastik ama tarihi sayılabilir bir dizi. (Açık sahne olabiliyor)
    📏⚗️📏⚗️📏⚗️📏⚗️📏⚗️📏⚗️📏⚗️📏
    _BİLİM KURGU_⤵️
    ✨ *WEST WORLD* (BATI DÜNYASI) 2 sezon. Felsefe, sosyoloji ve bilim kurgu bir arada. Şaşırtan kaliteli yapim. HBO dizisi. (Açık sahne olabiliyor).
    ✨ *BLACK MİRROR* (KARA AYNA) Her bölüm ayrı hikaye düşündürücü mesaj içeren. 5 sezon ve geçenlerde ⤵
    ✨ *BANDERSNACHT* isimli interaktif filmi yayınladı beyin yakıyor. Film.
    🌀 *DOKTOR WHO* (DOKTOR KİM) bilim kurgu eskilerden beri olan bir dizi. Siyah beyaz sezonları bile var.
    ✨ *DAYBREAK* (KIYAMET)bilim kurgu, gençlik ve güzel anlatımı var,hoş 1 sezon yayınlandı henüz.
    ✨ *HUMANS"* (İNSANLAR) bilim kurgu. 3 sezon.
    ✨ *WEİRD CİTY* (GARİP ŞEHİR) , Black mirror tadında daha garip sadece yeni yayınlandı çıtır dizi. 1 sezon.
    ✨ *MR. ROBOT* (BAY ROBOT) bilim kurgu komplo tarzı. Kafa açıyor. 4 sezon. Son sezonu yayınlanıyor.
    ✨ *HANNA* 1 sezon yayınlandı güzel.
    ✨ *VWARS* (VAMPİR SAVAŞLARI) bilim kurgu ve fantastik türlerinin bir arada bulunduğu güzel mi güzel bir dizi yeni, tek sezon yayınlandı 10 bölüm ortalama 40 dk ilk bölüm dışında. Başarılı buldum.
    ✨ *THE SOCİETY* (TOPLUM) sosyolojiye giriş niteliğinde hoş 1 sezon.
    ✨ *THE HANDMAİD'S TALE* (DAMIZLIĞIN ÖYKÜSÜ bilim kurgu drama 3 sezon. (Açık sahne olabiliyor). Kitaptan uyarlama. Çok kaliteli oyunculuk. Çok sanatsal başarı. Renkler müzikler çoook yoğun ve doğru kullanılmış. Giderek devleşen bir başrol oyunculuğu. Psikolojik gerilim tadı da var biraz. Distopya.
    ✨ *STRANGER THİNGS* (GARİP ŞEYLER) efso bilim kurgu geçmiş zaman da geçiyor. 3 sezon.
    ✨ *DARK* (KARANLIK) bilim kurgu beyin yakıcı. Alman dizisi. 2 sezon.
    ✨ *THE GOOD PLACE* (İYİ YER) komedi felsefik çerezlik dizi 20 dk yada 30 dk falan. 4 sezon.
    💎⚰️🔮⚔️🧟🧙‍♀️🧝🧞🧚🏼‍♀️🧛🧜‍♀️🔮⚰️💎⚔️
    _FANTASTİK_⤵️
    ✨ *YAŞAMAYANLAR* ilk Türk vampir dizisi güzel. 8 bölüm tek sezon.
    ✨ *THE WİTCHER* harika bir orta dünya şöleni. Oyunu ve kitabı var. 1 sezon 8 bölüm ortalama 1 saat. (Çıplaklık barındırıyor).
    ✨ *SHADOWHUNTERS* ( GÖLGE AVCILARI) - fantastik 3 sezon kitabi ve filmi var. Vampir, kurt adam, cadı, iblis.
    🌀 *LOST GİRL* (KAYIP KIZ) fantastik değişik konulu. Bitirmedim. Fena değil. Vampir, kurt adam, cadı ve daha başka şeyler. (Açık sahne olabiliyor) 5 sezonmus.
    ✨ *THE VAMPİRE DİARİES* ( VAMPİR GÜNLÜKLER) - fantastik 8 sezon. Kitaptan uyarlama. Vampir, kurt adam, cadı.
    ✨ *THE ORİGİNALS* (ORİJİNALLER) - Fantastik vampir günlüklernin yan dizisi ama bu sene bitiridiler aile dizisi tam bir. 5 sezon. Vampir, kurt adam, cadı.
    ✨ *DRACULA (2020)* Netflix yapımı mini dizi tadında. İlk sezon 3 bölüm. Ortalama 1 buçuk saat. Devam edecek mi bilmiyorum. Fakat anlatım başarılı. Klasik hikaye farklı işlenmiş. Hoş şeyler var. İzlenişi keyifli. Mide bulantısı yapabilir bazen. Alışkın olmayan için.
    ✨ *ATİYE* Netflix, ilk sezon bitti 8 bölüm. Ortalama 45 50 dk. Güzel başarılı. Kültürel ve efsane bulunduran.
    ✨ *LEGACİES* (MİRAS) the originalsin yan dizisi 2. Sezon yayımlanıyor. Vampir, kurt adam, cadı. Ek canavarlar.
    🌀 *SUPERNATURAL* (DOĞAÜSTÜ) 15. Sezon. fantastik biraz ürkütücü. Vampir, kurt adam, cadı ,iblis ve daha nicesi.
    🌀 *HEMLOCK GROVE* fantastik 3 sezon son sezonu izlemedim biraz değişik. Vampir, kurt adam, cadı.
    🌀 *BELİEVE* (İNANMAK) 1 sezonluk fantastik dizi. Psişiklik.
    🌀 *I ZOMBİE* (BEN ZOMBİYİM) 5 sezon polisiye. Zombi.
