İçimdeki esin kıvılcımı sönmüştü. Usandırıcı bir suçluluk duygusu kaplamıştı içimi. Şarlatanın tekiydim, sınırlı yeteneğimi masum bir insanı aldatmak için kullanıyordum. Daktilomun görüntüsü bile tüylerimi diken diken etmeye yetiyordu. Haftalardan beri yemediğim kadar iyi yiyordum ama ruhum yavaş yavaş açlıktan ölüyordu.
Hayatımı düşünerek oturdum orada, harcanmış hayatımı, aileme çektirdiğim ıstırabı. Babamın cüzdanından, annemin çantasından, kız kardeşimin kumbarasından çaldığım bütün paralar geldi aklıma. Babamın silahı ile yakın menzilden öldürdüğüm tavuklar geldi. Dalga dalga üstüme geliyordu sefil hayatım -cebirden üç yıldır üst üste çakmıştım. sınavlarda kopya çekiyordum; ahlâksız fıkralar dinliyor, arada sırada ben de anlatıyordum.
Bunları düşünürken hayata yeniden başlamak istedim; bir fırsat daha. Bu kar fırtınasını atlatıp Boulder'a, eve dönmek ve mühendislik okumak istedim.