Ölüm (Bronz #5) Özge Naz
Serinin şimdiye kadar en çok sır açığa çıkaran, en sert yüzleşmeleri yaşatan ve okuru en fazla şaşırtan kitaplarından biri oldu. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey
İNSAN NE İLE YAŞAR / TOLSTOY
Eserin kahramanı Simon'un kendine ait ne evi ne de toprağı vardır. O, eşi ve çocukları ile birlikte bir köylüye ait küçük bir kulübede yaşar. Geçimini ise
Aylak Adam, okuduğum birçok romandan farklı bir yerde duruyor. Çünkü burada olaylardan çok bir arayış anlatılıyor. Başkarakter C., toplumun ona biçtiği rolleri kabul etmeyen, sıradan bir hayatın
Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #heraybiryayinevi etkinliğimizde bu ay @martiyayinlari vardı. Seçtiğim
#sogukuyanisserisi ni bitirmiş bulunmaktayım.
@okumacemberiolusturalim etkinliğimin de üçüncü kitabı sonlanmış oldu böylece.
Üçüncü kitabı ilk ikisinden daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. İlk kitaptaki tanışmanın, ikinci kitaptaki karmaşanın ardından üçlemenin son kitabı cevapsız soru bırakmadı. 'olmaz' dediğim şeyler oldu, 'artık şaşırmam' derken tekrar şaşırttı. Olayların durağan olduğu yerlerde ön yargıya kapılmayıp şans verin derim. iyi ki yarım bırakmamışım aksi halde böylesi bir teknolojiyi hayalimde dahi canlandıramazdım. Gerçi teknolojinin ötesinde bir şey bu ama neyse.
Keyifli okumalar diliyorum herkese...
"Ne görüyorsanız o... Kusursuz dudakların kusursuz bir gülümsemeyle kıvrılması. Kusursuz bir bedenin üzerini gergince saran kusursuz deri... Sıkan eller, uzayan bacaklar, anlayan gözler. Bir makinenin, oynamak için yapılan kısmın oynadığını görüyorsunuz. Ölü bir kızın yürüdüğünü görüyorsunuz. Bir ucube, bir ihlal, bir günah, bir kahraman görüyorsunuz. Beni görmüyorsunuz..."
10.04.2018
Bazı romanlar yalnızca anlattıkları hikâyeyle etkili olmaz; okurla kurduğu bağ, yazarın hayatına dair sonradan öğrenilen detaylarla daha da derinleşir. İnsanlığımı Yitirirken benim için böyle bir
Yaratıcılık Kodu’nu; erken uyuduğum ancak gecenin bir yarısı uyandıktan sonra bir daha gözümü kırpamadığım kalorifer yanacak kadar soğuk bir Londra gecesinin ardından gelen tehir eden trenlerle dolu