"İlle ölünecekse, beraber ölürüz,” dedi. Hayatımda duyduğum en güzel cümleydi. Hayatımda gelmiş geçmiş her şeyden daha güzeldi. Bana bugüne kadar bundan daha güzel bir şey söyleyen olmamıştı. Yüzde biri kadar söyleyen bile olmamıştı. Osman bir sürü güzel söz söylemişti. Ama beni inandıramamıştı. İnanamadıktan sonra güzel sözlerin bir anlamı olmuyordu.
...sakla beni. Al. Bağrına sar. Teninle kaynaştır. Koynunda unut beni. Göğsünde fazladan bir kemik olayım. Madem bu dünyadan topuklamak istiyorsun, beni de al, beraber ölelim. Ölüp çürüyelim. Herkes canlı canlı çürürken biz ölüp çürüyelim. Toprak olalım. Toprak olunca hiç doğmamış gibi olalım, diyecektim. İçimde öylesine acı bir haykırış vardı.
Osman’la yaşadığımız şey aşk değildi. Aşka çok benzediği zamanlar olmuştu. Ama tümüyle aşk değildi. Başka bir şeydi. Benim boğucu derin umutsuzluğumdu. Kapandaki fare gibi çaresizliğimdi. Tuzağa düşmüşlüğümdü. Sevilmeyi ölesiye isteyişimdi.