• 207 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10 puan
    Yine İbrahim Tenekeci ve yine o muazzam üslûbu... Kitap konusu bakımından ne bir deneme, ne hikaye, ne roman; Ümmetin ve Türkiye'nin otobiyoğrafisi... Senin, benim onun, sizin bizim ve onların yaşamı... Her eserinde olduğu gibi İbrahim Tenekeci, yine bir-iki sayfalık yazılarını oluştururken çok meşakkatli bir çalışma, araştırma ve bilgi-birikim süzgecinden geçirmiş... Değindiği bir çok konuları geçmiş ile bugünün ân ile oluşunda harmanlayarak bizlere hem geçmişten ders almayı hemde geçmişi geçmemiş yapan günümüz siyasi, sosyal, ekonomik ve İslâmî değerlerini hak ve hakkaniyet, devlet ve millet akıl ve vicdan istikameti üzre olmak gerekliliğini anlatan; düşündürücü yazılar da var... 15 Temmuz 2016 darbe girişimini öncesi ve sonrasıyla anlatan yazıları ayrıca dikkat celb edici... Yenişafak gazetesinde bir köşe yazısı niteliği taşıyan yazılardan oluşan bu kitap, köşe yazısı olmaktan çok bir tarih, coğrafya, edebiyat, ilmihal kitabı diyebilirim... Ve ki bunlardan daha önemlisi bu kitap Türkiye, Türkiye'den büyüktürün, Türkiye, sınırları dağlar, ovalar akarsular olan bir devlet değil; gönül bağı, îman ve inanç birliği olanların kitabıdır...
    Ve son olarak diyorum ki; "Türkiye'nin büyüklüğü, cihanın küçüklüğünden değil; düşmanının çokluğundan çok, azların çoklara galip geldiği, geleceği imanındandır."
  • Ama çok daha ötesi.Artık biliriz ki :
    Kader yazılmıştır.
    İyi yazılar olsun.
    Gelip geçmiştir.
    Geçmişler olsun.
    Ve bu son olsun.
  • "Bu işte hangi menfaatlerin oyunu var? Dünyayı bir ahtapot gibi sarmaya çalışan emperyalist sermayenin kucağına atılmak, milletin alınterini dolara ve sterline satmak isteyenler kim? Göze doymaz paranın, bu korkunç taarruzu karşısında milletini, vatanını seven her namuslu insan sesini yükseltmeye mecburdur."

    Sabahattin Ali sesini yükseltti. Yazarak, konuşarak yanlış bir yolda yüründüğünü bildirdi. Sonunda ne mi oldu? 2 Nisan 1948'de, bugün bile çözümlenmemiş bir cinayete kurban gitti, sözde onu yurtdışına kaçırmak isteyen kişi son dakikada ulusal coşkuya kapılmış da büyük yazarı öldürmüş! İşin içinde başka güçler, başka nedenler vardı. En başta da yukarıdaki yazısı, bu yazı gibi başka yazılar, kitaplar...

    "Yabancı Sermaye" başlıklı bu ilginç yazı şu satırlarla bitiyor: "Çünkü bir memlekete girip yerleşen yabancı sermayeyi çıkarıp atmanın yabancı orduları sürüp denize dökmekten çok daha güç olduğunu biz Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasçıları herkesten iyi biliriz."
  • 144 syf.
    ·3 günde·Beğendi·8/10 puan
    Eser kısa denemelerden oluşmakta. Başlangıçta terör, terörün etkilediği çocuklar, kadınlar ve ailelere yönelik yazılar var. Sonraki bölümler de özellikle şehir hayatının gürültüsü, getirmiş olduğu sıkıntılar ele alınmış. Modernleşme ile birlikte Anadolu'nun nasıl göç verdiği, geride kalanların ne gibi sorunlar yaşadığına değinilmiş. Özellikle bu süreçte yaşanan değişimler can alıcı tespitlerle oluyucuyla buruşturulmuş. Belki bir çoğu hepimizin bildiği hissettiği ama dile getirmediği meseleler. Ancak tüm bu meseleleri ve değişimleri bir yazarın kaleminden okumak konulara çok farklı bir hava katmış. En çok beğendiğim deneme "Son Ezan" oldu diyebilirim. Başlangıç kısmında yer alan denemeler bana göre biraz üstü kapalı ele alınmış. Bu sebeple okurken daha dikkatli okunması gerektiğini düşünüyorum.
  • 910 syf.
    ·10/10 puan
    MUHTEŞEM ASİLZADE LA MANCHA'LI DON QUİJOTE VE ONDAN ÇOK ETKİLENEN ZÜHAL'İN İNCELEMESİNE DAİR BAZI YAZILAR

