Mehmet Ali Yıldırım, bir alıntı ekledi.
12 dk. · Kitabı okuyor

Entellektüel için temel siyasi sorun, bilimle ilintili olan ideolojik içerikleri eleştirmek ya da kendi bilim pratiğine doğru bir ideolojinin eşlik etmesini sağlamak değil; yeni bir hakikat siyaseti oluşturmanın mümkün olup olmadığını bilmektir. Sorun insanların bilinci ya da kafalarında olanı değil; hakikati üreten siyasi, ekonomik ve kurumsal rejimi değiştirmektedir.

Entelektüelin Siyasi İşlevi, Michel Foucault (Sayfa 53)Entelektüelin Siyasi İşlevi, Michel Foucault (Sayfa 53)

Bazı kitapları değerlendirirken, diğer okuyuculara net fikirler versin diye objektif davranmaya çalışırım. Benim gözümden, eğrisi doğrusu neyse onu belirtirim elimden geldiğince. Ama bazı kitaplar da var ki, onlara duygusal yaklaşmamak elde değil. Sonuçta profesyonel eleştirmen değilim ve burada da zaaf göstereceğim bir konu var halihazırda: Futbol.
Futbolla ilgilenen bir çoğumuz, çocukluk veya delikanlılık çağlarımızda şunu bir kez de olsa aklımıza getirmişizdir: Biz kendi ülkemizin futbolunda kendimize yer bulamıyorsak, öte yandan yetenekli olduğumuzu düşünüyorsak, acaba başka bir ülkede, mesela futbolun nispeten az ilgi gördüğü bir yerde oynasak nasıl olurdu? Bu fikirle kendimizi hayaller alemine daldırır, haritada yerini gösteremeyeceğimiz yerlerin futbollarında, kendimizi o toprakların Sheva'sı, Pirlo'su, Maldini'si veya Oliver Kahn'ı hayal ederdik. İşte bu adamlar işi hayalden öteye taşımışlar. Bizim milletin kronik rahatsızlığıdır zaten. Hayal eder ama bir şekilde eyleme dökemeyiz, elin adamı ise canını dişine takıp hayalinin peşinde koşar.
İki sıkı dost, Paul ile Matt, İngiltere'nin turnuvaya katılma ihtimalinin, Andorra gibi güçsüz bir takımın Rusya'yı yenmesine bağlı olması sonrasında bir karar verirler: Futbolda güçsüz bir ülke bulup o ülkenin vatandaşı olacaklar ve milli formayı giyecekler. Fikir güzel, lakin bürokrasi ve kurallar diye bir şey var. Sonrasında kafalarındaki roller biraz değişime uğrasa da hedeflerine doğru ilerliyorlar ve o ülkeyi buluyorlar: Mikronezya Federal Devletleri'nden küçük bir ada ülkesi Pohnpei. Kitabın adını gördüğümde bunu bir kişi adı sanmıştım ama sonrasında öğrendim ki ülkenin adıymış. O kadar bilmediğim bir ülkeydi yani. İşte yağmurlarla ve nemle yoğrulmuş, tarihi boyunca türlü ülkelerin gelip geçtiği, savaşlar, isyanlar ve sömürgeler sonucu bugünlere gelmiş bu topraklar, artık futboluyla kendini ispat etme yoluna girecektir kahramanlarımız sayesinde. Yalnız her yabancının, bilmediği bir yerde başına gelebilecek türlü zorluklar ve olaylar, bizim iki İngiliz kafadarın başına da gelecek haliyle. Her şey güllük gülistanlık olacak değil ya. Hikaye bu doğrultuda ilerliyor ve bizimkilerin amacı, tarihinde hiçbir resmi galibiyeti olmayan bu ülke takımına bir galibiyet de olsa kazandırabilmek.
Kitabın anlatımı akıcı ve güzel. Çeviri de hoşuma gitti, aksaklık göze çarpmıyor. Amatör ruhu ve bu ruha eşlik eden heyecanı, azmi ve başarıyla gelen katıksız sevinci derinden hissediyorsunuz okurken. Tek sorun, karakter fazlalığı oldu benim için. Ama okurken bir yerden sonra aşina oluyorsunuz isimlere ve karakterlere. Hatta içlerinden kendinize yakın hissettikleriniz dahi çıkabiliyor. Futbolu seven herkesin okurken keyifli vakit geçireceğini düşünüyorum.

Herkesin Haziran'da Düğünü Var Fotoları Görüyorum İmrenmiyorum Acaba Bende mı? Bir Sorun Var Birinin Nişanı Oldu Çiçek Almış Sevdığine Onları da Görüyorum Yine İmrenmiyorum Ve Düşünmeden Edemiyorum Ben Kimden Hoşlanacam O Benden Hoşlanacak mı? Yoksa Karşılıksız mı? Kimle Evlenecem Çocuğum Olacak mı? Evlenebileceğim mi ?Yaşacam mı ?Ölecem mı? Nasıl Hayatım Gidecek Diye Kafamda Deli Sorular...🤔🤔🤔🤔🤔

Razmuhi, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Artık yaşlanıyorum," dedim ona. "Yaşlandık bile," diye iç geçirdi o. "Sorun şu ki, insan öyle olduğunu kendi içinden hissetmiyor, ama dışarıdan bakınca herkes bunu görüyor."

Benim Hüzünlü Orospularım, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 82 - Can yay.)Benim Hüzünlü Orospularım, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 82 - Can yay.)
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

'Bana gerçekten ne düşündüğünü söyle. Beni eleştirmen sorun değil,'...

Kendini İmha Etmenin Kolay Yolları, Bill Little (Sayfa 84)Kendini İmha Etmenin Kolay Yolları, Bill Little (Sayfa 84)

Yavaşla, Kemal Sayar
Kadere karşı sigortalanamayız. Istırap bir öğretmen. Tahammül ve direnç, insanın erdemleri. Bir ağrıyı bedenimizde gezdirip dinlendirerek de olgunlaşırız. Bir hüzün nöbetinden güçlenerek de çıkabiliriz. Ve nihayet hayat, çözülmesi gereken bir sorun değildir.

Kırgınlığım lunaparkta unutulmuş bir çocuğun nefreti kadar,
Sorun atlıkarıncalar değil, Arkamdan dönüp duran dönme dolaplar.

Mustafa KUVA, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okuyor

Zamanımızı yönetmek,
daha fazlasını yapmak, daha fazlası olmak ve modern
teknolojinin yarattığı harikalar sayesinde daha yüksek
verimliliğe ulaşmak için onca çabaya rağmen, neden
kendimizi gitgide “incir çekirdeğini doldurmayacak
şeyler”le uğraşarak sağlığı, aileyi, kişisel bütünlüğü ve
işimiz açısından çok önemli olan birçok konuyu ikinci
plana alırken buluyoruz? Sorun, hayatın destekleyici
motoru olan işimiz değildir. Karmaşıklık ya da
değişim de değildir. Sorun, çağdaş kültürümüzün
“daha erken git, daha geç saatlere kadar kal, daha
verimli ol, şimdilik özveriyle yaşa,” demesidir – oysa
gerçekte, zihinsel denge ve huzur bu şekilde
yaratılmaz; kendi yüksek öncelikleri hakkında açık bir
fikir sahibi olan ve onlara odaklanıp onlarla
bütünleşen kişilerde ortaya çıkar.

Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı, Stephen R. CoveyEtkili İnsanların 7 Alışkanlığı, Stephen R. Covey