Doğa yalnızca fiziksel olanı tanır, ahlaki olanı değil. Hatta doğa ile ahlak arasında belirgin bir çatışma vardır. Doğanın yegâne amacı, bireyi, daha doğrusu türü mümkün olan en kusursuz biçimde korumaktır. Oğlancılık her ne kadar bu yönde ayartılmış erkek çocuklarına fiziken zarar verde de bu diğer olasılığın verdiği zarar kadar büyük değildir. Doğa açık ara çok daha büyk bir zarardan, türn bozulmasından, kaçınmak için ehvenişer olanı yeğler, böylece kalıcı ve gitgide büyüyen bir felaketin önüne geçmiş olur.
Aşk özlemi ve aşk sancısı, konusunu fani bir bireyin ihtiyaçlarından alamaz. Bu duygulara hayat veren, amacına giden yolda yakaladığı eşi bulunmaz bir fırsatı ya kazanacak ya da kaybedecek olduğundan için için feryat eden türn ruhunun iç çekişleridir. Yalnızca tür sonsuz bir hayata sahiptir, bu nedenle sonsuz arzular, sonsuz tatminler, sonsuz sancılar duymaya muktedirdir. Ama bütün bunlar şu durumda bir faninin daracık göğüs kafesine hapsedilmiştir.
Aşkın karşısında insanlar bir ölümsüzün karşısındaki ölümlüler gibidir, aşkın çıkarları ile insanların çıkarlarını karşılaştırmak sonsuz ile sonluyu karşılaştırmaya benzer.