• https://youtu.be/w2EkdP_qn8w
    Semih Baykara' nın güzel yorumu ile...

    Ne Öğrendim.. Mevlana

     Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.

    Işığı gördüm, korktum.

    Ağladım.

     Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

    Karanlığı gördüm, korktum.

    Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi…

    Ağladım.

     Yaşamayı öğrendim.

    Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;

    aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

     Zamanı öğrendim.

    Yarıştım onunla…

    Zamanla yarışılmayacağını,

    zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…

     İnsanı öğrendim.

    Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…

    Sonra da her insanin içinde

    iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

     Sevmeyi öğrendim.

    Sonra güvenmeyi…

    Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,

    sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.

    İnsan tenini öğrendim.

     Sonra tenin altın da bir ruh bulunduğunu…

    Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

     Evreni öğrendim.

    Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.

    Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek

    gerektiğini öğrendim.

    Ekmeği öğrendim.

    Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.

    Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar

    önemli olduğunu öğrendim.

     Okumayı öğrendim.

    Kendime yazıyı öğrettim sonra…

    Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…

     Gitmeyi öğrendim.

    Sonra dayanamayıp dönmeyi…

    Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…

     Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta…

    Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.

    Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.

     Düşünmeyi öğrendim.

    Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.

    Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek

    olduğunu öğrendim.

     Namusun önemini öğrendim evde…

    Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;

    gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el

    sürmemek olduğunu öğrendim.

     Gerçeği öğrendim bir gün…

    Ve gerçeğin acı olduğunu…

    Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da

    “lezzet” kattığını öğrendim.

     Her canlının ölümü tadacağını,

    ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

     Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.

    Olur ya …

    Kalp durur …

    Akıl unutur …

    Ben dostlarımı ruhumla severim.

    O ne durur, ne de unutur …

     

    MEVLANA
  • BEN DOSTLARIMI RUHUMLA SEVERİM

    Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
    Işığı gördüm, korktum. 
    Ağladım.
    Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. 
    Karanlığı gördüm, korktum. 
    Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi
    Ağladım.
    Yaşamayı öğrendim.
    Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; 
    Aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
    Öğrendim.
    Zamanı öğrendim. 
    Yarıştım onunla
    Zamanla yarışılmayacağı nı, 
    Zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim.
    İnsanı öğrendim.
    Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu... 
    Sonra da her insanin içinde 
    İyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
    Sevmeyi öğrendim. 
    Sonra güvenmeyi.
    Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, 
    Sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu 
    Öğrendim.
    İnsan tenini öğrendim. 
    Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu.
    Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
    Evreni öğrendim. 
    Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. 
    Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek 
    Gerektiğini öğrendim.
    Ekmeği öğrendim. 
    Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini. 
    Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar 
    Önemli olduğunu öğrendim.
    Okumayı öğrendim. 
    Kendime yazıyı öğrettim sonra.
    Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana.
    Gitmeyi öğrendim. 
    Sonra dayanamayıp dönmeyi.
    Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi.
    Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta.
    Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım. 
    Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.
    Düşünmeyi öğrendim. 
    Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim. 
    Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek 
    Olduğunu öğrendim.
    Namusun önemini öğrendim evde.
    Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu
    Gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el 
    Sürmemek olduğunu öğrendim.
    Gerçeği öğrendim bir gün.
    Ve gerçeğin acı olduğunu.
    Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da 
    Lezzet kattığını öğrendim.
    Her canlının ölümü tadacağını, 
    Ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.
    Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim. 
    Olur ya.
    Kalp durur.
    Akıl unutur.
    Ben dostlarımı ruhumla severim. 
    O ne durur, ne de unutur...

    MEVLANA CELALEDDİN RUMİ.
  • Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
    Işığı gördüm, korktum.
    Ağladım.
    Zamanla ışıkta yasamayı öğrendim.
    Karanlığı gördüm, korktum.
    Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi.
    Ağladım.

    Yaşamayı öğrendim.
    Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
    Aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

    Zamanı öğrendim.
    Yarıştım onunla…
    Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…

    İnsanı öğrendim.
    Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…
    Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

    Sevmeyi öğrendim.
    Sonra güvenmeyi…
    Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
    Sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.

    İnsan tenini öğrendim.
    Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu
    Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

    Evreni öğrendim.
    Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
    Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.

    Ekmeği öğrendim.
    Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
    Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,
    bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.

    Okumayı öğrendim.
    Kendime yazıyı öğrettim sonra…
    Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…

    Gitmeyi öğrendim.
    Sonra dayanamayıp dönmeyi…
    Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…
    Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta …
    Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
    Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.

