• Çocukların aile içinden biri tarafından cinsel istismara, yani enseste uğraması, aile üyeleri arasında genellikle kabul edilmesi zor, hatta bilinçli ya da bilinçsiz olarak inkar edilen bir durumdur.

    Ensest yaşantılarında anneler,çocuğun yaşadığı istismarı anladıkları ya da hissettikleri durumlarda bile bilmezden gelme ya da bir şey yapmama şeklinde davranmaktadır.


    Çoğu zaman gördüğüm vakaları,olayları bir de kitaptan okumak içime oturdu ve gözyaşlarıma yine hakim olamadım
  • 148 syf.
    Figen Paslı ön sözde:

    "Çocuklar için çalışırken deneyimlerime dayanarak şunu gördüm ve yaşadım: siz çocuklar için ne kadar iyi şeyler yapmak isteseniz, bir yere kadar başarabilirsiniz. Sizin sisteminiz/kurumunuz/ kuruluşumuz dışındaki sistemler koruyucu yaklaşmıyorsa, güç durumdaki örselenmiş çocuğu tam anlamıyla koruyamıyorsunuz. Ama sizin yaklaşımınız diğer sistemleri bir zincirin halkaları gibi etkiliyor ve iyi sonuçlar elde edilebiliyor."

    Figen Paslı bir Sosyal Hizmet Uzmanıdır. Korunma ihtiyacı olan, güç koşullarda yaşayan çocuklarla, ihmal ve istismara uğrayan çocuklarla çalışmıştır. Bu kitabı yazdığında da yıllar boyu edindiği deneyimini de konuşturmuştur.

    Kitap bir araştırma ekseninden çocuk istismarına genel bir çerçeve çizmektedir. İlk bölümde Cinsel İstismarın tanımı, türleri ve açığa çıkmama nedenleri üzerinde durarak bir alt yapı oluşturmuştur. İkinci bölümde araştırmaya konu olan 10 mağdur çocuğun ve annelerinin söylemleri üzerinde ülkemizdr istismarın açığa çıkmamasının nedenleri, istismara uğrayan çocukların aldığı tepkiler-destekler irdelenmiştir. Son bölümde 11 tane profesyonelle olan konuşmalardan kesitler yer alıyor böylece sistemin eksikleri, yanlışlıkları şeffaf bir şekilde ortaya dökülüyor. Kısa okumalar yapmayı sevenler için özet geçtim. Lakin bu konu bu kadarla geçiştirilecek bir konu değildir... Devam edelim.

    Giriş kısmında Cinsel istismarın ortaya çıkış yollarını şöyle sıralar:
    • Çocuğun birine anlatmasıyla.
    • Aile içinden ya da dışından birinin istismara tanık olmasayla.
    • Ya da bir profesyonel tarafından yapılan gözlem ve değerlendirme yoluyla

    Yapılan bir araştırmaya göre de Cinsel istismar olgularının sadece %15'inin bildirildiği düşünülmektedir.(Yates, 1997: 699-709; Taner ve Gökler, 2004: 82-86).

    Bu, çok büyük bir oranda süregelen istismar vakalarına işaret ediyor. Gizli kalan %85 oranındaki vakaların açığa çıkmama nedenlerini ise şöyle sıralıyor:

    • Çocuklar genellikle kendilerine inanılmayacağını, başlarının belaya girebileceğini düşünmeleri.
    • İstismarının tehditlerinden korktukları için ya da istismarcıyı korumak için sessiz kalabilirler.
    • İstismar davranışının yanlış olduğunu bilmediklerinden sessiz kalabilirler.


    İstismarı anlatan çocuğun sonraki koruma sürecinde sistemlerin yetersiz koruma programları yüzünden çocuğun ikincil bir istismara uğrayacağını da belirtiyor Paslı. Özellikle adli işlemler ve Hastanede muayene aşamaları sırasında çocuğa yönelik yapılan ihmalkar tavırlar çocuğun ayrı travmalara sürüklenmesine neden olabilmektedir.


