• 128 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Kesinlikle okunmaya değer

    İnsan olarak ahlaki, manevi gelişimimiz, huzur ve tatmine ulaşabilmemiz içgüdülerimizi, duygu, düşünce ve davranışlarımızı kontrol edebildiğimiz ölçüde mümkün.

    İnsan bunları kontrol edemediği sürece heva ve heveslerinin, kendi kendinin kölesi oluyor

    Kitap kadın erkek ilişkilerinde bilinen, ele alınması gereken ama görmezden gelinen yanlışlara, sorunlara farklı ve çok yönlü bir bakış sunmuş. İnsanlar içinde bulundukları durumu düzeltmek;
    kendilerinden, başkalarından veya başka şeylerden kaynaklanan problemleri çözmek yerine bunları görmezden gelir, hafife alır, kaçar, başkalarını suçlar, sorumluluk almak ve sorunlarla yüzleşmek zor gelir. Aslında insan biraz cesaret, sabır, özeleştiri ve özveriyle çoğu sorununun üstesinden gelebilir. Çünkü hayatımızdaki sorun da çözüm de bizden kaynaklanır

    hangi amaçla gerçekleşirse gerçekleşsin evlilik hayatında çoğunluğun yaşadığı çözümsüz görünen ve mahkum olunan, hayatı çekilmez kılan sorunlara ve kadın erkek birlikteliğine gerçekçi bir eleştiri ve özeleştiri niteliğinde.

    Kadınların erkekleri baştan çıkarmak kendilerine bağlamak için ustaca kullandıkları cinsellik silahının, erkeklerin onları cinsel nesneler gibi kullanıp kasıtlı veya kasıtsız aşağılamalarının ve iki cinsin birbirleri üzerinden kendilerini tatmin etme durumunun her iki taraf açısından manevi ve ahlaki çöküşlerinin
    sonucu olarak birbirlerine ceza mahiyetinde olduklarını bütün çarpıklıklarıyla ortaya koyuyor.
    Kısacası körler sağırlar birbirini ağarlar ve hayatın özünde kişinin ettiğini değişik biçimlerde bulma mantığını barındırıyor.

    Aşkın abartılı, yanlış anlaşılan, fazla üstünde durulan bir duygu olduğunun altını çiziyor ben de yazara kesinlikle katılıyorum ️
  • 100 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Wilde için hayatının dönüm noktasıdır. Hapishane yılları, bir idam mahkumunun hikayesi ve hayatı boyunca yüzleşmek zorunda kalmadığı sorunlarla yaşama mücadelesi çok derin izler bırakır. Nazım olarak kaleme aldığı eseri okurken ne kadar derinden etkilendiğini gözler önüne seriyor.
  • Vizyoner feminist erkekleri de hareketin içine çekmek gerektiğini daima anlamışlardır. Hepimiz biliyoruz ki dünyadaki tüm kadınlar feminist olsalar da erkekler cinsiyetçiliklerini sürdürdüğü müddetçe yaşamlarımız kısıtlanacak ve toplumsal cinsiyetler arasındaki savaş hali bir norm olarak devam edecektir. Erkekleri mücadelede yoldaş olarak görmeyi reddeden, şayet erkekler feminist politikalardan herhangi bir fayda görürse kaybedenin kadınlar olacağı gibi akıldışı korkular besleyen feminist aktivistler hatalı bir şekilde, toplumun feminizme kuşku ve küçümsemeyle yaklaşmasına katkıda bulunmuş oldular erkeklerden nefret eden kadınlar zaman zaman erkeklerle yaşadıkları sorunlarla yüzleşmek yerine feminizmin ilerlememesini tercih ettiler. Erkeklerin feminizmin bayrağını ellerine alıp ataerkiye meydan okuması acil bir ihtiyaçtır. Gezegendeki yaşamın devamı ve güvenliği feminizmin erkekleri harekete çekmesini gerektiriyor.
  • Kaygı: Nathalie ve Oğlu

    Kaygı bozuklukları genellikle birçok varoluşçu meseleyi içerir. Nathalie ve oğlu Jason bu örnek olayda, anne ve oğlu Jason'nm Adam'la arkadaşlığı ve Adam'ın intiharından doğan varoluşçu sorunlarla yüzleşir. Varoluşçu kaygı, genel kaygı bozukluğunun bazı belirtileriyle birlikte bu durumda ortaya çıkmaktadır. Hem Nathalie hem de oğlu, Adam'ın intiharıyla nasıl baş edeceklerine dair seçimleriyle yüz yüze kalırlar. Nathalie'nin zihninde büyük bir yük olan sorular





