• ~İktisadi Güvensizlik~
    İnsan, dükkanlarda tezgah ardında çalışan kadınlı erkekli üniversite mezunlarına rastlıyor; bu üniversite mezunları böylelikle yoksulluğa düşmekten kurtuluyorlar ama onların kurtuluşu, kendilerinden önce tezgahın ardında çalışmakta olanların yoksulluğa düşmesi pahasınadır.
    En alt sınıftan, hemen hemen en üst sınıfa kadar bütün sınıflarda insanların gündüzleri düşüncelerine, geceleri de düşlerine iktisadi korku egemen olmakta ve bu korku insanların çalışmalarını sinir törpüsü kılmakta, boş zamanlarını da dinlendirici olmaktan uzak bir hale getirmektedir.
    Öyle sanıyorum ki, uygar dünyanın büyük bölümünü sarmış bulunan delilik nöbetinin esas nedeni, bu hiç eksilmeyen korkudur.
    Bertrand Russell
    Sayfa 107 - cem yayınevi
  • 192 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    "Siyasetten uzaklaşan kitap, Batı medeniyetinin belirgin nitelikleriyle, insan ırkının böcekler tarafından yok edilmesi ihtimallerini tartıştıktan sonra, ruhun mahiyeti üzerine bir tartışmayla son bulmaktadır. Kitaptaki denemeleri birbirine bağlayan genel tez, dünyanın hoşgörüsüzlükten, bağnazlıktan ve yanlış yolda bulunsa bile canlı bir eylemin beğenilmesi gerektiği inancından çok çektiği; halbuki son derece karmaşık modern toplumumuzda ihtiyacı duyulan şeyin, dogmaların gerçekliğini araştırmaya hazır serinkanlı bir düşünüş ile en bağdaşmaz görüşlere bile hakkını verebilecek bir kafa özgürlüğü olduğu tezidir." (*)

    Bertrand Russell'ın okuduğum ilk kitabıydı ve son zamanlarda okuduğum en iyi kitap olduğunu söyleyebilirim. Kitapta 15 adet deneme yer alıyor ve bunların dünya savaşları arasındaki dönemde yazıldığını akılda tutmak oldukça önemli. Russell, gündelik siyasetten uzaklaşarak hem siyaset teorisi, hem de eğitim, psikoloji, toplumsal sorunlar gibi bir çok konuya eğilmiş.

    Denemelerin her birinin başlı başına övgüyü hak ettiğini ve belki de ayrı ayrı inceleme yapılması gerektiğini söyleyebiliriz. Ben, okuyucunun ilgisini çekerek kitabı okutmaya yönelik ilham verici olabilecek bir inceleme yapmayı umuyorum.

    Öncelikle kitaba adını veren ilk deneme olan "Aylaklığa Övgü"den bahsedelim. Russell'a göre "Sürekli çalışmaya ve servetini arttırmaya yönelik hayat, anlamsız bir hayattır." Russell bu sistemin, toplumsal hastalıklar yaratmaya neden olacağını düşünüyor ki günümüzde de bunu görüyoruz zaten. Russell, üretmenin, tüketmeye göre üstün görüldüğü anlayışını yadsıyor. Çalışma saatlerinin uzunluğu meselesinin, sadece insanın zamanını çalmadığını, diğer taraftan insanı daha fazla yorduğunu ve toplumdan uzaklaştırdığını söylüyor. Bir başka açıdan ise toplumdaki işsizlik oranı artmış oluyor ve gelir dengesizliği artıyor. Bu da agresif toplum inşa ediyor. Buna karşılık çözüm önerisi ise çalışma saatlerinin azaltılması, böylece toplumdaki birçok soruna çözüm bulma şansımız olabilir.

