• Meşrulaştırma: Sistemin Dışından Düşün(eme)mek…

    Bugüne kadar sistem eleştirisi konusunda girdiğim tartışmaların ve yaptığım okumaların en büyük ortak sorununun “meşrulaştırma” (İng: “justification”) olduğunu gördüm. Bu sorunu görme nedenim sadece “dış gözlem” değil; aynı zamanda “iç gözlem”. Ben de bu hataya düştüm ve hala ara ara düşüyorum.

    Meşrulaştırma nedir? Normalde “meşru”, TDK’ye göre “yasal” anlamına geliyor; yani “meşrulaştırma”, “yasallaştırma” demek. Ancak bu bağlamda “meşrulaştırma” şu anlama geliyor:

    “Sistemin bir parçasının veya bütününün negatif yönde eleştirildiği durumlarda, o parçanın neden şu anda olduğunu izah etme çerçevesinde, gelen eleştiriyi geçersizleştirme veya baştan savma.”

    Örneğin, diyelim ki bu blogda detaylıca kafa yoracağımız “çalışma teşviği/güdüsü” konusunu çok kısaca ele alalım. Kapitalizmin para(kapital)-odaklı oluşunu eleştiren birine karşı gelen tipik bir anti-tez, “Günümüzde para var; çünkü olmasaydı insanları çalışmaya itecek bir şey olmazdı. Bir düşünsene, her şey herkese erişilebilir olsaydı; neden bir şeyler üretmek isteyelim ki?”

    Şu anda bu tezin ve anti-tezin detaylarına girmeyeceğim. Ancak burada temel bir sıkıntı var: Bizim bu blogda veya genel olarak teorik sosyalizm incelemesi yaparken zaten hedeflediğimiz şey, “Bu sistem haricinde bir sistem nasıl mümkün olabilir? Eksikleri neler olurdu, bunları nasıl kapatabiliriz?” konularını ele almaktır. Anti-tezin yaptığı ise şu şekilde özetlenebilir:

    1. Sistemin parçalarından birisi X.
    2. X olmasa, sistem çalışamazdı.
    3. Dolayısıyla X meşrudur.

    Lakin zaten sadece X değil; aynı zamanda sistem farklı olabilir mi, bunu irdeliyoruz. Dolayısıyla sistemi, o sistemin içerisindeki bir parça üzerinden eleştirirken, o parçanın sistemin bir parçası olduğunu söyleyerek sistem eleştirisinin geçersiz olduğunu iddia etmek pek verimli bir yaklaşım değil.

    Meşrulaştırma, kimi zaman savunu ile bir arada gidiyor elbette. Yani birisi sizin savunduğunuz kapitalizme karşı çıktığında, ister istemez onu savunma ihtiyacı hissediyorsunuz. Bunun da en kolay yolu, o parçanın sistem içerisindeki önemini vurgulayarak, sistemin neden hatalı olmadığını izah etmeye çalışmak…

    Lakin bunun en kritik sıkıntısı, bunu yaptığımızda ufkumuzun statüko (status quo) ile sınırlı kalmak zorunda oluşu… Yani kapitalizme aşkla bağlı olsanız bile, entelektüel bir birey olarak, insanlığın gidişatına yön verecek yeni bir sistemi kurgulayabilecek kadar hayal gücü ve teori zengini olabilmelisiniz. Meşrulaştırma, sadece sistemin gayrı-meşruluğunu gizleme amacıyla kullanılan bir yöntem değil; aynı zamanda ufku daraltıcı etkiye sahip bir yaklaşım.

    Tam olarak bu nedenle, yakınlarımla bu konuyu tartışırken kendimi birçok sefer “Kutunun dışından bak.” uyarısını yaparken buluyorum. Çünkü “Onun var olma nedeni şu…” diye başlayan açıklamalarla, alternatif önerilerine kendilerini kapatıyorlar. İyi ama; zaten o nedeni ortadan kaldıracak bir sistem geliştirebilir miyiz, soru bu. Zaten o neden sıkıntılı olduğu için alternatif arayışındayız, kritik nokta bu.

    Eğer ki her şeyin kusursuz olduğunu, tarihsel nedenlerle kendiliğinden evrimleşmiş olan bu kapitalist dünya ekonomi-politiğinin en iyi seçenek olduğunu (ve daha önemlisi en iyi seçenek olması gerektiğini) düşünüyorsanız, bu blog muhtemelen size göre değil. Eğer ki kapitalizmi bir parçanız olarak görüyor, kendinizi onsuz hayal edemiyor, yani kapitalizme “aşkla bağlı” iseniz, muhtemelen duygularınıza yenik düşeceksiniz demektir. Sağlıklı bir iletişim kurmamız çok zor olacaktır.

    Elbette, alternatif yöntemlerin savunusunda da meşrulaştırma sık başvurulan bir durum, yok değil. Ancak şunu anlamalıyız: Var olan ile var olabilecek olanı kıyaslıyoruz. Dolayısıyla ilkinde (kapitalizmde), meşrulaştırma statükoyu korumak amacıyla yapılıyor. Bunun ilerleyiş konusundaki sıkıntısını yukarıda izah etmiştim. İkincisinde (örneğin sosyalizmde veya diğer bir alternatif arayışında) meşrulaştırma, alternatif argümanın neden yeterli, geçerli ve işlevsel olabileceğini izah etmek için kullanılıyor. Bu bakımdan ilginçtir: Meşrulaştırma, var olanı savunurken ufku daraltıcı, var olabileceği ileri sürerken ise argümanları sağlamlaştırıcı bir etkiye sahip diyebiliriz. Zira meşrulaştırılamayan bir alternatif önerisi, muhtemelen kabul görmeyecek bir öneri olacaktır.

    Uzun lafın kısası… Eğer ki şu anki sistemi pek sorgulamadıysanız ve/veya bu işe yeni başlıyorsanız, aklınız hep en kolaya gidecektir: Var olanı meşrulaştırma. Bunun sınırlı durumlarda faydası olabilir; lakin eğer ki işlevsel bir alternatife ulaşmak istiyorsanız, size tavsiyem sadece meşrulaştırma davranışına engel olmakla kalmayıp, onu çok iyi tanımanız. Kendinizi sistemi meşrulaştırırken bulduğunuzda, bunu fark etmeniz. Çünkü bu farkındalık, alternatifi ararken düşebileceğiniz diğer hataları tespit etmekte, kendi düşünce yöntemlerinizi fark edip tanımakta ve alternatifi ararken kendinize yeni olasılıklar açmakta büyük faydası olacaktır. Ayrıca bu yöntem, uğraştığınız bilim dallarında da var olan varsayımların ötesine geçerek, ayakları yere basan yeni perspektifler kazanmak açısından müthiş faydalı bir yöntem…

    Yıllarca, yılmaksızın sistemi meşrulaştırmış biri olarak, kendimden biliyorum.

    https://nedensosyalizm.wordpress.com/...n-disindan-dusunmek/