    Paslı'ya göre cinsel istismarın ortaya çıkmamasının bir başka nedeni de çocukların cinsel amaçlı eylemlerin ne olduğuna ilişkin belirli kavrayışlarının olmamasıdır. Ve çoğunlukla cinsel istismarı gizli tutan çocukların da bu kayrayıştan yoksun olan çocuklar olduğu görülmektedir. Bu da "tabu" haline getirilen cinsel eğitimin çocuk için önemine işaret etmektedir.

    Paslı, çocukların uğradıkları cinsel istismarı açığa vurmalarının iki yolu vardır diye belirtmektedir.

    • Kazara açığa vurmak
    • Amaçlı açığa vurmak

    Kazayla açığa vurma küçük çocuklarda, amaçlı açığa vurma da ergenlik döneminde olan çocuklarda görülmektedir.


    Yapılan araştırmalarda cinsel istismarı uygulayan kişi akraba veya bir yakın ise, çocuğun istismarı bildirme olasılığının az olduğunu göstermektedir. Geçen günlerde medyaya yansıyan ve Babası tarafından cinsel istismara uğrayan 13 yaşındaki kız çocuğunun istismar geçmişinin uzunluğu buna bir örnektir.
    https://www.google.com/...le-birakmis-41519059

    Gazi Üniversitesinde 2001-2008 yılları arasında Çocuk Koruma Merkezince adli ve sosyal hizmet bildirimleri yapılan 73 çocuğun %40'ı yaşadığı cinsel istismarı ilk olarak annelerine %10'u ise arkadaşlarına anlatmış.

    Bu veriler annenin cinsel istismarı nasıl karşılayacak olduğu ve çocuğuna nasıl davranacağı konusunda çok önemlidir. Annenin çocuğuna inanması, destekleyici olması çocuğun kendini güvende hissetmesine olanak sağlayabilmektedir. Aksi durumlarda çocuğun derin tramva süreci yaşaması yüksek bir ihtimaldir.

    Mağdur çocukların öyküsünün alınmasına ilişkin yönetmelikte çocuğun tanık olarak bir kez dinleneceği belirtilmiş olmasına karşın Paslı'nın Gazi Üniversitesinde yaptığı araştırmalarda mağdur çocukların %70'inin hikâyesinin adli süreç boyunca en az üç kez dinlendiğini ifade etmektedir. Bu durum çocuğun daha fazla örselenmesine neden olmaktadır.

    İstismara uğrayan mağdurlar ile yapılan çalışmada yer alan mağdurun ve ailesinin özellikleri ve istismar uygulayanların özelliklerini ve son bölümde görüşlerine yer verilen profesyonellerin özelliklerini içeren üç ayrı tablo var onları da buraya ekleyeyim.
    https://imgyukle.com/i/y8krzn
    https://imgyukle.com/i/y8kQYh
    https://imgyukle.com/i/y81Ivj

    ikinci mağdur çocukla yapılan konuşmada mağdur kız çocuğunun annesine babası tarafından cinsel istismara uğradığını anlattığını lakin annesinin kızına inanmadığını daha sonra istismara tanık olunca annenin olaya inandığını ama yine de herhangi bir ihbarda bulunmadığını söylemektedir. Anne de sözde çocuğunun psikolojik durumunu düşünerek olayı duyurmak istemediği şeklinde bir yorum getirmiştir. Bu istismar rehber öğretmen tarafından ortaya çıkarılmasaydı şayet annenin bilgisi dahilinde sürmeye devam edecekti. Annenin hem çocuğu hem de kendisini korumak için sahip olması gereken bilincin önemine tekrar vurgu yapmış olalım.

    İstismara uğrayan çocukların ve annelerinin söylemelerinin yer aldığı ikinci bölüme ilişkin not aldığım bilgilerden yola çıkarak yorumlarsam.