    Siyaset teorisi bölümüne gelecek olursak;

    "Komünizm ve Faşizm şıklarını da aynı şekilde kabul edemem."

    diyerek net bir tavır ortaya koyuyor. Yazarın, çalışma şartları, aile, toplum, ekonomi vs. görüşlerine bakarak komünizme daha yakın olduğunu düşünebiliriz ama daha derin bakarsak, 'demokratik sosyalist' gibi bir kavrama ulaşabiliriz. Yazarın en orijinal fikirlerinden biri de Sovyet Rusya denemesinin ve Stalinizm'in teoriye ihanet olmadığı Stalinizm'in aslında bir gereklilik olduğu görüşüdür. Stalinizm, bir gereklilik olduğu için, komünizm dünya siyasetinin geleceğinde bir rol oynayamaz. (tarih yine onu haklı çıkarmıştır)

    "Sosyalizmden Yana Güçlü Kanıtlar" başlıklı denemesi belki de en iyi denemesidir, bu kitapta yer alan denemeler arasında. Büyük bir savaş karşıtı olmasına rağmen, II.Dünya Savaşı'nın çıkacağını net bir şekilde görüyordu ve bunun etkilerini azaltmak için veya en azından, savaş sonrası toparlanmak için sosyalizm vurgusu yapıyor.

    Yine bu konuya paralel olarak, yani savaş sonrası dünyanın sağlığı için çocuk eğitimine, çocuğun toplum içindeki yerine çok büyük önem veriyor Russell. Bu nedenle, kapitalist/faşist eğitim düzeninin oldukça sakıncalı sonuçlar doğuracağı tehlikesini haber veriyor.

    Russell'ın müthiş bilgisi yanında, tarih tanığı olarak da kendisini okumak harika bir deneyim. Kendisini tanımak için de oldukça nitelikli bir eser...




    *Bertrand Russell'ın önsözünden
  • 192 syf.
    ·3 günde·7/10
    Bertrand Russell' ın, Cem Yayınevi'den yayınlanan (korsan kitap gibi duruyor maalesef) denemesi. Kitap 15 bölümden oluşuyor. Bunlar;

    1. aylaklığa övgü
    2. ''yararsız bilgi''
    3. mimarlık ve toplumsal sorunlar
    4.modern midas
    5. faşizmin baba soyu
    6.scylla ve charibdys ya da komünizm ve faşizm
    7. sosyalizmden yana güçlü kanıtlar
    8. batı uygarlığı
    9. gençlerin kinizmi üzerine
    10. modern türdeşlik
    11. böceklere karşı insanlar
    12. eğitim ve disiplin
    13. stoacılık ve zihin sağlığı
    14. kuyruklu yıldızlar üzerine
    15. ruh nedir?

    Bu kitap, toplumsal sorunların, siyasal çatışmalar arasında gözden kaçabilecek yanları üzerinde duran denemeleri içine almaktadır. Özellikle, düşünce alanında aşırı derecede örgütlenme ve eylem alanında aşırı gayretkeşliğin tehlikesine parmak basmaktadır. Denemeler, bilginin öneminin sadece bilginin doğrudan doğruya uygulama alanındaki yararlılığından ileri gelmeyip, aynı zamanda onun insan kafasında geniş ve derin bir düşünce alışkanlığı kazandırmasında da bulunduğu tezini ileri sürüyor; bu esastan bakıldığında, zamanımızda "yararsız" etiketi yapıştırılan birçok bilgide yarar bulunabilir. Bu kitapta, mimarlığın çeşitli toplumsal sorunlarla, özellikle küçük çocukların iyiliği ve kadınların durumu sorunuyla ilişkisi üzerine bir tartışma yer alıyor. 

    Bu kitap 1932 yılında yazılmasına rağmen halen geçerliliğini koruyan mükemmel tespitleri içerir. İnsanların ihtiyaçları kadar çalışmasının yeterli olacağını, ihtiyaçtan fazla çalışmanın sadece mutsuzluk ve diğer insanlar için işsizlik anlamına geldiğini savunmaktadır. Tüm insanların anlaşıp günde 4 saat çalışması halinde mutluluk ve rahatlığın artacağını, yaratılan boş zamanların bilimsel ve sanatsal ilerlemeyi de beraberinde getireceğini anlatmaktadır.

    Bu zihin açan muazzam kitabı
    okuduktan sonra kısa bir süre hayata dair umutsuzluktan depresyona girmemek elde değil. Boş zaman kavramını düşündüğümün ötesinde açıklayıp, gerekliliğini örneklerle gözüme sokmuşken, doğrusu hayatımın çok büyük bir kısmını çalışarak (geceli gündüzlü hem de) geçireceğimi bilmek içimi acıttı.

    Keyifli okumalar...