    Düşünmeyi öğrendim.
    Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
    Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.

    Namusun önemini öğrendim evde…
    Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
    gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.

    Gerçeği öğrendim bir gün…
    Ve gerçeğin acı olduğunu…
    Sonra dozunda acının,
    yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.

    Her canlının ölümü tadacağını,
    ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

    Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
    Olur ya …
    Kalp durur …
    Akıl unutur …
    Ben dostlarımı ruhumla severim.
    O ne durur, ne de unutur …

    MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ
  • Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
    Işığı gördüm, korktum.
    Ağladım.

    Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
    Karanlığı gördüm, korktum.
    Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
    Ağladım.
  • Hz. Mevlanın bir şiiri
    Lütfen satır satır düşünerek, okuyun:

    "Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
    Işığı gördüm, korktum.
    Ağladım...
    Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
    Karanlığı gördüm, korktum.
    Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi.
    Ağladım...

    Yaşamayı öğrendim.
    Doğumun, hayatın bitmeye başladığı
    an olduğunu;
    aradaki bölümün,
    ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim...

    Zamanı öğrendim.
    Yarıştım onunla.
    Zamanla yarışılmayacağını,
    zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

    İnsanı öğrendim.
    Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu.
    Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim...

    Sevmeyi öğrendim.
    Sonra güvenmeyi.
    Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu.
    Sevginin;
    güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim...

    İnsan tenini öğrendim.
    Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu.
    Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim...

    Evreni öğrendim.
    Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
    Sonunda evreni aydınlatabilmek için;
    önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim...

    Ekmeği öğrendim.
    Sonra barış için;
    ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
    Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,
    bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim...

    Okumayı öğrendim.
    Kendime yazıyı öğrettim sonra.
    Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

    Gitmeyi öğrendim.
    Sonra dayanamayıp dönmeyi.
    Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

    Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta.
    Sonra;
    kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği
    fikrine vardım.
    Sonra da asıl yürüyüşün; kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım...

    Düşünmeyi öğrendim.
    Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
    Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
    olduğunu öğrendim...

    Namusun önemini öğrendim evde...
    Sonra yoksundan namus beklemenin;
    namussuzluk olduğunu.
    Gerçek namusun, günah elinin altındayken,
    günaha el sürmemek olduğunu öğrendim...

    Gerçeği öğrendim bir gün
    Ve gerçeğin acı olduğunu.
    Sonra kararında acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim...

    Her canlının ölümü tadacağını,
    Ama sadece bazılarının
    hayatı tadacağını öğrendim...

    Ben dostlarımı
    ne kalbimle ne de aklımla severim.
    Olur ya;
    Kalp durur,
    Akıl unutur.
    Ben dostlarımı ruhumla severim.
    O ne durur, ne de unutur..."
  • Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
    Işığı gördüm, korktum.
    Ağladım.
    Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
    Karanlığı gördüm, korktum.
    Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
    Ağladım.
    Yaşamayı öğrendim.
    Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
    Aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
    Öğrendim.
    Zamanı öğrendim.
    Yarıştım onunla...
    Zamanla yarışılmayacağı nı,
    Zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...
    İnsanı öğrendim.
    Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
    Sonra da her insanın içinde
    İyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
    Sevmeyi öğrendim.
    Sonra güvenmeyi...
    Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
    Sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
    Öğrendim.
    İnsan tenini öğrendim.
    Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
    Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
    Evreni öğrendim.
    Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
    Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek
    Gerektiğini öğrendim.
    Ekmeği öğrendim.
    Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
    Sonra da ekmeği hakça bölüşmenin, bolca üretmek kadar
    Önemli olduğunu öğrendim.
    Okumayı öğrendim.
    Kendime yazıyı öğrettim sonra...
    Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...
    Gitmeyi öğrendim.
    Sonra dayanamayıp dönmeyi...
    Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...
    Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta...
    Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
    Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.
    Düşünmeyi öğrendim.
    Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
    Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
    Olduğunu öğrendim.
    Namusun önemini öğrendim evde...
    Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
    Gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
    Sürmemek olduğunu öğrendim.
    Gerçeği öğrendim bir gün...
    Ve gerçeğin acı olduğunu...
    Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
    Lezzet kattığını öğrendim.
    Her canlının ölümü tadacağını,
    Ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.
    Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
    Olur ya...
    Kalp durur...
    Akıl unutur...
    Ben dostlarımı ruhumla severim.
    O ne durur, ne de unutur...