• ...ama siz büyük bir sabırla elinizi çatal ve bıçağa sürmezsiniz. Çünkü beklediğiniz biri vardır. O kişi de iskenderinizin üzerine tereyağını dökecek beyefendiden başkası değildir. O anı hatırlayın lütfen. Bu kadar büyük bir beklenti ve umutla en son kimi beklediniz ki!
  • Anlamayacaklara anlatma sakın bilebileceğin en güzel şeyleri.

    Kalp ne ile doluysa, dudaklardan o dökülür gider.

    Sevgiye ve tutkuya açık bir kalp kadar dünyada değerli bir şey yoktur.

    Malını kaybeden, bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.

    Uşağım bile olsa, yanlışlarımı düzelten efendim olur.

    Sevincin bir acı yanı, acının da bir sevinçli yanı olmalıdır.

    Yapabilirsiniz. Çünkü yapmalısınız!

    En iyi devlet nedir? Bize kendimizi yönetmemizi öğretendir.

    Tüm erdemlerin temel özelliği, yükselme yolunda sürekli bir çaba, bizzat kendinle cenkleşme, daha büyük ve derin bir saflığa, bilgeliğe, iyilik ve sevgiye yönelik doymak bilmez bir istek.

    Aşkım için herşeyden vazgeçerim, fakat özgürlüğüm için aşkımdan da vazgeçerim.

    Düşünmek kolaydır, yapmak zordur. Dünyada en güç olan şey de düşünüleni yapmaktır.

    Yetenek, sükunet içinde ortaya çıkar. Karakter ise dünyanın fırtınaları içinde.

    Kaybedecek bir şeyi olmayan insandan korkulur.

    Yanlışlıklar denizine gömüldüğü halde, umutla bekleyebilen insan ne talihlidir.

    Her zaman güvensizlik göstermek, her zaman güvenmek kadar büyük bir yanlışlıktır.

    Çözümde görev almayanlar problemin bir parçası olurlar.

    İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı ancak baba olduğu zaman duyar.

    Samimi olmayı vaadedebilirim, tarafsız olmayı asla.

    Âdettir; babanın topladığını oğlu saçar.

    İyi bir karın mı olmasını istiyorsun? Öyleyse tam bir koca ol!

    Mezardakilerin pişman olduklari şeyler için, dünyadakiler birbirlerini yiyorlar!

    Biraz daha ışık.Son sözleri
    Orijinali:Mehr Licht!

    Dünya o kadar büyük ve zengin ki, yaşam da öylesine çeşitli ki insan her zaman bunlardan şiir çıkarma fırsatını bulabilir. Ama her şiirin bir durumdan doğması gerekir, yani şiirin maddesi gerçek olmalıdır. Hiçbir şey üzerine dayanmayan bir şiirin iyi olacağını sanmıyorum.

    Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır.

    3000 yıllık tarihinin hesabını yapamayan insan boş insandır.

    Açlık, en akıllı balıkları bile oltaya getirir.

    Gülün dikeni var diye üzüleceğine, dikenin gülü var diye sevin…

    İnsanlara oldukları gibi muamele edersek, onları daha kötü kılarız. Eğer onları olmaları gerektiği gibi ele alırsak, olabilecekleri kadar iyi yaparız.

    Akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır.
    Zamanınızı ve neşenizi çalarlar.

    Dünya güzeldir, ama bir şairin gözüyle daha da güzel olur.

    Tanrılar bir şarkı için biz o şarkıya dönüşünceye kadar, bizden ne çok bedel alırlar!

    İnsanın bilgisi arttıkça, huzursuzluğu da artar.

    Eğer Tanrı başka türlü olmamı isteseydi, beni başka türlü yaratırdı.

    Aşk imkansız olan birçok şeyi mümkün kılar.

    Kardeşlerimi tanrı yarattı ama dostlarımı ben buldum.

    Pusulanın sana doğru yol göstermesini mi istiyorsun , öyleyse onu yanındaki mıknatıslardan koru.

    En iyi yönetim kendi kendimizi yönetmeyi bize öğretebilecek yönetimdir.

    İnsan her gün ya güzel bir ses işitmeli, ya gönül açıcı bir kitap okumalı, yahut güzel bir şey dinlemelidir.

    Ana-baba iyi terbiye almışlarsa, çocuklar da terbiyeli olur.

    Bir tartışma sırasında, kızdığımız anda gerçek için uğraşmayı bırakır, kendimiz için uğraşmaya başlarız.

    İyilik, insanları birbirine bağlayan altın zincirdir.

    Bütün dikkatiniz kendinizdeyse mutluluğu garanti ettiniz demektir.

    İnsan kendini yalnızca insanda tanır.