    ✨ *BİTTEN* (ISIRILAN) kadın kurt adam hikayesi 3 sezon.
    ✨ *BEİNG HUMAN* (İNSAN OLMAK) 4 sezon. vampir kurt adam ve hayalet aynı evde yaşarlar.
    ✨ *SHANARRA CHONİCLES* (SHANARRA GÜNLÜKLERİ) Fantastik ama 2. Sezonda iptal ettiler. Kitaptan uyarlama. Farklı bir orta dünya tasfiri.
    ✨ *CHİLLİNG ANDVENTURES Of SABRİNA*
    sabrına Spellman i anlatıyor ancak daha böyle ürkünç güzel Rİverdale yan kasabası greendale de geçiyor. 2 sezon. Cadı , iblis.
    ✨ *THE GİFTED* (YETENEKLİ) son sezonu iptal edildi 2 sezon. Mutant.
    🌀 *THE FLASH* yarım bıraktım ama şey kahraman dizisi. 6 sezon.
    ✨ *THE MAGİCİANS* (SİHİRBAZLAR) gittikçe güzelleşsen gördüğüm nadir dizilerden sihir dizisi. 4 sezon. Büyü vs.
    ✨ *WİTHCES OF THE EAST AND* (EAST AND CADILARI) cadı dizisi eski bir dizi. 2 sezon. Cadı.
    🌀 *EMERALD CİTY* bir bölüm falan izledim yarım kaldı fantastik bir tür. 1 sezon. Dizi iptal edilmiş. Öz büyücüsü hikayesi sanırım.
    ✨ *TEEN WOLF* (GENÇ KURT) efsane kurt adam dizisi 6 sezon. Güzel efsaneler var. Kurt adam dışında doğaüstü şeyler de var.
    ✨ *HAKAN: MUHAFIZ* Netflixin ilk türk dizisi hikayesi güzel 2sezon oynadı. Efsane anlatıyor.
    ✨ *WOLFBLOOD* (KURTKAN) daha çok küçük yaş dizisi kurtadamlar falan var ama güzel. 3 sezon. Yeni versiyonu da varmış sanırım.
    ✨ *SİEMPRE BRUJA* (HER ZAMAN BİR CADI) 1 sezon 10 bölüm ispanyol dizisi. Cadı.
    ✨ *DİSCOVERY OF WİTCHES* (CADILARIN KEŞFİ) 1 sezon cadı fantastik dizi.
    ✨ *ORDER* (TARİKAT) 1 sezon cadı fantastik dizi.
    ✨ *MY BABYSİTTER'S A VAMPİRE* (BAKICIM BİR VAMPİR) Disney dizisi bir sezon 13 bölüm. Vampir.
    🌀 *MYSTERİOUS HİSTORY* (ESRARENGİZ TARİH) bulamadığım bir dizi önceden TV de bakardım
    ✨ *THE SECRET CİRCLE* (GİZLİ ÇEMBER) tek sezon cadı dizisi. Cadı.
    ✨ *TRUE BLOOD* (DOĞRU KAN) en kotu oyunculuk dizisi başrol çok kötü 7 sezon vampir fantastik Vampir, kurt adam, cadı, peri, şekil değiştiren ve daha nicesi.
    🌈🌈🌈🌈🌈🌈🌈🌈🌈🌈🌈🌈🌈🌈🌈
    _TOPLUMSAL MESAJ_ ⤵️
    ✨ *ŞAHSİYET* çok guzel bir yapım. Başarılı oyunculuk, güzel senaryo.
    ✨ *THE FAMİLY* (AİLE) değişik bir belgesel 1 sezon.
    ✨ *13 REASONS WHY* (ÖLMEK İÇİN 13 NEDEN) efsane sosyolojik olaylar var gençlerin yaşadığı birbirine yaşattığı zorluklar var. 3 sezon.
    🏃🏾‍♀️🚶🏃🏾‍♀️🚶🏃🏾‍♀️🚶🏃🏾‍♀️🚶🏃🏾‍♀️🚶🏃🏾‍♀️🚶🏃🏾‍♀️🚶🏃🏾‍♀️
    _GENÇLİK ve ENTRİKA_⤵️
    ✨ *Fİ* kitap uyarlama, psikolojik, hoş. Sanırım tek sezon.
    ✨ *SKAM* (UTANÇ) Norveç dizisi bir sezon gay sezonu. kaos falan keyifli lise dizisi bu aralar italyan versiyonunu da izledim güzel. 4 sezon.
    ✨ *SKAM* ( italyan versiyon). 2 sezon.
    ✨ *ELİTE* (ELİT) lise draması.2 sezon. İspanyol.
    🌀 *SUBURGATORY* (VAROŞLAR) bulamadığım bir dizi önceden TV de bakardım.
    ✨ *RİVERDALE* kanada dizisi ilginç lise dramasi. Güzel gizemleri var. 4 sezon.
    🎀🎀🎀🎀🎀🎀🎀🎀🎀🎀🎀🎀🎀🎀🎀
    Animasyon olarak yetişkin çizgi filmi yani
    🎈 *DİSENCHANTMENT* değişik noktalara değiniyor güzel. Tarihi, Fantastik.
    🎈 *RİCK AND MORTY* bol mesajı biraz argo izledim yeni sezon bekliyorum. Bilim kurgu.
    🎈 *THE SİMPSONS* mesajli değişik 20 kusur sezonlu tabiki bitmedi 😂
    🎈 *FAMİLY GUY* tabiki argolu ve komik arada denk geldim
    🎈 *FİNAL SPACE* çok hoş bir uzay animasyonu 2 sezon 23 bölüm ortalama 20 dk tam çerez. Bilim kurgu.
    🎈 *STAR KÖTÜ GÜÇLERE KARŞI* çizgi film güzel 🤭 fantastik.
    🎈 *WİNX* fantastik.
    🎈 *AY SAVAŞÇISI* Fantastik.
    🎈 *LİTTLE WİTCH ACADEMİA* cadı keyifliydi.
  • Baklava ikramına buyrun....