    Sevgili Cervantes - yaşasaydı bir Türk'ün ona sevgili diye hitap etmesinden pek hoşlanmazdı- mesleği askerlik olduğundan dolayı birçok savaşa katılmıştır elbette fakat nasıl oldu da ilk modern klasik olan bir kitabı çıkarttı ortaya? Cervantes çoğu kişinin bildiği üzere 1571 yılında Türkler'e karşı İnebattı Savaşına giriliyor ve bu savaşta sol elini kaybediyor. Türkler 'e esir düşüyor ve 5 yıl sonra Yunanlı satın alıyor 12 yıl sonra esaretten kurtulup vatanına dönüyor. 32 yaşına geldiğinde ise artık ün istiyor ve birkaç romandan sonra Don Quijote' yi iki bölüm olarak yayınlıyor fakat korsan yayınlardan dolayı hiç para kazanamıyor.
    (İnebattı savaşında esir düşmesini syf:341'de bir kahramanı üzerinden olayı anlatıyor.)
    Kitabımız, Don Quijote ve onun serüvenlerini anlatıyor ve Don Fernando 'nun da dediği gibi "Hepsi çok ilginç, çok tuhaf, dinleyenleri şaşırtan, hayran bırakan serüvenlerle dolu." (syf:367)
    Sürekli şövalyeyle ilgili romanlar okuyan Don Quijote artık şövalye olmak ister ve yollara düşer. Şövalyelik inancından biri olan sevgilisinin olması gerektiğine inanır. "sevgilisiz gezgin şövalye, yapraksız ağaca, temelsiz yapıya, bedensiz gölgeye benzer." anlayışıyla hiç görmediği sadece ismini duyduğu Dulciena Del Toboso 'yu sevgili olarak seçer. Tabii ki son ve en gerekli olan şey şövalyelik ünvanı alması gerekiyor ve bir hana gidip (hanı hep şato zannediyor.) kahramanlık gösterip hancıdan ünvan ister hancı da kendisine ve hanına daha fazla zarar vermemesi için şövalyelik ünvanını verir.
    Yolda giderken köyünden Sancho ile karşılaşır. Sancho köylü olsa da gayet zeki, kurnaz ve cümlelerine gerekli gereksiz bir sürü atasözü sıkıştıran, sevimli, şakacı bir karakter. Don Quijote Sancho'ya cezire vaat ederek onunla beraber gelmesini ister,Sancho da kabul eder.
    Serüvenlerde Don Quijote 'nin yel değirmenin kötülük yapan devler, koyun sürüsünü iki ordu, şarap şişelerini kan vb. olarak görüyor. Sancho bunların gerçek olmadığını söylese de Don Quijote' yi inandıramoyor ve kendisine büyü yapıldığını söylüyor.
    Son olarak sevgili Don Quijote 'nin Dulciena' ya yazdığı şiirlerden kesitleri yazmak istiyorum. Benim çok hoşuma gittiler.
    " Resim üzerine yeni bir resim,
    Karışık olur, anlaşılmaz.
    İlk aşkın üzerine yeni bir aşk,
    Tatsız olur, yaşanılmaz.
    Öyle güzel bir resmi var ki
    Ruhumun bomboş tuvalinde
    Dulciena Del Toboso'yu
    Silemez oradan hiç kimse. "syf:367

    "Aşk ya cahil hiçbir şey bilmiyor,
    Ya da fazlasıyla merhametsiz olmalı,
    Ya da öyle az buluyor ki acımı
    Beni daha kötüsüne mahkum ediyor. "syf:191

    Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim ve sağlıklı günler dilerim... :))
  • 168 syf.
    ·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Tezer Özlü'nün hayata bakış açısına kitaplarında yeterince şahit olduk şüphesiz. Bu kitapta ise Almanya'da kaldığı periyotta Türkiye'deki dergilere yazdığı yazılar mevcut. Ben açıkçası Tezer'i çok sevdiğim için bu yazıları fazlaca önemsedim. O yıllara göre onun güncel değerlendirmelerini ve kültür/edebiyat/sinema vb konulara yaklaşımını algılamak için rehber niteliğinde bir kitap.

    Tezer Özlü'nün boşlukta bocalaması, akıntıya kürek çekmesi kısa sayılabilecek hayatındaki kederli detaylardır. Bu kitapta ise onun ne denli donanımlı bir yazar olduğunun gizil izleri var.

    Ve son olarak;
    "Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır." Tezer de katlanabilmek için yazmıştır.
  • 277 syf.
    ·5 günde
    Büyük yazar Uğur Mumcu'nun 1974 yılında yazmış olduğu köşe yazılarından oluşuyor. Daha çok 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ve 70 muhtırası ile ilgili konularla ilgili yazılar mevcut. O döneme ışık tutması bakımından son derece faydalı bir kitap olduğunu düşünüyorum.