    Niye ki bu bitmek bilmez yaratılış,
    Yok olacaksa bir gün her yaratılmış! (Faust)

    Bir insanı tanımak için neyi gülünç bulduğundan daha iyi bir gösterge olamaz.

    Geleceğe bakmayı severiz çünkü önümüzde şekilsizce uçuşmakta olan olaylara dilediğimiz gibi şekil vermek isteriz.

    Kalabalık bir toplantıda olup da, bunca insanı bir araya getiren şansın kendi dostlarımızı da bir araya getirmesi gerektiğini düşünmeden edemeyiz.

    Ne kadar yalıtılmış bir yaşam sürerseniz sürün, haberiniz bile olmadan ya borçlu ya da alacaklı olursunuz…

    Bize teşekkür borcu olan biriyle karşılaştığımızda hemen bunu düşünürüz.

    Teşekkür borçlu olduğumuz ve bunu hiç aklımıza getirmediğimiz kişilerle ise ne kadar sık karşılaşırız?

    Başkalarına kendimizden söz etmek gayet doğaldır; başkalarının kendileri hakkında söylediği şeyleri, onların kast ettiği biçimde anlamaksa bir kültür meselesidir.

    Duyduğumuz şeyleri başkalarına anlatırken onları tahrif etmemizin nedeni zaten başta tam anlayamamış oluşumuzdur.

    Uzun süre konuşup da dinleyicilerine yaltaklanmayan kişi, hoşnutsuzluk uyandırır.

    Söylenen her söz karşıtını kışkırtır.

    Çelişki ve dalkavukluk; ikisi de sohbetin değerini düşürür.

    En huzurlu toplumlar, üyeleri arasında karşılıklı güler yüz ve saygının eksik olmadığı toplumlardır.

    Ahlaka aykırı unsurlar, hislerimizi rahatsız etmeyecek şekilde dile getirildikleri zaman, bunları gülünç buluruz.

    Mantıklı insan sık sık gülünecek bir şey olmadığı halde güler. Onu kışkırtan her ne olursa olsun, verdiği tepki kendi iç huzurunu ifade eder.

    Sağduyulu bir insan hemen hemen her şeyi gülünç bulur; bilge insansa hemen hemen hiçbir şeyi.

    Yaşlı bir adam hala genç kadınlarla ilgilendiği için kınanınca şöyle demişti: ? Bir insanın kendini gençleştirmesinin tek yolu budur ve bunu yapmayı herkes ister.?

    Hatalarımızın yüzümüze vurulmasından , bunlardan ötürü cezalandırılmaktan rahatsız olmayız, sabırla bunların acısını çekeriz; ama kendimizi bu hatalardan arındırmamız gerektiğinde sabrımız ortadan kalkar.

    Bazı kusurlar bir insanın var oluşu için gereklidir. Eski dostlarımızın bazı tuhaf özellikleri ortadan kalkmış olsa bu hoşumuza gitmezdi.

    Eğer bir insan kendi karakterine aykırı davranırsa ?Fazla zamanı kalmadı? diye yorumlarız bunu.

    Hangi kusurlarımızı muhafaza edip, kendi içimizde dizginleyebiliriz? Diğerlerine zarar vermektense, onların hoşuna gidenleri.

    Tutkularımız; ya birer kusur ya da birer erdemin daha şiddetli halleridir.

    Tutkularımız gerçek anka kuşlarıdır. Eskisinin küllerinden bir yenisi doğar.

    Büyük tutkular umutsuz birer hastalıktır. Onları tedavi edebilecek olan şey, onları gerçekten tehlikeli hale de sokabilir.

    Tutkular itiraf edildiklerinde hem şiddetleri artar, hem de yatışırlar. Sevdiklerimize söylediklerimiz ve söylemediklerimiz arasında bulunacak bir orta yol, belki de başka hiçbir alanda bu kadar arzu edilir bir şey değildir.

    Sanatçılar ve zanaatkarlar, bir insanın, tamamen kendine mahsus olan şeyleri bile kendine mal edemediğinin en açık kanıtını sunarlar. Sanatçının çıkardığı işler, doğduğu yuvayı terk eden kuşlar gibi elinden kaçıp giderler.

    Ancak az şey bildiğimiz zaman bilgimizden emin olabiliriz.Kuşku,bilgi arttıkça artar.
  • 304 syf.
    ·Beğendi·10/10
    “Ben seni hiç unutmayacağım, sen beni hiç hatırlamayacaksın..”
    içinde tuhaf bir sıkıntısı olanların, memleketin hallerine dertlenenlerin, birini hep son gördüğü haliyle hatırlayacağını bilenlerin, ülkeden ülkeye savrulanların, üstüne gidildiğinde gözü hiçbir şeyi görmeyenlerin, aşk yerine umutla yetinmek zorunda kalanları hikayesi.. Son Ayşe Kulin
  • 200 syf.
    ·2/10
    19.yy'da Louisiana'da ki kölelik kavramını ve zengin bir çiftlik sahibinin karısı ile olan yaşamını ele alan bir kitap.