    İstismarın açığa çıkması geleneksel aile yapılarında ya hiç gerçekleşmiyor ya da çok geç oluyor. Aile içinden kaynaklı olan istismarın açığa çıkma süresinin ortalaması 3 yıl. Çocuk o üç yıl içinde ilk başta annesine sığınmak istiyor. Annelerin büyük çoğunluğu inanmıyor ya da inanmak istemiyor. Figen Paslı bu durumu da şöyle ifade ediyor: "İnsanlar genellikle yakın çevrelerinden zararlı davranış gelmesini beklemezler ve bu nedenle de inanmak istemezler." Annesine karşı olan güveni kırılan çocuk yakın olduğu bir kardeş veya abla yoksa içine kapanıyor, istismarın devam etmesi karşısında çaresiz bir durumda kalıyor. Ne zaman İstismarın yükünü taşıyamaz hale gelirse o zaman ya bir arkadaşı ya da okul rehber öğretmenine ulaşıyor. Zaten istatistikler de kamuda yer alan görevliler arasında en fazla bildirimi Rehber öğretmenlerin yaptığını gösteriyor. İstismar açığa çıktıktan sonra geleneksel aile yapıları için asıl sorun başlıyor. Kimse çocuğun psikolojik durumunu dikkate almıyor. Ya olayın örtbas edilmesi için uğraşılıyor ya da "namus" derdine saplanıp kalınıyor.

    Araştırmadaki dördüncü çocuk şöyle isyan ediyordu: "Hiç kimse inanmadı"

    En büyük sıkıntı da bu. İnanmamak ya da geç inanmak. Paslı'nın araştırmalarında çarpıcı bir sonuç yer alıyor. O da çoğu annenin de istismar açığa çıktıktan sonra haberdar olması. Çocuk ile ebeveyn arasındaki iletişimsizliğin neye neden olabilecek olduğu konusunda çarpıcı sonlar bunlar. Baba korkusu ya da babanın sessiz kalması bir başka açığa çıkmama nedenidir.

    Ç9 bu duruma şöyle değiniyor:
    "Babam da şey dedi: "Kızım aramızda tatsızlık çıkmasın, çekil davadan" dedim.. Ondan sonra işte "tadımızı bozma" dedi bana... Ben babamın cahil olduğunu biliyorum. Bu konuda normalde bana destek çıkması gerekirdi. Yani... O adama karşı bir şekilde tepki göstermediler... Bilmiyorum belki korktular ondan..."

    Kadının Ortadoğu coğrafyasında yaşadığı sıkıntılar hemen hemen aynı nedenlerledir. O yüzden yukarıdaki alıntıyı Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik
    kitabından istismara uğrayan Filistinli bir kızın söylemi ile bağlamak istiyorum.

    ""Keşke çığlık atabilsem, bağırabilsem. Keşke babamdan bana sarılmasını ve beni korumaya, intikamımı alacağına dair söz vermesini isteyebilsem. Keşke ağabeyime söyleyebilen de, gidip onu öldürse... Keşke tecavüze uğramamın acısını annemle paylaşabilsem... Keşke birileri benimle ağlayabilse... Keşke... Bunlar olsa diyorum ama nerede? ... Ağlamama bile izin yok. Sadece kendi kendime konuşuyorum."

    Daha sonra açığa çıkmama nedenlerinden biri de yetkili merciler ve topluma olan güvensizlik. Adli sürecin uzun sürmesi. Adli sürecin gerektiği gibi işlememesi ve bu süreç boyunca çocuğun yaşadığı tramvayı tekrar tekrar anlatması çocuğun ayrıca örselenmesine neden olmaktadır.

    75. Sayfada şöyle bir ifade var:

    "Cinsel istismara uğrayan çocuklar, istismarı açıkladıktan sonra ve profesyoneller onlarla çalışmaya başladıktan sonra bir sürü güçlükle karşı karşıya gelirler."

    Ç9 şöyle bir bir tespitte bulunacak:

    "Önceden polislere çok ılımlı bakıyordum, hani kanun adamı, bizi koruyorlar diye. Şu an böyle düşünmüyorum, gördüm yani. Hepsi bir değil, hepsini yargılayamam ama kanun; çevresi, arkası, torpilli olanların kanunu, benim gibi kimsesiz, garip olanların kanunu değil yani"

    Güçlüklerden bir diğeri de yetersiz hukuki destek. Maddi gücü olmayan mağdura devlet avukat atıyor ama o avukat davayla ilgilenmiyor ya da acemi mesleğe yeni başlayan gençler veriliyor davalara. Bu durum da mağdurun hukuki destek konusunda çaresiz kalışı ile noktalıyor.