    1 70 5. Konu

    Adam'a ve Adam'ın ailesine karşı kendisinin ve oğlunun sorumluluğuyla ilgili sorulardı. Adam'a ve ailesine karşı sorumluluğuyla tezat olan ise oğluna karşı sorumluluğuydu. Hem anne hem de Jason, Adam'ın ölümüyle baş etmede varoluşçu gerçekliğin önemli meseleleriyle yüz yüzedirler.

    Nathalie, terapötik etkinliklerini denetlediğim birinin danışanıydı. On yedi yaşında oğlu olan kırklı yaşlarında bir kadındı. Nathalie, açık havaya çıkma cesareti gösterir göstermez ağır panik atak yaşadığı için bir süredir kendini tamamıyla hapseden agorafobisinden dolayı psikoterapideydi. Fobisi, oldukça yatışmıştı ve yeni bir gelişme, kaygının yeni bir atağı onu aşağı çekene kadar terapi oturumlarına tek başına geliyordu. Bu sefer kaygısı genelleştirilmişti ve özel bir olayla açıkça tetiklenmişti. Nathalie'nin oğlu Jason, daha genç yaştayken arkadaşı olan Adam adlı bir çocuğun da yer aldığı bir dizi kötü zorbalık olaylarına karıştı. Okul, Adam'ın anne babasının okula şikâyetinden sonra Adam'a karşı birlik olan Jason'ı ve arkadaşlannı disipline gönderdi.

    Hiçbir bir değişiklik olmadı ve gençler, Adam'ın yaşamının bir anlamı olmadığını belirten bir mektup bırakarak odasında kendini asmış olarak bulunmasına kadar Adam'la uğraşmaya devam ettiler. Nitekim ölümü doğrudan uğradığı zorbalıkla ilgili görünüyordu. Nathalie'nin oğlu Jason neredeyse kuşkusuz bu olaym içindeydi ve polis tarafmdan sorgulandı. Arkadaşlarının yaptığı gibi herhangi bir sorumluluğu reddetti. Serbest bırakıldılar. Sonrasında Adam'ın cenazesine katıldıktan sadece birkaç gün sonra Jason çözüldü ve annesine kendisinin ve arkadaşlarının sürekli Adam'la alay ettiklerini ve kendilerini tekrar şikâyet ederse daha da ileri giderek ona işkence yapmakla tehdit ettiklerini anlattı. Jason'a göre Adam'ın intiharının doğrudan çetenin tehditleriyle gerçekleştiği açıktı. Jason çetenin sadece önemsiz bir üyesiydi, fakat Adam'ın kendini öldürdüğü gün okuldan eve giderken diğer çocuklardan üçünün Adam'a fiilen saldırdıklarını biliyordu. Şimdi aynı çocuklar olanlan polise anlatırsa benzer şiddeti kendisine uygulayacaklan konusunda Jason'ı tehdit ediyorlardı. Aslında polis bu olayların zaten farkmdaydı, fakat Adam'm ölümü açık bir intihar olayı olduğu için gençleri cezalandırmayı okula bıraktılar. Bununla birlikte Jason sorgulandığında gerçeği anlatmadı ve kendini son derece suçlu ve nasıl davranacağı konusunda açmazda hissetti.

    Nathalie, oğlunun bir başka çocuğun ölümüne yol açan davranışlarda yer aldığını fark ederek dehşetle donakaldı. Adam'ın tüm hayatını biliyordu ve ona olan için muazzam bir sorumluluk duygusu hissediyordu. Dehşetle kendinden geçti. Ağzını açamadı çünkü bu Jason'a ve diğer çocuklara zarar verecekti. Sessiz kalamazdı çünkü bu bir suça göz yummak olacaktı. Aslında oğlunun böyle davranması ve suça yönelen bir çetenin üyesi olması fikriyle yüzleşemiyordu. Kaygıyla felç olmuş bir durumda eski semptomlarının geri geldiğini hissetti ve birkaç kez terapi oturumlarım iptal ederek kendim eve kapattı. Sonunda terapiye geri döndüğünde, terapistine kendisini bu kadar üzen şeyin ne olduğunu anlatmaktan kaçmdı. Sadece Jason'm bir arkadaşı olan Adam öldüğü için dışan çıkmanın güvenli olmadığım söyledi. Bu terapistin ilk başta tartışmadan bıraktığı gizemli bir durum gibi görünüyordu (van Deurzen, 2009, ss. 137-138).