    Manon Gaudet , hayal ettiği evliliğe kavuştuğunu düşünürken kendisini kocasından nefret ederken bulur. Bunun sebebi ise , kocasının hizmetçileri Sarah'dan olan çocuklarıdır. Manon , böyle bir yaşam hayal etmemişti...
    Louisiana 'da zencilere yapılan ayrımcılık ve zor şartlarda ki çalıştırılma koşullarından dolayı kölelerin isyanları bir gün had safhaya ulaşır ve zenciler çiftliği ele geçirip Manon , Sarah ve ev çalışanlarını rehin alırlar. Manon'un nefret ettiği kocası zenciler tarafından acımasızca öldürülür. Bu arbede sırasında Manon vurulur , Sarah ise bir ata atlayıp bebeğini de alıp kaçmayı başarır ...

    Kitapla ilgili pek fazla anlatılcak birşey yok açıkcası. Büyük bir umutla elime aldığım kitabı , büyük bir hayal kırıklığıyla zor da olsa bitirdim. Kitapta bir son yok. Sanki yarıda kalmış gibi. Konu hiç bir yere bağlanmamış.
    Bana göre zaman kaybıydı.
  • 178 syf.
    ·8/10
    Birhan Keskin'in dili beni hep içine çekti. Sade ve akıcı bir üslubu var. Çoğu şiirinde kendisini kendime yakın hissettim. Bazı betimlemeleri olağandışı bu yüzden de düşündürücü. Geçmişteki izlerden alacağı var gibi fakat geleceğe temiz bir umutla bakıyor kelimeleri. Karanlığı sevdiğinden mi yoksa içinden çıkamadığından dolayı mı çokça bahsediyor, buna karar veremedim. Denizive gökyüzünü de seviyor sanırım.
    Birhan Keskin son dönem şiirinin sahip olduğumuz değerli yazarlarından. Tavsiye ederim.
  • 163 syf.
    ·2 günde·6/10
    Bir tane de Emre Serbes okuyayım diyerek başladım kitaba. Okumak istediğim bir yazardı, ama...

    Fakir Köpek, Bombacı, Platin, Hoca ve Son Balonlar hikayelerinin başlıkları.

    Henüz yirmili yaşlarda, her türlü uyuşturucu madde içen bir genç. İlk olarak Antalya’da bir otelde garsonluk yapıyor, sonra aklını başına toplayıp! Ankara’ ya okumaya giderek yazdığı kitabı buradan mail ile yayınevlerine gönderiyor. Ve son durağı İstanbul. Kahramanımız buraya yazdığı kitabı yüzyüze görüşerek bastırmak amacıyla geliyor ve bir yayınevi bulmak umuduyla.

    Şehirleri değiştirse de o hep aynı kalıyor. Hep aynı bataklıkta, hep bir umutla.

    "İçimdeki eski serseriyi susturup tokatladım, yeni gayretkeş bene de, ha gayret oğlum dedim, sırtını sıvazladım."
    Bu cümlelerini okuyunca hıh tam şimdi herşeyi bırakacak aklını başına toplayacak diyorsunuz yok, olmuyor. Tekrar başa dönüyor. Kitabı da basılacak sandım, içki de içmeyecek sandım, mutlu da olacak, hayatını da düzene sokacak sandım, sandım da sandım. Olmadı. Bitti kitap.

    Kitabı Emrah Serbes'in hayatıymış gibi okuyan bir ben değilimdir ve olmayacağımdır umarım.

    Bir de bol bol küfür var, kullanılmasaydı iyiydi. Küfür denince aklıma
    #40197748
    #40110426
    bunlar geldi.

    Dünyamızın inkar edilemez acı veren gerçek bir yüzü olan, gençlerimizin de bu batağın içinde olduğu bu hayatlar... Maalesef böyle bir dünyada yaşıyoruz... Birileri daha da zengin olacak diye biten hayatlar. Bu hayatları, bu insanları, bu ismi geçen yerleri bilmiyor muyuz biliyoruz. Ama görmek ve okumak bir kez daha farkına varmak üzüyor insanı ve gerçekten her şey o kadar dibimizde ve gözümüzün önünde ki... Rahatsız etti, üzdü, düşündürdü.

    Ne çok beğendim ne hiç beğenmedim.