Süheyl Karakaya, bir alıntı ekledi.
 31 May 2017

Sözün Gerekliliği
Âciz kala tâ o kavm-i güm-râh
Teklif-i nazîre etdi Allah

El-ân yine kâim ü be-câdır
İ'caz-ı kelâm-ı Hayy ü Kâdir

Ger kalmasa şimdi fark u temyiz
Bî-fâidedir o emr-i ta'ciz

Ger şi'rü fesâhet ola nâ-yâb
Kur'ân'ın olur bu fazlı güm-yâb

Ger kalmasa şâir-i sühan-dân
Bürhân-ı Hudâ bulurdı noksân

(Allah, yolunu şaşırmış o topluluğu acze düşürmek için onlara (Kur'an'ın) bir benzerini söylemeleri hususunda meydan okudu*

Her an diri ve mutlak kudret sahibi Tanrı'nın sözünün baş edilemez üstünlüğü hâlen de olduğu gibi devâm etmekte ve yeründe durmaktadır.

Eğer şimdi (söz söylemede) estetik duyarlılık ve iyiyi kötüden ayırt ediş gücü kalmasa, o âciz bırakma işi anlamsızlaşır

Eğer şiir ve fesahat yok olsa Kur'an'ın bu üstünlüğü ortadan kalkar.
Eğer güzel sözden anlayan şâirler bulunmasa, Allah'ın delili noksan kalırdı.)

*: Sure-i Yunus/38 : " Yoksa, «Onu uydurdu,» mu diyorlar? De ki: «Eğer siz doğru sözlü kimseler iseniz, onun misli bir sûre getirin ve Allah'tan başka gücünüz yettiği kimseyi de çağırınız.»"

Hüsn-ü Aşk, Şeyh Galip (Sayfa 181 - 760-764. Beyitler, Muhammed Nur Doğan)Hüsn-ü Aşk, Şeyh Galip (Sayfa 181 - 760-764. Beyitler, Muhammed Nur Doğan)
Süheyl Karakaya, bir alıntı ekledi.
 31 May 2017

Sözün Gerekliliği
Dutmuşdı zamân-ı câhiliyyet
Âlemleri dâ'vî-i fesâhet

Bâzâr-ı Ukâz olurdı tanzim
Eş'arını ederdi halk takdim

Tiğ ile zebân ederdi da'vâ
Hem-pâ idi irticâle gavgâ

Vakta ki Hudâ-yı Hayy ü zî-şân
Kur'an'ı cihâna kıldı ihsân

İcâz ile cem' olup fesâhet
Verdi füsahâ-yı kavme dehşet

(Cahiliyye devrinde fesahat kavgası âlemi tutmuştu
Ukaz'da panayır kurulur; insanlar şiirlerini burda sunarlardı.

Kıkıç ile dil birbiriyle çekişir; kavga ile irticâlen şiir söyleme birbiriyle yarışırdı.

Ölümsüz ve şânı yüce Tanrı lütfedip dünyaya Kur'an'ı indirdiğinde;

«O kitapta» mucizevi söz söyleme özelliği ile feaahat bir araya gelip kavmin en güzel şiir söyleyenlerini dehşete düşürdü.)

Hüsn-ü Aşk, Şeyh Galip (Sayfa 180 - Muhammed Nur Doğan)Hüsn-ü Aşk, Şeyh Galip (Sayfa 180 - Muhammed Nur Doğan)
kevser, Körlük'ü inceledi.
01 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

bitmesin diye yavaş yavaş ve sindire sindire okudum bu kitabı. toplum ve ahlak kurallarının rahat bir yaşam sürdürdüğünüzde geçerli olabileceğini anlatıyor. onca felaketten sonra bile insanın asla vazgeçemediği şeylerin yemek yeme, dışkılama ve cinsellik gerekliliği olduğunu çarpıcı bir şekilde anlıyorsunuz. körlüğün anlatıldığı kitap görme duyumuza fazlasıyla hitap etmesi bakımından beni etkiledi. kitaptaki hiçbir kişinin ismi ile anılmaması da yine görme duyumuza hitap eden bir ayrıntı bana kalırsa. insanların isimleriyle değil de betimlemelerle anlatılması içeriği bakımından anlamlı geldi bana. yazarın okuyucuyu muhattap alıp bazı yerlerde bizlerle konuşması da tanzimat dönemi kitaplarımızı hatırlattı.
o kadar etkilendim ki körlüğün nasıl bir şey olduğunu merak ettim, evimde de olsa bu deneyimi yaşayacak bir günlüğüne kör olacağım. en azından şimdilik!
yazarın noktalama işaretlerini kurallara uygun bir şekilde kullanmaması dikkatimi uyanık tutmayı sağladı. bazen bir cümleyi birkaç kere okumak zorunda kaldım. yeni keşfettiğim Jose Saramago'nun hayranı oldum diyebilirim. sanırım filmi de varmış kitabın. okurken mutlaka yapılmalı diye düşünmüştüm zaten. onu da izleyeceğim aynı tadı vermeyeceğine emin olsam da.
sözün özü: mutlaka okunmasını tavsiye ederim. tavsiyelere uydum ve pişman olmadım.

Halil Yavuz KAYA, Bir İdam Mahkumunun Son Günü'ü inceledi.
14 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Hugo'nun, genç yaşında kaleme aldığı bu eserindeki vurgu ki 19 y.y ilk yarısına denk gelmektedir.( Engizisyon mahkemelerinin iğrenç kararlarını yaşamış Avrupa nın ) Fransa da idam kararlarına karşı durabilmenin cesaretini net bir şekilde gösteriyor
Kitabın asıl can alıcı noktası, algılanması gerekeni, Devrin yargılama sistemine, idama kararının acımasızlığına karşı duran 1932 Baskısının Ön sözün de yatmaktadır,.
Modern Demokratik toplumun ana bel kemiğini oluşturan, demokrasinin vazgeçilmezi olarak " Hukuk Devleti" nor'muna inanan her kes bilhassa siyaset yaptığını düşünenler, Hukuk fakültesi öğrencileri, ibreti alem için, ders çıkartmak için, birazcık mantık, muhakeme çerçevesin de beynini olgunlaştıra bilmeleri bakımından 1800 lü yıllarda bu metni kaleme alan yazarın bu ön sözünü okumalarını şiddetle arzu ediyorum.
Yazarın bir bölümde de kendi kitabını bir takım kişilerin ağzıyla ti ye aldığı komedi faslına şahit oluyoruz.
İdama mahkum kişinin monoloğu ile devam eden kitabın ana fikri, idam kararının kaldırılması gerekliliği, mantalitesi mükemmel bir tarz da sunuluyor.
bu fevkalade eser okunmalı diyorum...