    1-Kitap Şuuru ailesi olarak yeni hedef sosyal medya platformu 1000kitap'taki hediye kitap kampanyamızı genişleterek daha tatlı bir boyuta kavuşturuyoruz.

    2-Bu amaçla 10 Şubat 2020 tarihine kadar Zafer Saraç'ın "Seyahat Diyen Kitaplar" isimli eserini okuyup 1000kitap.com sitesinde ilgili kitaba inceleme yazan 2 talihliye birer kilo halis Gaziantep Baklavası hediye edilecektir.

    3- Hediyeyi kazanmak için "Seyahat Diyen Kitaplar" isimli esere dair en az 150 kelimelik, yazım ve imla kurallarına uygun, inceleme yazmanız gerekmektedir.

    4-Yazılan incelemenin sonuna #kitapsuuru hastag'inin eklenmesi zaruridir.

    5- Bu amaçla 10 Şubat 2020 saat: 21.00'de canlı yayınla çekiliş yapılacak en geç 15 Şubat 'ta talihlilerin hediyeleri ellerine ulaşmış olacaktır.

    6- Kitapseverlerin önce 1000kitap.com sitesine üye olmalarını daha sonra KitapŞuuru hesabını takip etmelerini öneriyoruz. Son sözümüz Kitap Şuuru İnsanlık Şuurudur.

    7. Bu duyuru metnini gerek binkitap.com sitesinde veyahut varsa facebook, ınstagram hesaplarında paylaşılmasını istiyoruz.

    Kitap Şuuru projeleri Koordinatörü
    Oğuzhan Saygılı
  • Geride bıraktığımız bir sene boyunca raflara çıkan yerli, yabancı, edebiyat ve edebiyat dışı kitapları Hürriyet Kitap Sanat’ın 20 kişilik jürisi değerlendirdi. Jüri üyelerimizin ‘ilk 10 kitap’ sıralamasına göre yaptığımız puanlamanın sonunda, Murathan Mungan’ın son şiir kitabı ‘Çağ Geçitleri’, en çok oyu alarak birinci sıraya yerleşti. İşte jürimizin seçkisiyle, 2019’un en iyi 50 kitabı...

    1. Çağ Geçitleri Murathan Mungan, Metis
    Murathan Mungan, 40 yıldır ‘yeni’. Son şiir kitabı ‘Çağ Geçitleri’nde de kendi yenilik geleneğini sürdürüyor şair. Bu gelenekte her zaman çeşitlilik, renklilik, farklılık vardır, en çok da yenilik, süreklilik... ‘Çağ Geçitleri’nde karşılaştıklarımız içi dışı bir şiirler. İçine de açık, dışına da. Kendiliğinden dökülüvermiş gibi. Sade, yalın, ışıltılı. Mungan’ın çalışkan şiirinin iyice olgunlaşarak artık bir ‘klasik’ kıvamına gelmesinin güzel bir örneği ‘Çağ Geçitleri’... Haydar Ergülen

    2. Tarihi Kırıntılar Barış Bıçakçı, İletişim
    Barış Bıçakçı’nın son kitabı ‘Tarihi Kırıntılar’ı okurken şöyle düşündüm: “Şiir, roman olarak yazılsaydı herhalde böyle yazılırdı.” ‘Tarihi Kırıntılar’, ‘poetika’sı olan bir roman. Üstelik bir şair değil, pek çok farklı şair tarafından yazılan bir poetika bu. Bıçakçı’nın su doğallığındaki anlatımı, cümleden çok dize saydığım parçaları ‘Tarihi Kırıntılar’ı, roman, öykü, şiir, ne niyetine okursak okuyalım, öncelikle şairler ve şiir okurları için unutulmaz bir kitap kılıyor. Poetika susuzluğumuz için birebir! Haydar Ergülen

    3. Beni Kör Kuyularda, Hasan Ali Toptaş, Everest
    Hasan Ali Toptaş son romanı ‘Beni Kör Kuyularda’da, ayakkabıcı babasına yemek götürüp eve döndükten sonra suskunlaşan Güldiyar’ın neler yaşadığıyla ilgilenmiyor; gözlerinden yaş yerine taş akan bu genç kadını bir gösteriymiş gibi izlemeye gelen insanlarla, daha doğrusu ‘seyir toplumu’yla ilgileniyor. Masalsı bir anlatı kursa da gerçekliği terk etmiyor Toptaş. Oldukça akıcı bir roman... Toptaş, sonuna kadar merak unsurunu korumayı biliyor. İlerleyen sayfalarda olay ağır basıp şiirsel anlatım geriye kaçsa da masalsılık ihmal edilmemiş. Metin Celâl

