Kendilerini dine değil, dini kendilerine uyduran bir model vardı ortada. İşlerine gelirse dindar, mantıklarına uymayan dini emirleri (haşa) reddedecek kadar şaşkın bir dünya insanıydı bu model.
Hatıra öyle yakıcı bir ateştir ki, onunla beraber oldukça insanı dağlar. Tıpkı bitmeyen bir hasret gibidir hatıra. İnsanın burnu ucunda tütsü tütsü kokar...
Oldubitti şikayetleri sevmezdi. Yüreği içinde pare pare olsa, acısını dış âleme sezdirmek istemezdi. Çilelerini kilitli bir kutu gibi saklayıp ahirette Mevlasına açacaktı; işte dünyada o denli kırık dökük ve perişan bir gönlü vardı.