, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor · İnceledi

Sevgi , hayattır . Anladığım her şeyi sadece sevgim sayesinde anlayabiliyorum . Her şey , var olan her şey ben sevdiğim için var . Her şey sevgi sayesinde bir bütündür . Sevgi Tanrı 'dır ve aslında ölüm , küçük birer sevgi kırıntısı olan bizlerin büyük ve sonsuz sevgi kaynağına geri dönmemizden başka bir şey değildir .

Bütün Mutluluklar Birbirine Benzer, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 74 - Aylak Adam yayınları)Bütün Mutluluklar Birbirine Benzer, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 74 - Aylak Adam yayınları)
Nazlıcan Tekdoğan, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Sonsuz, herkesin inanmak istediğinden çok daha kısa bi'süreydi."

Geçmişin Kırıkları, Brittainy C. Cherry (Sayfa 18 - Yabancı)Geçmişin Kırıkları, Brittainy C. Cherry (Sayfa 18 - Yabancı)

"Bu sonsuz bir kitaptır ve sen kısa bir yaprağını okuyan."
*Füruğ Ferruhzad

Butimar, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

'Sonsuz eski, ama buna rağmen sonrasız yeniydi.'

Satranç, Stefan ZweigSatranç, Stefan Zweig

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var
Ataol Behramoğlu
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeğiİnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır orayaKucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksinİnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasınaUzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir seyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısınVe kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanıYaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

İnsanlara saygın sonsuz,
Fakat sabrın sınırlı olsun.

Dostoyevski

Alperen Onay, bir alıntı ekledi.
8 saat önce

Bulmak
Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma

Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından

Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde

Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş

Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine

Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar

Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın

Şiirler, Erdem BayazıtŞiirler, Erdem Bayazıt
Dilara Karakoç, bir alıntı ekledi.
9 saat önce

Son olarak size, vatanınıza ve halkınıza karşı sonsuz bir sevgi hissetmeniz gerektiğini söylemek istiyorum. İki efendiye birden hizmet eden, halkından nefret eden ve onları aşağılık ve barbar olarak gören entelektüeller vardır. Bu doğru değildir. Halkı olduğu gibi sevmeliyiz. Çünkü halkın kalpte, ruhta ve şahsiyette harikulade olduğunu, kültürel ve ekonomik yönden ise geri olduğunu biliyoruz. Bu durum, halkın suçu değil talihsizliğidir. Suç, eski liderlerin ve yabancı emperyalistlerindir. İnsanın halkına ve vatanına olan sevgisi, zorluklara karşı verdiği mücadele sırasında ve karşı karşıya kaldığı sefalette ona güçlü bir manevi destek sunar. Aynı zamanda halkın düşmanlarından, faşizmden, gericilikten ve emperyalizmden güçlü bir şekilde nefret etmelisiniz. Kimse, halkın düşmanlarına karşı verilen mücadelede yer almayıp duruma kayıtsız kalmamalıdır.

Faşizme Karşı Birleşik Cephe, Georgi DimitrovFaşizme Karşı Birleşik Cephe, Georgi Dimitrov
H. Havva Ergün, bir alıntı ekledi.
10 saat önce · Kitabı okudu

Perilerin Armağanları
Periler büyük toplantılarını yapıyorlardı, son yirmi dört saat içinde dünyaya gelmiş bebeklerarasında armağan dağı­tımını gerçekleştireceklerdi.

Yazgının bütün bueski, bu kaprisli Bacıları, sevincin ve acının bütün bu garip Anaları son dereceçeşitliydiler: Kimilerinin kederli, asık yüzlü bir görünüşü vardı, kimileri deşen şakrak, alaycıydılar; kimileri gençti, her zaman genç olmuşlardı; kimileriihtiyardı, her zaman ihtiyar olmuşlardı.

Perilere inananbütün babalar gelmişlerdi, bebeklerini de getirmişlerdi kollarında.
Armağanlar,Yetenekler, iyi Rastlantılar, karşı durulmaz Durumlar, bir armağan dağıtımındakürsü üstü­ne konulan ödüller gibi yığılmıştı kurulun yanına. Burada­ki ayrılık,Armağanların bir çabanın karşılığı olan birer ödül değil de, daha yaşamamışolana gösterilen birer lütuf, alın yazısına yön verebilecek, mutluluk kadaryıkımın da kaynağı olabilecek birer lütuf olmasıydı.
Zavallı Perilerinişleri başlarından aşkındı; istekliler çok kalabalıktı çünkü, sonra Tanrı ileinsan arasında yer alan varlıklar da bizim gibi Zamanın ve sonsuz çocuklarının,Günlerin, Saatlerin, Dakikaların, Saniyelerin korkunç yasa­sına uyarlardı.