    4. Kayıp Çocuk Arşivi, Valeria Luiselli, çev.: Seda Ersavcı, Siren
    5. Hayat Dudaklarda Mey, Murat Meriç, Overteam Yayınları
    6. Fikret/Kendi Cevvim-Kendi Eflakimde Kendim Tairim, Beşir Ayvazoğlu, Everest
    7. Mimesis Erich Auerbach, çev.: Herdem Belen, Hüseyin Ertürk, İthaki
    8. Normal İnsanlar, Sally Rooney, çev.: Emrah Serdan, Can
    9. Benim Gibi Makineler, Ian McEwan, çev.: İlknur Özdemir, Yapı Kredi
    10. İki Cihan Arasında, Cemal Kafadar, Metis
    11. Nâzım Hikmet’in Yolculuğu, Haluk Oral, İş Kültür
    12. Aslı Gibidir, Murat Özyaşar, Doğan
    13. Behçet Hoca, Hilmi Yavuz, Everest
    14. Bir Gölge Gibi Silineceksin, Selim İleri, Everest
    15. Balyozla Balık Avı, Cemil Kavukçu, Can
    16. Varamayan, Ahmet Büke, Can
    17. Kız Çocuğu, Onur Ünlü, Doğan
    18. Feminist Manifesto, Chimamanda Ngozi Adichie, çev.: Begüm Kovulmaz, Doğan Kitap
    19. Kasiyer, Sayaka Murata, çev.: H. Can Erkin, Turkuvaz Kitap
    20. Kanayak, Gamze Arslan, Can
    21. Nickel Çocukları, Colson Whitehead, çev: Begüm Kovulmaz, Siren Kitap
    22. Hayatın En Yakın Benzeri, James Wood, çev.: Ülker İnce, Can
    23. İlkbahar, Karl Ove Knausgaard, çev.: Haydar Şahin, Monokl
    24. Uç Artık, Etgar Keret, çev.: Avi Pardo, Siren
    25. Devran, Selahattin Demirtaş, İletişim
    26. Karanlıkta, Fatih Baha Aydın, Everest
    27. Otların Uğultusu Altında, Şükrü Erbaş, Kırmızı Kedi
    28. Birlikte Yaşamanın Yolları, Camille Bordas, çev.: Betül Cevahircioğlu, Siren
    29. Çocuk Geliyor, Han Kang, çev.: Göksel Türközü, April
    30. Uygarlıkların Batışı, Amin Maalouf, çev.: Ali Berktay, YKY
    31. Hayvan Müzesi, Carlos Fonseca, çev.: Roza Hakmen, Metis
    32. Milletin Mimarisi, Bülent Batuman, Metis
    33. Zama, Antonio di Benedetto, çev.: Nurhayat Çalışkan, Alakarga
    34. Bilmek İstemediğim Şeyler, Deborah Levy, çev.: İnci Asena, Everest
    35. Benim İki Dünyam, Sergio Chejfec, çev.: Bülent Kale, Jaguar Kitap
    36. Rüzgârda Asılı Arp, Walter Benjamin, çev.: Yahya Kurtkaya, Pruva
    37. Bir Taşra Köpeği, Akın Aksu, Doğan
    38. Kaybolan Bağlar, Johann Hari, çev.: Barış Engin Aksoy, Metis
    39. Mazisi Olan Kadın, Scott Fitzgerald, çev.: Roza Hakmen, Can
    40. Beterotu, Pınar Öğünç, İletişim
    41. İstanbullu Rum Bir Ailenin Mutfak Serüveni, Marianna Yerasimos, YKY
    42. Cumhuriyet’te Beyoğlu, Turan Akıncı, Remzi
    43. Ay Eskir Gün Işırken, Fadime Uslu, Can
    44. Su Kürü, Sophie Mackintosh, çev.: Begüm Kovulmaz, Can Yayınları
    45. Neden Ucuz Saat Takıyorsun?, Hans Fallada, Can
    46. Rüzgâr Bizi Götürecek, Füruğ Ferruhzad, YKY
    47. Tesadüfi Buluşlar, Elena Ferrante, çev.: Eren Yücesan Cendey, Everest
    48. Proleterler İçin Patafizik Dersleri, Onur Akyıl, Can
    49. Kadının Fendi, Erlend Loe, çev.: Dilek Başak, YKY
    50. Kısa Hayat, Juan Carlos Onetti, çev.: Soykan Özyurt, Alef

    http://www.hurriyet.com.tr/...i-50-kitabi-41406643
  • Aralık ayında okuduğum kitaplar :

    1- Fareler ve İnsanlar
    2- Bülbülü Öldürmek
    3- Momo
    4- Son Ada
    5- Otomatik Portakal
    6- Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
    7- Amok Koşucusu
    8- Lüzumsuz Adam
    9 - Az Şekerli
    10 - Medari Maişet Motoru
    11- Çakıcı'nin İlk Kurşunu
    12- Sarnıç
    13- İnsancıklar
    14- Şahmerdan
    15- Öteki
    16- Bir Kadının Hayatından 24 Saat
    17- Tüneldeki Çocuk
  • Şems-i Tebrizi 'nin 40 Altını

    1.
    Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla...Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

    2.
    Hak Yol' unda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!

    3.
    Kur'an dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

    4.
    Kainattaki her zerrede Allah'ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada değil, her yerdedir. Allah'ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O'nu görüp ölen de yoktur. Kim O'nu bulursa sonsuza dek O'nda kalır.

    5.
    Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. "Aman sakın kendini" diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: " Bırak kendini, koy gitsin! " Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!


    6.
    Şu dünyadaki çatışma, ön yargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşk dilsiz olur.

    7.
    Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat' i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

    8.
    Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Dileğin gerçekleşmediğinde de şükret.

    9.
    Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

    10.
    Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

    11.
    Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

    12.
    Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

    13.
    Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

    14.
    Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

    15.
    Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

    16.
    Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.

    17.
    Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

    18.
    Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara ; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.

    19.
    Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

    20.
    Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

    21.
    Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk' ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

    22.
    Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

    23.
    Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıktan uzak dur.

    24.
    Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, atttığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

    25.
    Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

    26.
    Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öteki ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

    27.
    Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

    28.
    Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz.

    29.
    Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

    30.
    Başkaları tarafından kınansan, ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uğrasan bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur görme. Kusur ört.

    31.
    Hakk'a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar, kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

    32.
    Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

    33.
    Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

    34.
    Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.

    35.
    Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım sıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

    36.
    Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!

    37.
    Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki, sayesinde her şey zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için biz aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

    38.
    "Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?" diye sormak için hiç bir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

    39.
    Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiç bir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır merkezinde... Hem de bir günden bir güne hiç bir şey aynı olmaz.