    Nathalie'nin yaşadığı yoğun varoluşçu kaygıydı. Yaşamın tehlikelerinin ve aynı zamanda bu tehlikelerle yüzleşmesinin kendine düşen sorumluluğunun da farkındaydı. Her yer güvenli olana kadar eskiden var olan tehlikeden saklanma tutumu hâlâ devam ediyordu, fakat henüz bu tutuma pes edemiyodu. Burada cesurca yaşama ve konuşma fırsatı kendisine sunuluyordu ve yine bir zamanlar olduğu gibi tekrar meydan okumaya kaçınmaya çalışıyordu. Şimdi, ya Jason'ı konuşması için ve belki de cezalandırılması için cesaretlendirme ya da sessiz kalma ve gerçekte olanın üstünü örtme seçimine sahipti. Sadece kendisinde değil oğlunda da tekrarlanan ve durdurulmaya yol açtığı için kaçınmanın gerçekten bir seçenek olmadığını biliyordu.



    Varoluşçu Terapi 171

    Çok önceden ikilemini terapistle açıkça tartışmanın doğru yönde bir adım olacağını kabul etmişti.Terapistine, bunu sadece terapistinin patolojik olarak değerlendirmeyeceği ya da deneyimini azaltacağı zaman yapabileceğini anlattı.

    Daha öncesinde reddettiği ve engellediği için Nathalie'nin ahlakî ikilemleri çözmede deneyimsiz olduğu açıktı, fakat şimdi, bu tür meydan okumaları engellemenin, önünü göremeyeceği bir yerden onu çıkmaz sokağa götürdüğünü görmesinde ona yardımcı olmak mümkün hâle geldi. Bu meydan okumayla cesurca yüzleşmek hareket özgürlüğüne erişmede tek yoldu. Agorafobisinin üstesinden gelmenin korkusuyla yüzleşmesi ve onu en çok korkutan birçok şeyi yapması için dışarı çıkması gerektiğini biliyordu. Bundan dolayı, yaşamda bu problemlerle yüzleşmenin onu eşit derecede daha güçlü yapacağını ve bu yeni güçle açmazına çözüm bulmada en iyi şansı yakalayacağını biliyordu.

    Sorunlara doğrudan bakmayı, Nathalie kabul etti. İlk başta sadece Jason için endişelendiğini düşünüyordu. Adam'ın dramında oynadığı rolü itiraf ederse, sınavlarında başarılı olma olasılığının yerle bir olacağından endişeleniyordu. Bunun kendisine bir felaketmiş gibi göründüğünü kabul etti, çünkü Jason genel olarak çok zekiydi ve onu hep gururlandırdı. Başarıları, kendisinin kişisel akademik yetenekten yoksun olmasını telafi ediyordu ve bu onun için çok önemliydi. Kendisi 17 yaşındayken eğitimini yarım bırakmıştı ve şimdi aynısının Jason'a olacağından korkuyordu. Psikoterapist, kendisini geçmemesi için Nathalie'nin oğlunun sınavlarını geçme olasılığını yok etmeyi isteyebileceğini söyleyerek başlangıçta, Nathalie'nin Jason'un potansiyel başarısını kıskanabileceği noktasım inceledi (s. 138).

