• Geri kalmış Portekiz' de, geri plana itilmiş bir kadın olarak acaba kendin bu konuda düşünmeye yeterli bulmadığından mıydı diye sordum kendime. Adalet ve yargı sadece erkekleri ilgilendiren şeyler olduğundan mı? Yoksa daha kötüsü müydü: Babamın işine karşı ne merak ne de kuşku beslediğinden miydi? Tarrafal' daki insanların kaderlerinin senin aklını hiç meşgul etmemesinden miydi?
  • 160 syf.
    - Spoiler Olabilir-

    En çok zorlandığım şeylerden biridir inceleme yazmak ama konu Sabahattin Ali olunca duramadım kitabı okurken bile şunları yazarım diye düşündüm durdum.
    Okuldayım şimdi kitap okuyan kişiler ilgimi çektiğimi söylemişimdir mutlaka söylemediysem bile şimdi söylüyorum kitap okuyan kişiler ilgimi çok çeker ve yazarlarında insan olduğunu düşünmüyorum zaten nedenini bilmiyorum ama ben öyle hissediyorum. Evet işte o güzel kız hemen dikkatimi çekti gidip sordum hangi yazarları seviyorsun falan filan o da bana sordu ve dedim ki Sabahattin Ali sonra elinde bir kitabın ucunu görmeyim mi dedim bu kitap kesin Sabahattin Ali' nin kitabı ve gerçekten de öyleymiş direkt kitabı incelemek istedim ve inceleyip verdim. Sadece bir ders dayanabildim gidip kızdan kitabı isteyip hemen başladım.Kitaba başlamamla bitirmem bir oldu nasıl ve neden bitti diye kendime sordum o kadar çok keyif almıştım ki kitaptan.
    O kadar güzel seviyor ki Sabahattin Ali Aliye'yi o sözler harikaydı...
    Sanki okurken bana yazılmış gibi mutlu oldum , hüzünlendim. An ondu yanında olmak istedim yaşadığını düşünerek... Bazı sözleri aklımda kaldı yanlış olursa af ola.
    '' Böyle şeyler yazma sana deli gibi aşık oluyorum, demiştim ya gerçekten çok fena aşık oldum sana Aliye... ''
    Her mektubun sonunda yazdığı o sevgi sözleri beni benden aldı adeta.
    Sadece bunla kalmıyor yaşadıkları o kadar etkiledi ki beni hala etkisindeyim ve bu hiç geçmeyecek.
    Hani bir sözünde , '' Sen benim için her halinle güzelsin. '' benim için de sen her halinle güzelsin Sabahattin Ali'm...
    Hele o kitaplara olan sevgin beni sana daha çok bağlıyor Sabahattin Ali'm. Annenin rahatsızlığından dolayı sana karşı hal ve tavrı senin kendi dünyana çekilmeni ve kitaplarla yaşamanı sağladı ya iyiki sağlamış çünkü bilindiği ve anlatıldığı üzere birçok kez intihar etmeye kalkışmışsın. Ve iyiki başarılı olamamış bizlere güzel eserler bırakmışsın. Sabahattin Ali'm seni görmek o kadar çok isterdim ki...Ah.. düşünmesi bile çok güzel. Biliyor musun Sabahattin Ali'm kızınla iletişime geçtim sayılır onu bulup senin hakkında her şeyi öğrenip sanki sana bakar gibi ona bakacak ve konuşacağım.
    Biraz kitap dışına çıktım aslında çok da çıkmadım neyse...
    Sabahattin Ali'nin el yazısıyla yazdığı mektupların görselleri kitapta bulunmakta Sevgili Aliye'ye yazdığı mektuplar sanırım Osmanlı Türkçesi ile Filiz Ali' ye yazdığı ise latin harfleri yani şimdiki yazdığımız gibi yazmış.
    Gerek yaşamını gerekse o güzel samimiyeti ve tatlılığını kitaptan alabiliyorsunuz. Yaşadığı çevre az da olsa anlaşılıyor. Etraftaki etkenlerden dolayı Aziz Nesin ile çıkardığı gazeteyi Aziz Nesin ile dağıtıp çok satması gerçekten iyiydi vay be dedirtti sadece son zamanlarda biraz sıkıntılar oluyor.