    40.
    Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk'ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da dışındasındır hasretinde.
  • 631 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Merhaba dostlar. Geldik son kitaba. Öncelikle kısa konulardan başlayalım. İlk olarak muayenesi ve içki sorunu ele alınıyor. İleride Siroz teşhisi konulacak durumu az çok duymuşsunuzdur. Bunun evvelinde bir doktor muayenesi ile başlıyoruz kitabımıza. Ardından kısa kısa hikayelerle devam ediyoruz ilk başlarda. Bazen kendisi bir bölüme 150n sayfa ayırdığı için böyle 1-2 sayfalık kısa anılardan oluşan hikayeler görünce beni çok şaşırttığı için bu şaşkınlığım ilk paragraf önceliğim oldu resmen.
    Takvimler 1927 olduğunda Paşa bir gün şarkı dinlemeye gider. Bakar ki hep Arap şarkıları söyleniyor, ülke de bir Türk kültürü yerine Arap kültürü egemenliği var. Bakınca devlet dairesine kadar girmiş, devletin resmi dili olmuş artık. Dünyada ise çok kolay kullanılan bir dil var, Türkçe Ö,P,Ç gibi harfleri de kullanabilme imkanı sağlıyor. Şimdi bile bazı klavyelerin Türkçe karakterinin olmaması nedeniyle SIKILDIĞIMIZI bile belirtemediğimizi göz önüne almamızı istiyorum hep beraber. Paşa da o zaman ben bir harf devrimi yapabilir miyim düşüncesinde. O kafasına koyduysa yapar tabii ki. Ayrıca şu da bilinen bir gerçek ki ulusun %90’ı okuma-yazma bilmiyordur. Bu bilinen bir gerçektir çünkü 20. yüzyıl başı itibariyle yaşanılan savaşlar ve neredeyse sürekli savaşla geçen 30 yıl gibi bir zamandan sonra birçok erkek şehit olunca ve kadınların da o dönem şartlarında eğitimine fazla önem verilmediğinden bu oran düşüktür. Bunda kesinlikle bir kötüleme yapmıyorum, benim yaş grubum mutlaka hatırlayacaktır ki 2000’li yıllarda ilkokula giderken okul poşetlerimizde şöyle bir yazı vardı: HAYDİ KIZLAR OKULA. Söyleyeceklerim bu kadar.
    => 1 Kasım 1928 – Latin Harflerinin Kabulü

    Biz Türklerin en büyük yaşadığı tartışmalardan birini bilirsiniz. Nereden Geldik? Evet, bu bizim yaşantımızın büyük bir sorunu aslında. Bir boy olarak mı vardık, devletimiz hep var mıydı derken işin aslı ilk olarak nerede nasıl bir araya gelip bir topluluk kurduk, araştırdık? Ne eserler verdik, neler yazdık? Bulunan yazıtlarımızı, anıtlarımızı neden bizler değil de daha birkaç sene önce savaştığımız insanlar bunları araştırmaya kendilerini adamışken, bizler neden kendi öz tarihimizi araştırmıyor, neler olduğunu bilmiyorduk. İşte bu düşünceler ile birlikte bir şey yapılmaya karar verildi. Bununla beraber ileride iki kurum kurulacaktı.
    => 15 Nisan 1931 – Türk Tarih Kurumu Kuruldu
    => 12 Temmuz 1932 – Türk Dil Kurumu Kuruldu

    Bunların akabinden bir Sığırtmaç Mustafa meselemiz var. Diğerlerinin arasında bunu ayırma gereği gördüm. Fikriye Hanım’a yaptıkları yüzünden bir türlü kanımın ısınmadığı isimler arasında kız kardeşi Makbule Hanım, Makbule Atadan da bulunmaktadır. Yanlış anlaşılmasın, Mustafa Kemal’e bugün nasıl aşkla bakıyor, nasıl özlem duyuyorsak ben aynı şekilde Fikriye aşkına tutuldum. Kendisi telefonumun ekran resmidir. Söylemekten onur duyarım. Neyse, bu Sığırtmaç Mustafa, Mustafa Demir işte bu Makbule Atadan’ın daha sonradan manevi oğlu olacak, askeriyeye girecek, subay olarak çıkacaktır. Mustafa Kemal ile 11 yaşında karşılaştığı söylense de Paşa ile 8 yaşında karşılaştığı bilinmektedir. Özel ilgi görmüş ve bu ilginin karşılığını hem okuması ile hem asker kişiliği ile ödemeye çalışmıştır.
    => 16 Eylül 1929 – Sığırtmaç Mustafa ve Mustafa Kemal Karşılaşması

    Geleceğiz en can alıcı noktalardan birisine. İsmet İnönü diktatörlüğü ülkeyi kavurmaktadır. Köylü perişandır. Milletin efendisi sözü laftadır. Koskoca Mustafa Kemal, Dolmabahçe’de hapis hayatı yaşarken İsmet Bey rahatça takılmakta ve neyi nasıl istiyorsa öyle yaptırmaktadır. Paşa bu durumdan oldukça rahatsızdır. Bir ara konuştukları mecliste bir yoklama yapar, acaba Paris’ten Ali Fethi Bey’i geri mi getirsek de İsmet’e rakip yapsak diye. Aslında kimse net cevap veremez ama İsmet Bey’e karşı da öyle bir dolmuşlardır ki bunu hepsi benimser. Ali Fethi Bey de gelerek partiyi kurar aslında. Parti ikinci birçok parti denemesidir aslında. Başlıca ilkeler Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik olup yabancı sermayenin ülkeye girişini savunmak isteyen Sağ Merkezli bir partidir. Bu partiye küfür edenler dahi var ve bunu belirteyim Mustafa Kemal’in yakın arkadaşları ve güven duyduğu insanları bizzat teşvik ederek bu partiye soktuğu kayıtlarıyla beraber mevcuttur. Zaten CHP’li olup İsmet Paşa’ya karşı olan kim varsa partiye katılmış, katılmayanların beyanatlarında da tekrar bir İstiklal Mahkemesi kurulur da asılırız korkusu fark edilmiştir. Yani sözün özü bu parti eğer sonradan içine girenleri yönetebilseydi harika bir siyasi ortam oluşabilecekti ama nasip değilmiş ki gene olmadı.
    => 12 Ağustos 1930 – Serbest Cumhuriyet Fırkası Kuruluş
    => 17 Kasım 1930 – Serbest Cumhuriyet Fırkası Kapanış