    Bir sonraki oturumda ortaya çıkan, Nathalie'nin Jason'm kendi eylemlerinin gerçekliğinden kaçmaya devam etmesine izin verirse sonsuza kadar pasif bir seyirci olarak kalacağmı hissetmesiydi. Diğer bir deyişle oğlu kendisi gibi,dik durmaktan ve dikkate alınmaktan korkan biri olacaktı. Bu gerçek etik bir ikilemdi: dik durmak ve dikkate alınmak için oğluna da aynısını öğretecek kadar güçlü müydü? Bu cevaplaması gereken soruydu. İnsanlann Adam'a gerçekte ne olduğunu bilmelerini sağlamanın önemli olup olmadığı hakkındaki sonu gelmez tartışma geçersiz hâle gelmişti. Zorbalığın Adam'm intiharma önemli bir katkı sağlayan etmen olması gerçeği o zamana değin insanlar tarafından fark edilmişti. Tabii ki gerçeği söylemek hâlâ önemliydi. Adam'm ailesi için gerçeği bilmek önem arz ediyordu ve Jason ve Nathalie için de korkakça ve kendini koruyan duruştan ziyade dürüst bir duruş sergilemek önemliydi. Daha sonra Nathalie bunları oğluna söyleme cesaretini kendinde bulduğunda, Jason'm da aynı şeyi hissettiğini keşfetti. Aslında Jason yaptığını ve diğerlerinin yaptıklarını sahiplenerek kendine saygısını geri kazanmak istiyordu. Sessizliğinin sonuçlarından, konuşmasının sonuçlarından daha fazla korkuyordu. Aynca ölen arkadaşma karşı görevini yerine getirme meselesi de vardı. Hem Jason'm hem de annesinin zaman zaman Jason'm konuşamayacağını, çünkü bunun diğer arkadaşlarını bu işe karıştırmak anlamına geleceği şeklinde davranmaları ilginçti. Şimdi, ölen arkadaş Adam'm herhangi birinden daha fazla korumaya ihtiyacı olduğundan, arkadaşlarım koruma fikrinin iknâ edici bir fikir olmadığını keşfetmişlerdi. Sonunda, Jason'm belirli bir cezaya çarptırılmadan ya da başka birini bu işe karıştırmadan doğruyu itiraf edebileceği anlaşıldı. Aynca böyle bir eylemin etik olarak doğru ve duygusal olarak rahatlatıcı olacağı açık hâle geldi. Jason itiraf ettiğinde ve kınamaları soğuk kanlılıkla kabul ettiğinde, bu özgüvenini arttırdı ve birçok kişiden onay aldı. Onu kovmuş olan eski çeteyle hâlâ ilişki kurmak zorundaydı, fakat bunun çok önemli bir kayıp olmadığını ve muhtemelen bir avantaj olduğunu fark etti. Nathalie onunla gurur duyuyordu ve bir şekilde dürüst olmasmda ona yardım etme durumunun bir kısmım istemeden üstlendi. Hem kendisi hem de oğlunun dürüst olarak öz saygılarını tekrar kazandıklarım hissediyordu. Jason'm sınavlannın beklenenden daha başarılı geçmesi onu son derece memnun etti. Kendi kaderi ile Jason'mki doğal olarak ilişkiliydi. Dürüstlük testini birlikte geçmeleri ilişkilerini güçlendirdi. Şimdi kendilerini ve birbirlerini doğru şeyi yapan insan olarak düşünebilirlerdi. Bu durum, kaygımn çıkmazından kurtulmasına ve yaşamın akışma dönmesine yardım etmek için, Nathalie'nin öz güvenine yeterince katkı sağladı (ss. 139-140).
    Richard S. Sharf
    Mohtesem psixoloji roman cixar bundan..Nece maraqli heyat hekayesidir.
  • 240 syf.
    ·5 günde·Beğendi·8/10
    Ülkenin genel olarak gündemindeki konulara çözüm sunmuş. kitabin ikinci yarisinda 15 temmuz darbe komisyonuna davet edilip verdigi bilgiler aktarilmis. cok onemli bilgileri ilk agizdan okuyacaksiniz.
  • Bugün Türkiye'yi bulunduğu bölgede farklı ve güçlü konuma getiren, laik ve demokratik bir ülke olmasıdır.

    Buna rağmen bazıları ilk günden beri laikliği din karşıtı olarak topluma anlatmaya çalışmış ve TSK'yı da hep din karşıtı olarak göstermeye gayret etmiştir.

    TSK bugüne kadar hiçbir zaman din karşıtı olmamıştır, sadece anayasanın 24. maddesinde yer aldığı şekilde, "siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfus sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularının yahut dince kutsal sayılan şeylerin istismar edilmesine, kötüye kullanılmasına" karşıdır.
  • “Ülke Sorunlarına duyarlı olmak bir vatandaşlık görevidir . Fakat görev burada bitmemektedir. Sorunları dile getirmek, şikayet etmek yeterli değildir”