Sirozlunun yanında duran kadına bakın: incecik kaşlarına, yürek biçiminde boyanmış ağzına. Damarlarında yıllardır-eskiden kürk dikermiş- bir iğnein dolaştığını biliyoruz. Bir keresinde topuğundan yakalamışlar iğneyi ama kaçırmışlar. Yetmiş beş yaşında şimdi. Belki de ölümü sürekli atlattığından, böyle güzeldir.
(Sanırım, 1991 yılında iki çocuğu da onu biricikliğiyle anımsıyorlar, sahiciliğiyle, yanlışlarıyla, dürüstlüğüyle, onulmaz romantikliğiyle ve bu gerçeğe bağlı olarak yanlış eş seçmedeki kararlılığıyla.)