    Mustafa Fehmi denildiğinde aklınıza ne geliyor? Eğer çıkaramadıysanız hemen şöyle belirteyim. Kubilay. Asteğmen olarak gösterilse de bir öğretmen ve bir yedek subay olduğunu özellikle belirterek başlayacağım. Bu yüce şehidimiz bizlere hakkını helal eder inşallah. Kendisine Mehdi diyen Derviş (!) Mehmet tarafından şehit edildiğinde Menemen’de olaylar büyümüştü. Ben Mehdiyim diyerek ortalığı bulandıran bir insan Şeyh Sait isyanı sonrası en büyük Cumhuriyet dönemi isyanını gerçekleştirmişti. 23 Aralık yani 2 gün öncesi de onun şehadet dönemidir. İsyanda bu Mehdi öldürülmüş, geri kalanlar ise idam ve yaşı küçük olanlar da çeşitli ağır cezalara çarptırılmışlardır.
    => 23 Aralık 1930 – Öğretmen Kubilay Şehit Edildi
    => 3 Şubat 1931 – Kubilay’ın Katilleri Asıldı

    Bu kitabı son kitap olmasından mı yoksa içeriğinin zenginliğinden mi daha bir benimsedim bilmiyorum. Şimdi sizi bir yolculuğa daha çıkarayım. Atatürk’ün manevi kızı Ülkü. Mutlaka Ata’yı araştıranlar bir yerlerde onu da görmüşlerdir. Hiç hikayesini merak ettiniz mi? Ben de burada okurken öğrendim ve çok da mutlu oldum. Valide Zübeyde Hanım, ahretliğim (evlat, evlatlık) diyerek Vasfiye adında bir kadını hiç yanından ayırmaz. Bu kız olgunluğa eriştiğinde biriyle evlenir. Evlendiği adam hem çalışmadığı gibi (karakterini s….m böylelerinin) hem de kadının ev işlerine giderek kazandığı parayı zorla elinden alıp harcamakta ve kadına işkence etmektedir. Bu kadın bir gün daha fazla dayanamaz ve Gazi Paşa’nın yanına gider. Önce yaver Cevat Abbas ile görüşür sonra Paşa da onun derdini öğrenir ve bu duruma çok üzülür. Vefat eden annemizi hatırlamıştır. Onu helal süt emmiş biriyle evlendirip rahat ettirmek ister ve bunu bulur. Çukluoğlu adındaki bir trenci. Bu iki güzel insanın bir sonraki yıl evlatları olacaktır. İşte bu güzel kız çocuğu, bizim ablamız Ülkü’dür. Hadi devam edelim, bunun gerisi yalanlayacak babayiğit varsa başım gözüm üstüne. Bu kızcağız sonradan elim bir trafik kazasında (!) hayatını kaybeden Ülkü Adatepe’den başkası değildir. 6 yaşına kadar Atatürk’ün yanında yaşadıktan sonra onun vefatıyla beraber ülkenin kendisine kaldığını sananların hegemonyasında 16 yaşında evlendirilmiş, Atatürk’ten kalan miras payı kendisinden Atatürk sonsuzluğa gittiğinde alınmış ve maddi imkansızlıklarla boğuşturulmuş bir insandı o. Yıllar geçse de ona yapılan düşmanlık, ona yapılan haset bitmeyecek, 2012 tarihinde saatlerce trafik kanununu hiçe sayan, ömründe özel şoförlük yapmamış bir kamyon şoförünün kullandığı 15 senelik bir hurda yığınının içinde elim bir kaza (!) sonucu vefat etmiştir. Ben yemedim, siz yer misiniz bilemem orasını artık. Hepinizin vicdanına kalmış.

    Geleceğiz Nakiye Hanım diye bilinen Nakiye Elgün’e. Nakiye Hanım’ın bir özelliği var dostlar. Ülkemizde Feminizmin ilk temsilcisi olarak bilinir. Özellikle kadınlara verilen seçim hakkı ve sonrasındaki vekilliğiyle tanınır. Tabi şimdi ki Feminist geçinenlerin bunu bir saygısızlık ve kendi yaptıkları saçmalıklara aracı kullanmalarını düşündüğümden her işin gerçeğini yapanları saygıyla anarım. Eğer birlik olacaksanız çocuk ölümlerinde, kadın ölümlerinde daha sert tedbirler alınmasını (idam, elektrik) örgütlemelerini isterim. Neyse.
    => 23 Mart 1954 – Nakiye Elgün Vefatı

    Geliyoruz en sevdiğim konuya. Cumhuriyet kurulmuş, yıl 1933 olmuş, Mustafa Kemal Paşa’nın son zamanları gelmiş, ağrıları artmış ve bu 10 yılı kutlamak için güzel bir iş yapmak istemektedir. Faruk Nafiz ve Behçet Kemal tarafından yazılmış Cemal Reşit Rey tarafından bestelenmiş bir marş gelir önüne. İki farklı beste vardır ve onların ki biraz daha kötü gibi durmaktadır aslında. Bir oyun yaparlar ve kendilerininkini en son balkonda dinletmek ve herkesi etkilemek istemişlerdir. Başarılı da olurlar, herkes etkilenir. O güzel marş böylelikle yazılmış olur ve kabul edilir. Bununla da yetmez, bir de nutuk verecektir Paşam. Verir de. Ankara Hipodromunda verilen bu nutuktan da etkilenmemek mümkün müdür ki? Bir alıntı ve paylaşımın altında bir yorumla da bunu paylaştım zaten. Türk Milleti! Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını kutladığı en büyük bayramdır, kutlu olsun! Bu dizeleri duyduktan sonra etkilenmemek mümkün mü? İmkanı yok. Türk yurdunda nefes alasın da beğenmeyip, İSTEMEZÜK diyesin, mümkün değil.
    => 29 Ekim 1933 – Onuncu Yıl Nutku
    => Ağustos 1933 – Onuncu Yıl Marşı Bestelenir
    => 29 Ekim 1933 – Onuncu Yıl Marşı Okunur

