Ama benim farklı birine ihtiyacım vardı. Yeni birine. Cinsiyetçi şakalar yapmayan ve bende kendi derimi yüzme isteği uyandırmayacak nazik ve normal birine.
Evet, her erkek suçlu değil, biliyorum. Ama erkekler maalesef iyi olanlarla kötü olanları ayırt edebileceğimiz bileklikler takmıyorlardı. Dolayısıyla bir sistem gerekiyordu. Bu benim çağrımdı. Duymuştum. Ve geliyordum.
Dünya bu erkekler, bu aldatıcı hilekârlar, yalancı ve yırtıcı sapıklar olmadan daha iyi bir yerdi. Cidden, ben sadece bu katlanılamaz derecede kurtlanmış olan topluluğun temizlenmesinde yardımcı oluyordum, o kadar. O kadın olmak ne demek çok iyi biliyordum. Evde oturmuş, midemdeki düğümü çözmeye çalışıp iç alarm sistemimin bana bir şeyin yolunda gitmediğini söylediği zamanları çok iyi biliyordum. Yatakta oturmuş, ağlamaktan canım çıkmış bir halde neden yetemediğimi merak ettiğim zamanları. Kırık bir kalbin acısı hiçbir şeye benzemezdi. Kim ne derse desin. Zaman bu acıyı iyileştirmez ve sizi buna hiçbir şey hazırlayamazdı.
Daha da beteri, bir başkası sizin adınıza bu durumu düzeltemezdi.
Benim sayemde, artık neyi yanlış yaptığını ve kendinde neyin eksik olduğunu merak ettiği için gözüne uyku girmeyecek olan daha az sayıda kadın var demekti.