Hoş, ben kimdim ki? Zengin fakir, çocuk yaşlı, haklı haksız, vakitli vakitsiz demeden, bu dünyaya yolu düşen herkes, ilk müsait sapaktan ebedi karanlığa dönmemiş miydi? Ölümsüzlük iksirini cebinde gezdiren Lokman Hekim’den, yüz binlerin hayatını iki dudağının arasında söndüren Büyük İskender’e bir Allah’ın kulu becerip de malum akıbetten kaçabilmiş miydi? Hastalanmamayı başarırsa ölümden de yırtabilirmiş gibi ömrünü check up’lara yatıranlar, yüzündeki çizgileri azaltarak Azrail’i şaşırtabilirmişçesine sıfatını anti-aging kremlere bulayanlar, kalabalık yere bomba konur endişesiyle kapısından dışarı adım atmadığı evinin penceresinden bakarken, sokak lambalarını avlamaya heveslenmiş sarhoş komşunun kör kurşununa hedef olanlar, cümlesi tıpış tıpış Hakk’a yürümemiş miydi?