    Gelelim çok tartışılan Sabahattin Ali mevzusuna. Kendisini sevmem, eserlerine saygı duyarım. Tüm tarihçiler de onun ne olduğunu bilirler. Bazıları ise onu sevimli göstermek adına kendilerini parçalar adeta. Bu adam zamanında Gazi’ye ağır hakaret etmiş, yetmemiş kötü laflar söylemeyi her yerde adet edinmiş en son da sürülmüştür. Ekmeksiz kaldığında geri dönmüş, Paşa için bir şiir yazarak öğretmenlik kazanmış ancak çok fazla tutulmamıştır. Şimdi dahi eserleri sadece Kapitalizm adına pazarlanarak satılmaya çalışılan, sevimli gösterilen birisidir. Zamanında birkaç eserini okumuş bulundum, beğendiklerim de oldu yalan konuşmayacağım ama bunu öğrendiğim günden sonra kitaplarına bakmadım bile. Benim kutsalıma hakaret eden insanın hiçbir sevimli yanı olamaz, şirin göstermeye çalışanın da ondan farkı yoktur. Bir diğer kişi de bu şekilde Nazım Hikmet’tir. Onunla alakalı Paşa’nın kendi ağzından cümlesini kurup geçeceğim, yorum sizlerin olsun.
    => Bu adam, yeni Türk Dili’nin en büyük muştucusu olabilirdi. Ne yazık ki bir militan olmayı yeğ tuttu. Artık, ondan hayır yoktur! Bu sözlerini söylediği yer de plağının dinlendiği bir ortamdır ve Paşa onun plağını alıp kırdıktan sonra bu sözleri söylemiştir.

    Geçen gün yazımı paylaşmadan önce birkaç arkadaşıma okuttum. İsmet Paşa hakkında söylediğim kelimeler salt eleştiri olsa da hakaret olmasa dahi saygısızlık gibi duruyormuş. Bu vesileyle kendisinden özür diliyorum. Saygısızlık, benim kişiliğime yakışmaz. Ancak onun yaptıkları hakkında Paşa’nın yine bir mecliste yanında Recep Peker varken söylediği ve oradaki herkesin korkudan üstüne alındığı bir sözü de paylaşmak isterim, buyurun;
    => Recep, ben bir adamı yükseltirim! Ancak o sindiremez, durumu değerlendiremezse ve özellikle kerameti de kendinden bilirse, bir gün kaldırır atarım! Benim attığım da, paçavra olur! Zaten bundan kısa bir süre sonra yine tartışacaklar ve bir antlaşmaya bakmadan imza atan İsmet Paşa’nın kendini çok üstün gördüğünü anlayacak onu Başbakanlıktan çekerek yerine Celal Bayar’ı getirecekti. Bunlar tarihin bilinen gerçekleri arkadaşlar.

    Gelelim en tartışmalı konulara. İnsanların resmen ikiye ayrıldığı bir konuya hem de. Eğer bir insan baştaki hükumete isyan ederse ve o hükumetin başındaki daha sevmese, kanlı bile olsa bu nefretini silaha döker; askerin, polisin, sivilin, çoluk çocuğun canına kıyarsa bu isyandır. Bu isyanı bastırmak için yapılan ise katliam değildir. Amaç düzeni bozanlara karşı çıkmaktır. Üstelik bu isyan üzerinde yaşadığın devlete, o devletle sınır komşusu dahi olmayan Avrupa Kıtasının esaslı devletlerinden aldığın destekle yaptığın bir olaysa üzerinde yaşadığın hükumet buna sessiz kalamaz. Üstelik size son ana kadar teslim olun diyen subayları da kurşuna dizerek inada binerseniz ve buna hala bize Katliam yapıyorlar diyorsanız sizin damarınızda akan kanda sıkıntı var demektir. Yeterli açıklama olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu duruma halen katliam diyenlere de bir çift lafım var. Eğer -Türk düşmanı olduğunuz belli- kendi ülkenizde, kendi elini öptüğünüz ajanların yanında size bir saldırı olur, salt siz değil de suçsuz günahsız masum insanlar da sizden ayırt edilmeden kurşuna dizilir ve o bölge temizlenirse bunun adı katliamdır. Türk Askeri kendi tarihi boyunca böyle bir şeye asla bulaşmamıştır, bulaşan ufak tefek insanlarda bunun karşılığında güzel bir İP ödülü kazanmış ve bu durum tarihte hep kalmıştır.