Gerçekten, birgörüşme gününde bakanlar kadar, ulusal bir bayramın karşılıksız azatlargetirdiği günlerde Mont-de-Piété görevlileri kadar şaşkındılar. Hatta, sabahtanberi duruşmada bulunup da akşam yemeğini, aileyi, sevgili terliklerinidüşünmekten kendilerini alamayan insan yargıçlar gibi, zaman zaman saatinibresine de baktılar sanıyorum. Doğaüstü adalette bile biraz acele ve rastlantıolduktan sonra insan adaletinin de bazı bazı böyle olmasına şaşmayalım. Bizlerde haksız birer yargıç oluruz yoksa.

O gün de bazısaçmalıklar yapıldı bu yüzden, ama Pe­rilerin belirgin, değişmez huyu önlemdençok kapris oldu­ğu için, bu saçmalıkları garip saymak yersiz olurdu.

Böylece servetimıknatıs gibi çekme gücü, çok zengin bir ailenin biricik varisine bırakıldı,çocukta yaşamın gözle görülür servetlerine karşı hiçbir hırs bulunmadığı gibi,her türlü yardımseverlik duygusundan da yoksun olduğundan, ilerde milyonlarıylapek sıkıcı durumlara düşebilirdi.
Güzellik aşkı ileŞiir gücü de böylece kederli bir kopu­ğun, bir taşocağı işçisinin oğlunaverildi, adam baş belâsı çocuğunun yeteneklerini hiçbir biçimde destekleyemez,gereksinmelerini de karşılayamazdı.
Bu törenlerdedağıtılanın değiştirilemeyeceğini, bir armağanın geri çevrilemeyeceğinisöylemeyi unuttum.
Bütün Perilerangaryanın bittiğini sanarak kalkıyor­lardı; bu insan parçalarına atılacakhiçbir armağan, hiçbir ödül kalmamıştı çünkü; bu sırada adamın biri, sanırımza­vallı, ufak bir satıcı, ayağa kalktı, kendisine en yakın Perinin renk renkbuhardan yapılmış giysisine yapışarak haykırıver­di:

“Ne o! bayan! biziunuttunuz galiba! benim çocuğum var daha! Boş yere gelmedik ya.”

Peri güç durumadüşmüş olabilirdi; hiçten başka bir şey kalmamıştı çünkü. Ama Periler, YeraltıCüceleri, Hava Perileri, Su Perileri gibi insan dostu olan, çoğu zaman dakendilerini onun tutkularına uydurmak zorunda kalan, ele gelmeyecek kadar ince,tanrısal varlıkların doğaüstü dün­yasında, binde bir uygulanmakla birlikte, çokiyi bilinen bir yasayı anımsadı, -böyle bir durumda, yani armağanlar tükenince,hemen oracıkta, bir armağan yaratacak düş gücü varsa, periyi bir armağan daha, fazladan ve olağanüstü bir- armağan daha vermeye yetkili kılar yasayı.

İyi Peri de böylece,periliğine yaraşır bir güvenle, “Senin oğluna … senin oğluna da … Beğenilmevergisini veriyorum!” dedi.
“Ama nasılbeğenilmek! beğenilmek, ha? .. neden beğenilmek?” diye sordu küçük dükkâncıinatla, Uyumsuz­luk mantığına kadar yükselecek güçte olmayan, şu orta-malımantık yürütücülerden biri olmalıydı.
“Çünkü! Çünkü!” diyeyanıtladı Peri öfkeyle, ona sır­tını döndü, sonra da arkadaşlarının arasınakatıldı, şöyle diyordu onlara: “Şu küçük, kendini beğenmiş Fransız’a nedersiniz, her şeyi anlamak istiyor, oğluna en iyi armağanı kopardıktan sonrabile soru sormaya, Tartışılmaz’ı tartışmaya kalkıyor?”

Çev: Tahsin Yücel

Paris Sıkıntısı, Charles BaudelaireParis Sıkıntısı, Charles Baudelaire