“Mesela herhangi bir gün müthiş bir iç sıkıntısı seni boğar. Hayat sana
karanlık, manasız gelir. İnsan, biraz evvel senin zırvaladığın gibi felsefeler yapmaya başlar. Hatta yavaş yavaş onu da yapamaz ve canı ağzını açmayı bile istemez. Hiçbir insanın, hiçbir eğlencenin seni canlandıramayacağını sanırsın. Hava sıkıcı ve manasızdır.
Ya fazla sıcak, ya fazla soğuk, ya fazla yağmurludur. Gelip geçenler suratına salak salak bakarlar ve on para etmez işlerin peşinde, bir üniversiteye yazı tutam otun arkasından koşan keçiler gibi dilleri bir karış dışarıya fırlayarak dolaşırlar. Aklını başına derleyip bu
pis ruh haletini tahlil etmek istersin.
İnsan ruhunun çözülmez düğümleri
bir muamma gibi önüne serilir...
Ömrüm boyunca itirdiyim şeyləri düşündüm. İtirdiyim vaxtları, ölmüş və ya haralarasa yox olmuş insanları-geri qaytarılması mümkün olmayanları xatırladım.