    Son olarak ise Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün son zamanlarından biraz bahsedelim istiyorum. Birçok kitapta ya da yazıda hep son gün olan 10 Kasım anlatılır. Biraz daha gerileri gitmeyi bir borç bilirim. 1938 Şubat’ında Yalova’ya gidiyorlar. Paşa’nın burada karaciğerinin büyümüş olduğunu bildirdi. Daha sonradan sürekli tekrarlanan burun kanamaları, karın ve bacak kaşıntılarının sürekli tekrar etmesi ve bunun karınca öyküleriyle geçiştirilmesi ile sürekli bir yorgunluk ve bitkinlik havası derken doktorlar da durumu anlamıştı. Halbuki onlardan çok önce Paşa durumunu sözlüklerden araştırmış ve Siroz hastalığına yakalandığını anlamıştı. Yerli yabancı birçok doktor seferber edilmiş özellikle 24 saatinin 23’ünü yatakta geçirmesi salıklanmıştı. Hele tedavinin sıklaştığı, hastalığın iyice ağırlaştığı dönemde ilk etapta 10.5 litre gibi bir su Paşa’dan alınıyor, bir sonraki gün yine vücudu su topluyordu ki ben okurken çok kötü canım acıdı. Bazı utanmaz arlanmaz insanların bunu bile kullanarak sen misin dinimizi elimizden alan laflarıyla aslında içindeki öfke, hıyanet, kin ve çekememezliklerini görünce nasıl olur da bir insanın acısından kendilerine böyle rahatlatıcı paylar çıkarmaya çalışırlar diye düşünmeden de edemedim yahu. Bu kadar kolay mı bir insanı karalamak? Neyse bir şeref abidesini anlatırken şerefsizlere yer vermemek gerek.
    Son günler çok çetin geçiyordu. Mustafa Kemal Paşa yanındakileri tanıyamıyor, onları anlamıyor sürekli acayip sorular soruyordu. 9 Kasım gecesi çok büyük bir komaya daha girmişti. 10 Kasım sabahı artık herkes kendini tutamıyor, doktorlar bir yandan koşturuyor, bir yandan yanındaki yaveri, yardımcısı herkes hıçkırıyordu. 10 Kasım 1938 Perşembe, çok acı bir gündü. Paşa arkadaşlarının son kez gözlerinin içine bakmış ve sonsuzluklar ülkesine doğru aramızdan ayrılmıştı. İlk olarak Hasan Rıza sonra herkes bu kutsal ölünün arkasından sırayla onun ellerini öptüler, ona son saygılarını sundular. Saat ise 09:05 olarak yazılmıştı. Paşa, son kez gözlerinin içine baktığı arkadaşlarından ayrılmış, büyük yurdu sonsuza kadar öksüz bırakmıştı. Ruhu şad, mekanı cennet olsun. Odada çıt çıkmıyor, kimse göz yaşlarını saklamanın kutsal denilen erdemini göstermiyor, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Büyük Baba evlatlarını bırakmış ve gitmişti..
  • 1 İnce Memed 1, Yaşar Kemal
    2 Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar
    3 Alemdağ’da Var Bir Yılan, Sait Faik
    4 Memleketimden İnsan Manzaraları, Nâzım Hikmet
    5 Don Quijote, Cervantes
    6 Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali
    7 Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin
    8 Bütün Öyküleri, Sait Faik
    9 Suç ve Ceza, Dostoyevski
    10 Parasız Yatılı, Füruzan
    11 Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupéry
    12 Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali
    13 Dönüşüm, Kafka
    14 Tutunamayanlar, Oğuz Atay
    15 Bereketli Topraklar Üzerinde, Orhan Kemal
    16 Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel García Márquez
    17 Çavdar Tarlasında Çocuklar, J.D. Salinger
    18 Aylak Adam, Yusuf Atılgan
    19 Sevda Sözleri, Cemal Süreya
    20 Beyaz Kale, Orhan Pamuk
    21 Bütün Öyküleri, Anton Çehov
    22 Yeraltından Notlar, Dostoyevski
    23 Fareler ve İnsanlar, John Steinbeck
    24 Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay
    25 Yabancı, Albert Camus
    26 Bütün Şiirleri, Orhan Veli
    27 Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan
    28 Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk
    29 Dede Korkut Hikâyeleri
    30 Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar
    31 Martin Eden, Jack London
    32 Kuvayı Milliye Destanı, Nâzım Hikmet
    33 Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin
    34 Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar
    35 Zübük, Aziz Nesin
    36 Kırmızı Pazartesi, Gabriel García Márquez
    37 Dost-Yaşamasız, Vüs’at O. Bener
    38 Divan, Yunus Emre
    39 Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Aziz Nesin
    40 Çocuk ve Allah, Fazıl Hüsnü Dağlarca
    41 Büyük Saat, Turgut Uyar
    42 Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal
    43 Büyük Umutlar, Charles Dickens
    44 Dava, Kafka
    45 Baba Evi, Orhan Kemal
    46 Memleket Hikâyeleri, Refik Halit Karay
    47 Yanık Saraylar, Sevim Burak
    48 Anna Karenina, Tolstoy
    49 Mrs. Dalloway, Virginia Woolf
    50 Kendi Gök Kubbemiz, Yahya Kemal
    51 Yaban, Yakup Kadri Karaosmanoğlu
    52 O / Hakkâri’de Bir Mevsim, Ferit Edgü
    53 Bir Düğün Gecesi, Adalet Ağaoğlu
    54 Goriot Baba, Balzac
    55 Morgue Sokağı Cinayeti, Edgar Allan Poe
    56 Sonrası Kalır, Edip Cansever
    57 Yaşlı Adam ve Deniz, Ernest Hemingway
    58 Seyahatnâme, Evliya Çelebi
    59 1984, George Orwell
    60 Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş
    61 Moby Dick, Herman Melville
    62 Denemeler, Montaigne
    63 Son Şiirler, Nâzım Hikmet
    64 İshak, Onat Kutlar
    65 Bütün Hikâyeleri, Ömer Seyfettin
    66 Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos
    67 Sefiller, Victor Hugo
    68 Yılkı Atı, Abbas Sayar
    69 Göçmüş Kediler Bahçesi, Bilge Karasu
    70 Yılanların Öcü, Fakir Baykurt
    71 Gazap Üzümleri, John Steinbeck
    72 Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk
    73 Tuhaf Bir Kadın, Leylâ Erbil
    74 Ayaşlı ile Kiracıları, Memduh Şevket Esendal
    75 Dorian Gray’in Portresi, Oscar Wilde
    76 Küçük Kara Balık, Samed Behrengi
    77 Tante Rosa, Sevgi Soysal
    78 Çocukluğumun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü
    79 Yerdeniz Üçlemesi, Ursula K. Le Guin
    80 Veba, Albert Camus
    81 Aziz Bey Hadisesi, Ayfer Tunç
    82 Robinson Crusoe, Daniel Defoe
    83 Bütün Yort Savul’lar!, Ece Ayhan
    84 Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Ernest Hemingway
    85 Pal Sokağı Çocukları, Ferenc Molnár
    86 İlyada, Homeros
    87 Oblomov, İvan Gonçarov
    88 Açlık, Knut Hamsun
    89 Berci Kristin Çöp Masalları, Latife Tekin
    90 Tom Sawyer, Mark Twain
    91 Sokrates’in Savunması, Platon
    92 Hababam Sınıfı, Rıfat Ilgaz
    93 Malte Laurids Brigge’nin Notları, Rainer Maria Rilke
    94 Kurutulmuş Felsefe Bahçesi, Salâh Birsel
    95 Muhteşem Gatsby, Scott Fitzgerald
    96 Dostlukların Son Günü, Selim İleri
    97 Küçük Ağa, Tarık Buğra
    98 Venedik’te Ölüm, Thomas Mann
    99 Eylül, Mehmet Rauf
    100 Kötülük Çiçekleri, Charles Baudelaire