• Kürtlerin Kazakistana Gelişi

    Kürtler Kafkasya'dan Orta Asya'ya iki kez sürgün edildiler.Sovyetler Birliği yönetiminin 7 Temmuz’da aldığı bir kararla 1937 sonbaharında Kafkasya’da yaşayan ve “güvenilmez unsurlar” olarak nitelendirilen yüzlerce Kürd ailesi yük trenleri ile Ermenistan ve Azerbaycan’dan Kazakistan’a sürgün edilmiştir. Kürdlerin Kazakistan’a 2. sürgünü 1944 yılının son aylarında gerçekleşmiştir; bu sefer Kürdler buraya SSCB KP MK Genel Sekreteri ve Devlet Savunma Komitesi Başkanı İ.V.Stalin’inin imzasını taşıyan bir kararla Gürcistan’dan sürülmüştür. 1989’da Karabağ savaşı nedeniyle Ermenistan’dan sürülen Kürdlerin önemli bir bölümü de bu ülkeye sığınmıştır. Ayrıca, Kazakistan’da Sovyetlerin çöküşünden sonra Azerbaycan’a bağlı Nahçivan özerk cumhuriyeti’nden, Rusya’nın Krasnodar bölgesinden, kısmen de Ermenistan ve Gürcistan’dan gelen Kürdler da yaşamaktadır.


    Sürülen Kürdler beşer, onar aileler biçiminde tek tük haneli köylere ve aullara (mezra) dağıtılmıştır. Yük trenleri ile sağlıksız koşullarda Güney Kafkasya’dan Kazakistan’a taşınan Kürdlerden yüzlercesi yollarda ölmüş, yüzlercesi de sürgünün ilk aylarında alışık olmadığı yeni yerleşim alanlarında yaşama veda etmişlerdir. Ayakta kalanlar yıllar boyunca ağır zorluklar içerisinde yaşamış, 1956 yılına kadar asker denetiminde “özel sürgüncü” muamelesi görmüşlerdir. Özel sürgüne tabi tutulan Kürdler bir köyden diğer bir köye askeri yönetimin izni ile gidebilmişler.



    Kazakistan Kürt Nüfusu
    Diğer Sovyet Cumhuriyeti’nde olduğu gibi Kazakistan’da da güvenirliği tartışılır genel nüfus sayımları sonuçlarına göre, bu cumhuriyette 1970 yılında 12 bin; 1989’da 25 bin; 2002’de ise 32 bin Kürt yaşamıştır. Bağımsız kaynakların ortalama hesaplamalarından yuvarladığımız rakam, halihazırda Kazakistan’da 150 bine yakın Kürt'ün bulunduğunu göstermektedir. Kazakistan 2010 yılında yapılan nüfus sayımına göre Kazakistan da 38.325 Kürt yaşamaktadır ve Kazakistan'ın %0.2'sini teşkil etmektedirler.Fakat Kazakistan Kürt Derneği Başkan Yardımcısı, Malikshah Gasanov Kazakistanda 46.000 -150.000 arası kadar Kürt nüfusu bulunduğunu listede bazılarının Azer veya Türk olarak listeye alındığını belirtmiştir.


    Kazakistan Kürtlere Haklarını Veriyor

    Eski Sovyet Cumhuriyetleri arasında Kürdlerin milli-kültürel gelişimi açısından en hoşgörülü zeminin Kazakistan Cumhuriyeti’nde oluşturduğunu kolaylıkla söylemek mümkündür. Burada eski Sovyet Cumhuriyetleri arasında azınlıklara yaklaşım açısından örnek bir politika izlendiği; sosyal, toplumsal yaşamın her alanında açıkça göze çarpmaktadır. Kazakistan’da Kürd diasporasının örgütlenmesinde ve milli kültürlerin geliştirilmesinde Kazakistan Halkları Birliği’nin önemli bir rolü vardır. Kazakistan Kürdleri Birliği’nin Almata kentinde iki ayrı yerde çalışma ofisi ile temin edilmesi, hoşgörülü siyasetin bir göstergesidir. Kazakistan Kürt nüfusunun çoğu Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan'dan Stalin döneminde sürgün edilen Kürtler'den oluşmaktadır. Yıllar sonra, Kürtler Kazakistan'ın komşu ülkeleri,Özbekistan ve Kırgızisitan'dan Kazakistan'a göç etmişlerdir.


    Kazakistanda Kürtçe Eğitim

    Kazakistanda Kürt nüfusunun yoğun olarak bulunduğu şehirlerde , Kürt edebiyatı ve Kürt dili ilköğretim ve ortaöğretim okullarında öğretilmektedir.Kashkabulak köyünde, Kürt öğrenciler 12. sınıfa kadar Kürtçe eğitim görebilmektedirler.1990 yılından bu yana Kürtlerin gazeteleri olan Kürdistan Gazetesi bulunmaktadır ve yayına devam etmektdir.

    Kazakistan Kürtlere Özel Bölümü Olan Müze

    1998‘den bu yana Devlet Milli Müzesi’nde Kürtlerin maddi ve manevi değerlerinden örnekler sergilenen bir bölüm faaliyet göstermektedir.

    Kazakistan Kürtleri Her Alanda Başarılılar

    Kürdler bugün Kazakistan’ın bilimsel, ekonomik, sosyal yaşamına kendi kimlikleriyle katılma imkanları yakalamıştır. Onları temsil eden bilim adamları, devletin yürütme, hukuk sisteminde, yerel halk ve belediye meclislerinde görev yapan yetkililer, defalarca Kazakistan ve Avrupa şampiyonu olan sporcular Kürd kimliğiyle ülkenin siyasal, ekonomik, sosyal yaşamına etkin bir katılım sağlamaktadır.
  • "Deli olmak ne demek, biliyor musun?"
    "Kimsin sen?"
    "Adım Zedka. Yatağına gir, hemşire uyuduğunu sandığında, sürünerek buraya gel."
    Veronika yatağına döndü, hemşirenin yeniden kitabına dalmasını bekledi. Deli olmak ne demekti? En ufak bir fikri yoktu, çünkü bu sözcüğü herkes kendi bildiği gibi kullanıyordu: Örneğin, bazı sporcular rekor kırmak için canlarını dişlerine taktıklarında onlara deli deniyordu ya da tuhaf, güvensiz, normal insanlarınkinden çok farklı yaşamlar sürdüren sanatçılar deliydiler.