• 168 syf.
    ·1/10
    Okumuş olduğum inceleme nedeni ile bir hevesle başladım. Açıkçası beklenti fazlalığı mı, okumuş olduğum yazarların alışkanlığı mı bilemiyorum. Bu kitap beni çok sıktı zor bitirdim. Sürükleyici değil, aksine boğucu işleyiş de bir akıcılık yok.
    Konusu güzel olabilir lakin iyi aktarıldığını düşünmüyorum. Belki yazarın ilk kitabıdır. 2.bir kitabını okuma hevesi almadım.
  • 168 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    İngiliz yazar Anthony Burgess'ın kendini dünyaya tanıtan ve Stanley Kubrick'in elinde kült bir yapıta dönüşen Otomatik Portakal, senelerdir merak etmekle birlikte nihayet edinip sonuna kadar heyecan içinde okuduğum kitapların arasına hızlıca girdi. Devamlı almaya elimin gitmediği ve bunun yüzünden aşırı hayıflandığım kitabı bir deli cesaretiyle alır almaz okumaya koyuldum, çünkü bu kadar üzerinde konuşulan bir eseri oldukça merak etmiştim. Şunu söyleyebilirim ki; yeraltı edebiyatı diye bir üniversite lisans bölümü olsaydı şayet, Otomatik Portakal kendi alanını aşıp ordinaryus olacak kapasiteye sahip. Kitap sadece bir yeraltı romanı değil, içinde macera, polisiye, dram, psikolojik, devlet ve toplum eleştirisi unsurlarını barındıran manifesto gibi. Dil açısından bakıldığında süslü bir edebiyat olmamakla birlikte, halkın aşağı tabakasını en iyi anlatan deyimler, sözcükler ve cümle yapıları seçilmiş. Başkaları gibi beni rahatsız etmedi argo ve küfür kullanımı ancak söylendiği kadar abartılı değil kesinlikle. Okudukça o serseri konuşmalara alışıyorsunuz ve sürükleyici anlatımıyla kendine çekiyor. Bazen para ve keyif için namussuzluk peşinde koşan bir azılı suçluyu, bazen kaybolan adaleti yerine getirmek isteyen bir özgürlük savaşçısını benimsiyoruz. Hikayeden bahsetmek gerekirse; Alex adında daha ergenliğinde suç çetesi kurup şehirde terör estiren bir kabadayının hapse düşmesinden sonra, bazı deneylerle yaşadığı değişikliklerle nasıl hayatının tepetaklak olduğu bizlere aktarılıyor. Yani cennetten çıkıp cehenneme giriyorsunuz hatta arafta kalmak da var eserde. Daha çok neler yapmamalıyız ve yapmakta ısrar edersek başımıza neler gelebilir tarzında bir hikaye var karşımızda. Kitap gerçekten çok samimi, hatta fazlasıyla yılışık diyebilirim. Alex sürekli kardeşlerim şeklinde sesleniyor okura, çıkıp da demiyor kimse hayırdır tanışıyor muyuz ne kardeşi be velet gibisinden. Kısacası gün gelir geçiminizi bir haydut olarak sağlamak istersek başımıza neler gelebileceğini görmemiz adına önemli bir eser. Üzerine konuşacak binlerce şey var bu kitapla ilgili. Yeraltı edebiyatına sert bir iniş yapmak için alın Otomatik Portakal'ı okuyun. Bir de kitap isminin geldiği yer oldukça ilginç, yazar güzel düşünmüş bence.
  • 112 syf.
    ·Puan vermedi
    Öncelikle romana bir ana fikir bulmak gerekirse bu kesinlikle "Bana dokunmayan yılan bin yaşasin"olurdu.roman için ne desem az.evet...ortada işlenecek bir cinayet var ve herkesin ihmalkarligi ve ciddiye almaması gerçek olacağına ihtimal vermemesi nedeniyle bu cinayet engelleyemiyor.insanların en çok kullandığı cümle "ben öyle sanmıştım"oluyor. Herkes baskasinin engelleyeceğini düşünerek kendi başına birsey gelmesin diye kendini olaydansoyutluyor.halk sanki uykuda. Olayin olduğu mekandaki kargaşa mükemmel yansıtılmış.birkac olay iç içe geçirilmiş. halk arasında en çok sevdiğim kişi clotilde armenta karakteri oldu.cunku gerçekten birşeyleri engellemeye çabalayan bir kişi olarak romanda tek onu görebiliyoruz.romanda cinayet başından belli olmasına rağmen o kadar sürükleyici bir hikaye ki tek oturusta kolaylıkla bitiyor.dili asla söylendiği gibi ağır değil.sadece kişiler fazla ama biraz dikkat ya da kodlama ile isimleri akılda tutulduğunda roman akıcı bir hal alıyor.
    Roman aslında günümüz toplumundan da çok izler barındırıyor.gercekten de bireyin kendini kurtarma çabası burada da kendini gösteriyor.ayrica namus kavramıyla atılan iftirada temizlenmeden cinayet çoktan işlenmiş oluyor.dili sürükleyici bu romanı herkesin okumasını tavsiye ederim.
    Ayrica roman benim Marquez ile tanışma romanım oldu ama gerçekten hayran kaldım,diğer eserlerini de en kisa zamanda okumak isterim.