"Dikkatin önemsiz ya da konu dışı uyaranlara kolayca çekilerek dağılabilmesi" ölçütü de şiirlerine yansımış, çoğu şiirdeki konu geçişleri okurunu soru işaretleriyle bırakacak dereceye gelmiştir. Şiirin içinde bir konudan bahsederken sanki bir kelime çağrışım yapar ve bir anda kalem o çağrışımın yakınlarında dolaşmak için harekete geçer. Bu döngü devam ettikçe de şiirlerdeki bütünlük yerini parça parçalığa bırakır. Sanki okur, bir imge dünyasına atılmış gibidir:
"Oyunda, ölüm safak gibi gelip çattığinda, oyundan ayrılma vakti geldiğinde, seni oyunda var eden iki değişken olan zihnin ve fiziksel bedenin ayrldığı an; oyunda senin akılsizca anlamlarla oluşturduğun gerçeklikte sorun veya konu olarak gördüğün șeylere kahkahayla gülerek uyanırsın.
Ama Nerede, Oyunun Hangi Sahnesinde, Tekrar Uyanirsin O Bir Soru işareti!
Çünkü Uyandığında Gördüğün Rüyaı Asla Hatırlamayacaksın!"