Gürkan ((şair)), Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'yu inceledi.
12 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Çocuğu ölen bir annenin mektubu idi. Hislerini mektuba yazarken kendini çok zorlamış ve anlatmak zorunda olduğu için biriken cümleleri hızlı bir şekilde kâğıda dökmeye çalışmıştır. Mektup yazarımızın eline geçtiği anda kendisinin artık olmayacağını anlatan ve oğlunun ölümü ile çok sarsılan bir annenin haykırışlarından ibaretti. Yalnızca R. ile konuşmak istediğini söylüyordu ve anısal boyutlara doğru götürüyordu R.’yi ilk tanıdığı ana götürüyor onu. Karşı komşusu olduğu ana. Oraya taşındığı andan itibaren on üç yaşında ki bir kızı etkilediğinin farkında bile olmayışını anlatmaya başlıyor. Taşınan eşyalara bakarken hayalinden farklı bir genç yazar ile karşılaşıyor oluşu da onun etkilenmesi içinde farklı bir sebep oluşturmuştu. Annesi ise dul bir hanım olan kızının geleceği için bir adam ile evleniyor ve taşınmak zorunda olduklarında bahsetmeye başlıyor. Kitapları çok seven bir çocuk olduğu için onun ilk olarak zekâsından etkilenmesi onu düşünmesini sağlıyordu. On üç yaşında iken yirmi beş yaşındaki gence olan aşkının büyüklüğü ile yanarken tenine, kalbine hatta başka birinin ona bakmasına fırsat bile vermeyen bir aşk öyküsünü kaleme almıştır. Hepsi tek taraflı olan bu sayfaların ilerleyen cümlelerin de ise on üç yaşında ama on sekiz yaşına gelince taşındığı yere geri dönerek, iş bularak özlemini gidermeye çalıştığını anlatıyor. Her karşılaştığında R.’nin kıza bakışları daha farklı boyutlara ulaşırken gelip yanına konuşması ile âdete kalp krizi geçirebileceği anları anlatıyor. O gün beraber yedikleri yemek evde bitmesi zaten kızın hayalini kurduğu bir durumdu. Çıktığı merdivenleri nasıl beklediğini hayal eden o kız çocuğunu hatırladı bir anda. R.’nin onu tanımadığı için daha sakin davranmalıydı. Bakire olduğunu söylememişti. Onun içindi hazır olduğunu kitabı okumaya başladığınız andan itibaren size kenetlenecektir. Beraber üç gece daha geçirdiler. Bir anda mektup çarpıcı gerçekler arasında süzülmeye başlıyor ve ölen çocuğunun o üç geceden birinde olduğundan bahsediyor. Doğum da çok kötü bir hastanede doğum yapmıştı. R.’ye bunu bahsetmemesinin temel sebebi ise onun çocuğu olduğuna inanmaması onu çok üzeceğini düşündüğü için asla söylemedi. Şimdi ise öldüğü için acısını boşaltmaya çalışıyordu. Çocuğuna iyi bir hayat sunmuştu. Bunu nasıl yaptın sorusuna da “KENDİMİ SATTIM.” Cümlesini ekleyerek devam ediyor. Ama sadece onu seven erkekler ile birlikte olduğundan bahsediyor. Buradaki “satmak” eylemi fahişelik manasında olan bir olay değildir. Hatta birlikte olduğu erkekler evlenme teklifi ediyorlardı. Ama o bu teklifleri kibarca reddediyordu.

Seda Unal, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İnsan, ölümün gölgesi üzerine düşmüşse eğer, artık yalan söylemez.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 27)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 27)
Veysel Kurkut, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'yu inceledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Bu dönemdeki ilişki ve aşkların maddiyatla ölçüldüğünü düşünüyorum.
Egoların yarıştırıldığı, insanların dış görünüşüne bakılarak yargılandığı ve her şeyin hızlı yaşanıp çabuk bittiği bir dönem. Bahsettiğimiz mutlak aşk dediğimiz kavramda böyle bir dönemde bunların önüne geçemiyor. Aşk kitaplarını da bu yüzden sevmiyorum bana göre aşkı anlatan yazarlar, sırf bu konuda yazarsam tutar ve para kazanırım düşüncesiyle yazıyorlar. Duygudan yoksun bir şekilde duygudan bahsediyorlar ve bana samimi gelmiyor.
Ben bu kitabı Stefan Zweig'i tanıdığım çe sevdiğim için okudum. Yinede ön yargıyla yaklaşmak istemedim. Burada bahsedilen kavram aşkın psikolojisi. Derinlemesine gurur, mutlak aşk kavramları irdeleniyor bu kitapta. Platonik aşk olabilir mi? Yoksa aşkın içimizde var olabilmesi için içimizdeki beni sevdiğimiz kişi fark etmeli mi?
İnsanın kendi eksikliğini karşı bireyde fark ettiği zaman aşık oluyor genelde. Bu kitaptaki kadının aşkının başlangıcında bu yatıyor. Karşıdaki kişinin bilgisi, zenginliği, beyefendiliği kendinde eksik olduğu için adam onu etkiliyor. Sonrasında platonik bir his barındırdığı için içindeki tutkuyu öldürmek yerine yaşatarak ona sığınıyor. Sonucunda benliğini aşık olduğu insana kanıtlama gereksiniminden adama mektuplar yazarak kendi içindeki aşkı anlatıyor. Genel hatlarıyla beğendim Stefan Zweig kendinden önceki psikologlardan aldığı meşaleyi yazdığı kitaplardaki karakterlere yükleyerek ilerlemiş olağanüstü bir şahsiyet.

Seda Unal, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Çünkü yeryüzünde hiçbir şey kuytudaki bir çocuğun fark edilmeyen sevgisiyle karşılaştırılamaz.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 18)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 18)
Veysel Kurkut, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Bütün dünya, benim için yalnızca seninle ilintili olduğu ölçüde varlık kazandı."

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig
Yakup, bir alıntı ekledi.
16 saat önce · Kitabı okudu · 10/10 puan

Sen,beni asla, tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 52)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 52)
Tuğba, bir alıntı ekledi.
17 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"...benim için şimdi bu dünyada artık sadece sen varsın, sadece sen, benim hakkımda hiçbir şey bilmeyen sen, bu arada bu olup bitenlerden bihaber, bir şeylerle veya insanlarla oynayan ya da gönül eğlendiren sen... Beni hiç tanımamış olan ve daima sevdiğim sen.."

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 11)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 11)
Betül B, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'yu inceledi.
17 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Nasıl bir kitap ya hu, nasıl yoğun işlenmiş duygular. Bir erkeğin kaleminden, aşık ama çok aşık bir kadının hayatı. Bir hayat ki onu asla tanımayan, bilmeyen, sevmeyen bir adama adanmış. Hangi kelimelerle anlatılır bilemiyorum. Ağzım açık kaldı bazı yerlerde. Nasıl ince düşünceler, insan hayret ediyor. Hiç aşık olmamış biri olarak, aşkı hissettim ben bu kitapta. Yine de bu ömrün boşa geçmiş olduğunu söyleyenler çıkar mı acaba?