Uzun zamandır, bu kadar içine girdiğim bir kitap okumamıştım. Biyografi sever olduğum için ekstra hayran kaldığım kitabın bazı bölümlerinde, keşke Mustafa İnan ile tanışabilme fırsatım olsaydı dedim. Birden çok bilim adamı ile de tanışma fırsatı sunduğu ve bilgi dağarcığımızı genişlettiği için, Oğuz Atay’a olan hayranlığım kat be kat artmış durumda. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.
İlk defa, ağlayarak bir kitap okudum. Duyguyu bu kadar iyi aktarabilen böyle bir kitap okumadım bugüne kadar. Bir baba oğulun hikayesi olan Aşıklar Bayramı’nı herkes okumalı.
Bir kadını yıllar sonra yeniden bulabilir, bir anda karşısına çıkıp yalvarırcasına gözlerinin içine bakabilir, af dileyebilir, hatta onu ikna edip bir şekilde hayatına tekrar sızabilirdiniz. Ama zamanın herkesten eksilttiklerini, bir şeylerin hep yarım kalacağını; yıllar önce şefkatle tutulan bir elin, sevgiyle, adeta tutkuyla bakan o gözlerdeki ışıltının eskisi gibi olmayacağını da peşinen kabul etmek gerekiyordu ve galiba hepsinden öte en çok bu ihtimalden korkuyordum.