duymak isteyene söz uçmaz konar kalır, görmek isteyemeyene yazı bile uçar yerini unutulmuşluk alır

"Söz uçar yazı kalır" derler
ama ben:
"Söz uçar kalbe konar" diyorum

Tatmin olmak veyahut ego yükseltmek için yazmıyordum. Yazmak için yazıyordum. Adalet Ağaoğlu'nu kendime örnek alıyordum. 89 yaşına kadar durmadan yazan ve hala elle yazdıklarını başkalarına bilgisayarda geçirten, yazmadan duramayan bi kadını nasıl örnek alamam kendime. Nasıl ki yiyor içiyor susuyorsanız. Bende yazmadan duramıyorum, diyor. Rahatlamak istiyorsanız yazın efendim söz uçar yazı kalır. Döneminizde kıymetiniz bilinmez diye korkmayın belki siz öldüğünüzde başyapıttır yazdığınız. Belki değiştirir satırlarınız dünyamızı

Ahbabisi, bir alıntı ekledi.
02 May 19:12 · Kitabı okuyor

Söz uçar, yazı kalır ya; iyi ki bir kısmını yazmışlar da modernitenin bunalttığı ve insanlığımızı acımasızca tükettiği günümüzde bize bir nefes alma imkanı bahşetmişler. Divan şairleri bazen rindâne söylemişler, bazen âşıkâne, bazen de hakîmâne.

"Sunar bir câm-ı memlû, bin tehî peymâneden sonra
Döner vefk-i murâd üzre felek ammâ neden sonra"

Can Veren Pervaneler, Hayati İnanç (Sayfa 25)Can Veren Pervaneler, Hayati İnanç (Sayfa 25)
Fırsat yoksulu, bir alıntı ekledi.
30 Nis 12:26 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kur'an-ı Kerim büyük mevzuları bazen bir peygamber kıssası, bazen de şühedanın direnişi üzerinden anlatır. Söz uçar, yazı eskir, hatıralar kaybolur, mezar taşları zamana yenik düşer. Lakin şehidin hitabesi de, kitabesi de hep baki kalır.

Hüküm Dergisi - Sayı 64, KolektifHüküm Dergisi - Sayı 64, Kolektif
şükriye tuğçe gümüş, Canım Aliye, Ruhum Filiz'i inceledi.
21 Nis 21:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sabahattin Ali'nin okuduğum 3.kitabıydı.Bir kere daha kalemine bağlanmak bir kere daha duygulanmak harika bi hâl anlatacak kelime yok.

Küçükken teknoloji bu kadar ilerlememişken büyüklerimize mektup yazmak vardı.O mektuplara herşeyi sığdırmak herşeyi anlatmak vardı.Gerçi teknoloji ne kadar ilerlemiş olursa olsun benim için halen yazmak var.Yazıp biriktirmek sonra onları okumak o okumanın vereceği duygu size anlatamam tarifsiz çünkü..

Sizde yazın yazmak şu dünyada yapılacak en güzel şey boşuna dememişler "söz uçar yazı kalır..."

Peki kitap ne anlatıyordu

Atalarımız
İmlecin yanıp söndüğü yerde ...herşey burada başlayacak.Söz uçar yazı kalır diyen atalarımızın imleçten haberi olmasa da papirüsle araları iyi olcak ki bize özlü cümleler bırakmışlar.Eskiler hiç eskimiyor temelleri onlar atmış biz manzarayı izliyoruz.Üretmeyi bırakıp manzarayı eleştirmek keyifli .Barış Mançonun şarkısını dinlerken Mehmet ağa hep hesabı ödüyor,Halil İbrahimin sofrası hep kurulu ve bereketli.İkinci Mehmetin İstanbulu fethi yaşında ancak okulu bitiriyoruz.Ama ömrümüz ondan daha uzun,yemediği meyvalar,yiyecekler nerelerden gelip ağzımıza düşüyor ama hala memnun değiliz.Daha fazla ve fazlasını bekleyeceğiz.Neden ?Ünlü iktisatçının ilk kuralı kıt kaynaklar ,ihtiyacın sonsuzluğu teoremi.Düpedüz yalanlarla dolu bir ekonomi anlayışının sonuçlarıyız bizde ondan.Çöpe gidilen yemeklerle koca Afrikayı doyurabiliriz mesela.Temelleri atılmış binayı post modern anlayışımızla yamuk yumuk yapıverdik,ortalık karıştı.Temellerimiz sağlam mı onu düşünüyorum ?Dünya küçük bir köy olsa da beyinlerimiz bulanık.Bu yazıda olduğu gibi.

Söz uçar yazı kalır, yazı uçar izi kalır diye bir atasözü uydurarak* konuya girmek isterim. zaman zaman, yıllar önce okuduğum, beğendiğimi hatırladığım ancak kendisini zerre hatırlamadığım kitapları çıkarıp şöyle bir göz gezdiriyorum** o vakit şunu farkediyorum ki, yıllaaaar önce onu okuyan kişi ben değilmişim. ama ben yıllarca onu ve diğerlerini okuyarak ben olmuşum. bir düşüncemin, bir inancımın temelinde, ya da hayal gücümün bir yerlerinde ilham kaynağı olarak duruyormuş o okuduklarım, hâlâ yediğim üzümün bağını unutmuşum.
bahçeler uçsuz bucaksız tabii, okumak sadece bir bölümü, dememe gerek olmasa gerek.

Ferman Mamedov, bir alıntı ekledi.
14 Şub 01:03 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Yasa, kağıda kalemle yazılır ama öyle olduğu halde, insanın elinden çıktığından, zamana ve mekana göre düşünülür ve tasarlanır. Bir zaman, insanların, binlercesi etrafta seyrederken aslanlar tarafından parçalanması adalet koyan iktidar sahibinin haşmetine delilken, bir zaman vahşetin en bariz hali olarak kınanır. O halde insanın yazamadığı ve yazamayacağı bir yasaya ihtiyaç vardır. O yasa ise ne garip ki yine insandadır. Peki insandadır da bu yasa insanın neresindedir, tümünde yani varlığında mıdır? İçinde midir, dışında mıdır? Parça mıdır, detay mıdır: bütün halinde bir anlam mıdır? Ve elbette bu yasa insana nasıl yazılmıştır?
Söz uçar yazı kalır. Kalp burkulur acı kalır. Yasa yaratıcısı tarafından kalbe konulur. Adına ahlak denir...

Cins Dergisi - Sayı 28, Kolektif (Sayfa 15 - Güray Süngü - "Ahlak".)Cins Dergisi - Sayı 28, Kolektif (Sayfa 15 - Güray Süngü - "Ahlak".)