    Profesyonellerin görüşlerinin yer aldığı son bölümde Erkek, 20 yıllık savcı olan P10 şöyle demektedir:
    " Soruşturmayı yürüten kolluk kuvvetleri de dahil olmak üzere.. O kültürel algıların olaya bakış açısında çok etkili olduğunu.. Olumsuz anlamda söylemek isterim. Ataerkil, erkek hegomanyasından dolayı, kız çocuk hatalı görülüyor... Güç kimdeyse otorite anlayış var ve mağduriyetlerin kız, mağdur edenlerin çoğu erkek... Sosyal politikaları belirlerken insanı iyi yetiştirmek gerek... Profesyonellerin bakış açısı, farkındalığın gelişmesi, bakış açısının geniş perspektifli olması gerekir."

    Figen Paslı gibi uzmanların, akademisyenlerin bu konular üzerine daha fazla yazmaları daha fazla araştırmaları gerekiyor. Çünkü bu istismar birçok kurumda örtbas edilmeye, ihmal edilmeye ve önemsenmemeye devam ediyor. Profesyonellerin yakındığı bir konu daha var o da eşgüdüm sorunu. Her kurumun kendini en değerli olma çabasına girmekle eleştiriyorlar. Asıl sorunun mağdur değil de kurumun başarısı olarak ele alındığına yönelik söylemleri dile getiriyorlar. 2018 yılında bir sosyal çalışmacının çalıştığı hastanede çocuk yaşta olan hamilelerin adlı ekiplere bildirilmediği ihbarı ile sadece beş ayda 115 hamile çocuğun kaydının olduğu ortaya çıktı. Bu ülke gündemini birkaç gün meşgul etti sonra unutuldu. Bu hâlâ devam eden bir skandaldır. Hâlâ geç bildiren, bildirmeyen kurumlar var..

    İstismarın istatistiki verilere daha az işlenmesi daha çok uygar gözükmemize yaramıyor. Bunlar somut ve aciliyet gerektiren konulardır. Çocuk istismarlarının sadece %15'i açığa çıkıyor. Gittikçe insanlıktan uzaklaşıyor, gittikçe sessizleşiyoruz. Aile içinde, kurumlarda, asansörlerde, servislerde, din kurslarında, hastanelerde, otobüslerde, cafelerde, okullarda, sokaklarda aklınıza gelecek her yerde bu istismar görülüyor. Ve tüm dünyada gözüküyor. İnsan yetiştirme problemlerinin bu kadar derin olduğu bu yeryüzünde çocuklara daha fazla farkındalık kazandırmak gerekmektedir. Daha fazla güven aşılamak gerekmektedir. Tramvayı olabildiğince az hasarla atlatıp çocuğu hayata kazandırmak gerekmektedir...

    Panait İstrati'nin bir sözüyle bitirmek istiyorum.

    "İnsanın söyleyecek bir şeyleri söyleme yeteneği varsa vazgeçmek bir cinayet, tembellik bir ayıp olur."
  • "Cinsel istismara uğrayan çocuklar, istismarı açıkladıktan sonra ve profesyoneller onlarla çalışmaya başladıktan sonra bir sürü güçlükle karşı karşıya gelirler."
  • Çocuğa yönelik cinsel istismar, çocuğun bireysel özelliklerinden daha çok etkileşim halinde olduğu sistemlerden kaynaklanan olgudur.
  • Çocuğa yönelik cinsel istismarın yol açtığı sorunlarla baş etmek yetişkinler için bile zorken çocukların maruz kaldıkları bu tramvatik olayı en az hasarla atlatabilmesi için sorunun çok boyutlu ele alınması zorunludur.
  • Sistemlerin yeterli ve etkili işlememesi cinsel istismara uğrayan çocuğun sistem içinde ikincil istismarına neden olmaktadır.