Dinimize, milletimize edilen küfürleri, lanetlemeleri, alayları işitiyordum. Eğer dillerini bilmesem bunun gibi sözler, aşağılamalar o kadar da içimi yakmazdı. Çince bildiğim için bu zehir gibi laflar ta yüreğime ulaştı ve içimi daha da acıttı.
Bana, dayak yemek ve tuvalet temizlemekten daha ağır gelen ise hırsız, katil ve soyguncuların tuvalet yapmadan önce emir vermeleri; tuvaletten sonra başımda bekleyip kükreyerek yaptığım işi denetlemeleri, hakaret etmeleri ve dalga geçmeleriydi.
Uygurcada "Sen" ile hitap etmek yakın ilişkide bulunan insanlar arasında samimiyet ve sevgiyi ifade ederken, bu kelimenin sorguda insanın yüzüne tükürüğünü sıçratarak kullanılması aşağılamaktan başka bir anlama gelmiyordu.
"Din afyon mu değil mi?" sorusuna tepki vermeden zekice davranmış olduğumu düşünsem de, kardeşin korkusuz "Allah büyüktür!" haykırışı karşısında yaptığımın zekice bir davranış değil, bir acziyet olduğu sonuna kadar aklımdan çıkmayacak.