Coсруко

Coсруко
@sosrikua
Neither Caesar nor Jesus.
1 Ocak 1910
745 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
Güzel benzetme :)
Erkekler bir müzik kaseti gibidir. Onları ilk dinlemeye baş­ladığında seni çok hoş duygular içine sokarlar, ayaklarını yerden keserler. Sonra... Bir gün, bir de bakmışsın ki bant tam orta yerinden kopmuş.
Alıntı
🤮🤮🤮
Dorothy Bloch:
"Kendi kendini analizinin onu nereye götüreceği konusunda Freud'un hiçbir yanılsaması yoktu. 14 Kasım 1897'de şöyle söylüyordu, 'Gerçek anlamda kendi kendini analiz olanaksızdır; aksi halde hiç [nevrotik] hastalık olmazdı' (1985: 281)."
“... bir nevrozdan kurtulabilirsiniz, ama onu kendi kendinize tedavi edemezsiniz." Sartre, "Sözcükler"
"Paranoyada semptom oluşumunun en çarpıcı özelliği, yansıtma adını hak eden süreçtir. İçsel bir algı bastırılır ve bunun yerine, algının içeriği belli çarpıtmalardan geçtikten sonra, dışarıdan gelen bir algı şeklinde bilince girer. Zulüm görme sanrılarındaki çarpıtma, bir duygunun dönüşümünden oluşur; içsel olarak sevgi şeklinde hissedilmesi gereken, dışarıdan nefret olarak algılanır."
"Bu ilginç sürece paranoyadaki en önemli ve patognomonik unsur şeklinde bakabilirdik, ancak neyse ki, iki şeyi anımsıyoruz. Birincisi, yansıtma tüm paranoya şekillerinde aynı rolü oynamaz ve ikincisi, yalnızca paranoyada değil, diğer psikolojik durumlarda da kendini gösterir ve aslında dış dünyaya yönelik tutumumuzda belirli bir payı vardır."
"Olup biten şudur: Bireyin gelişiminde, bir sevgi nesnesi elde etmek için cinsel içgüdülerini (o ana dek oto-erotik etkinliklerle meşgul olan iç güdüler) birleştirdiği bir zaman gelir; önce sevgi nesnesi olarak kendini, yani kendi bedenini seçerek başlar ve ancak daha sonra nesnesi olarak kendisi dışındaki bir kişiyi seçmeye yönelebilir. Oto-erotizmle nesne sevgisi arasındaki bu yan yol evresi, normal olarak geçilmesi gereken bir evre olabilir; ancak öyle görünüyor ki birçok kişi bu durumda uzun süre takılı kalır ve bu evrenin özelliklerinin birçoğu, gelişimlerinin ileri evrelerine taşınır. Kişinin kendiliğinde en büyük önemi taşıyan, dolayısıyla sevgi nesnesi olarak seçilen cinsel organlar olabilir. Bundan sonraki gelişim çizgisi, benzer cinsel organlara sahip bir dış nesnenin seçimine, yani eşcinsel nesne seçimine, buradan da heteroseksüelliğe yönelir. Yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde açık eşcinsel olan kişilerin, seçtikleri nesnenin kendilerininkine benzer cinsel organlara sahip olması gerektiği şeklindeki bu bağlayıcı koşuldan kendilerini hiçbir zaman sıyıramamış olduklanrı varsayılabilir ve bu bağlamda her iki cinse aynı türden cinsel organlar atfeden çocuksu cinsel kuramlar çok etkili olur."
"Bundan sonraki gelişim çizgisi, benzer cinsel organlara sahip bir dış nesnenin seçimine, yani eşcinsel nesne seçimine, buradan da heteroseksüelliğe yönelir." dediği yerde, Sartre'ın "Bir Yöneticinin Çocukluğu" öyküsünde tam da bunu işlediğini düşündüm.
Bağlamından kopararak:
"Yersiz bir tavırla insanlar genç kızları sıklıkla kazlarla kıyaslarlar, hiç de nazik olmayan bir şekilde onları 'kuş beyinli' olmakla suçlarlar ve ezberlenmiş cümleler dışında hiçbir şey söyleyemeyeceklerini ve benzer ses veren yabancı sözcükleri karıştırarak eğitimsizliklerini açığa vurduklarını öne sürerler. Ciddi olarak söyledikleri tek söz olan 'Şeytan gibi herif!', bu durumda genç kızları etkilemeyi başaran genç adamın zaferine gönderme olabilir."
Kaz/ kız için.