    Beni üzen ise annesinin rahatsızlığından dolayı yaşadıkları yetmezmiş gibi her yazdığı gazete yazısından dolayı hapse girmesi... Sabahattin Ali'nin şu sözü gerçekten hoşuma gitmişti. '' Adalet elbet bir gün beni haklı bulacaktır'' bunun gibi bir şeydi sanırım...
    Bir de en çok istediğim şeylerden birkaçı şöyle:
    Bilindiği üzre Sabahattin Ali'nin ölümünden 71 yıl geçti ve kitaplarının telif hakkı kaldırıldı. İnşallah ya Filiz Ali'nin bu konuda yaptığı mücadele başarılı olması ya da sadeleştirme bahanesiyle kitabın değişmemesi... ( kitapta sadeleştirecek ne var ki gayet sade... )
    Bir de Filiz Ali'nin de çok istediği bir şey olan Sabahattin Ali'nin neden ve kim tarafından öldürüldüğü ortaya çıkıp cezasını alması...
    Kitabın dışına biraz çıkmış olabilir bilmeden spoi vermiş olabilirim kusra bakmayın. İçimden gelenleri yazabilmişken içimi dökmek istedim.
    Kitap gerçekten okunması gereken eserlerden ben çok beğendim umarım siz de beğenirsiniz.
    Keyifli okumalar...
  • "Senden korkuyorum. Seni hiçyokluktan zorla çekip alan, gövdeme ekleyen rastlantıdan. Seni çok beklediysem de karşılamaya asla hazır olmadım. Ama kendi kendime hep o kötü soruyu sordum: Ya doğmak hoşuna gitmezse? Ya günün birinde haykırıp suçlarsan beni: "Sana kim dedi beni dünyaya getir diye? dersen.
  • 248 syf.
    ·9/10
    Hasan Ali Toptaş la tanisma kitabimdir kendisi. Ilk kez bir yazara bu kadar geç kalınmışlık hissi yaşatmıştır bende.
    Kitabimiz sayfa olarak az görünsede derin duygular ve uzun ruh betimlemeleri içeriyor. Spoiler vermemeye calisarak pesinde koşan atı bizdeki yaptigi cagrisim acisindan güzeldi.
    Kitap ilk baslarda normal bir tempoda giderken sonra hem durum hem olay kitabina dönüsüverdi. Babanin rahatsizlanip elden ayaktan düsmesi ile gercekten duygu gecislerini hissettirdi. Bir dram filmini 250 sayfada ancak bu kadar anlatabilirdi.
    Duygulandiran onemli bir etken babanin rahatsizlanmasindan sonra eşinin ona sonuna kadar sahip cikip sirtinda tasimasi yedirmesi temizlemesi. Insanin icine isleyecek duygusal sahneler barindiriyor. Gözümüzün önüne annelerimizi getiriyor. Fedakarlik ve sabrı ile eşini of bile demeden sahip cikiyor.
    Diger taraftan ana karakterimiz olan oğlunun tüm sıkıntılari sabirla karsilayip o yollari defalarca gidip gelmesi ve arabada kafasindan gecen binlerce düsünce... Güzel betimlemeler ile duyguyu aktarmis.
    Benim kitabi bitirince acaba Kafkanin Gregor Samsa sina bir atifta mi bulunuyor. Baba üzerinden o ruh halini mi animsatmis acaba dedim kendi kendime.
    Son olarak acaba burda anlattigi kendi hikayesi miydi. Bütün bunlari yaşadi mi acaba diyeds sordum kendi kendime.Gercek yada degil bilemem ama roman icerdigi duygu yükü ve akici diliyle beni etkiledi.
  • Yatıyorum, ellerimi başımın altına koyarak bekliyorum. Bu amansız mekanizmadan kurtulmuş, idamdan önce kaybolmuş, polis kordonunu yarmış idam mahkumları var mıdır diye kim bilir kaç defa sordum kendi kendime.
  • nil güne akarken Şubat gibi biriktim;
    dört yıl topladığı acısını yirmi dokuzuncu
    adımında gösteren. ve çıktım yaşama
    onun sakladıklarını sunarak saklandığım
    yerden. sonra kendime dönüp dinledim
    yeniden acılarımı ve sordum:

    yaşamın neresine saklanmalı ozan,
    ya da nasıl saklamalı yaşamı?
  • Ölmeden önce kendime, “Son arzun nedir? Söyle bakalım!” diye sordum. İçimden bir ses, “Yaşamak!” dedi.

    Aziz Nesin