storyofreader

storyofreader
@storyofreader
Avukat
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi
Mersin
973 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
6/10
·760 syf.··
2026 22. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:39
Jean-Jacques Rousseau çocuk eğitimi üzerine bir kitap yazmış olmasına rağmen, evli olduğu kadından doğan çocuklarını yetimhaneye bırakmıştır. Çocukların gerçekten Rousseau’dan mı olduğu konusu zaman zaman tartışılsa da, evlilik birliği içinde doğan çocukların terk edilmiş olması gerçeği değişmiyor. Bu yüzden çocuk eğitimi üzerine böylesine etkili bir eser yazmış olması oldukça ironik geliyor. Kitabın içinde, dönemin zihniyetine uygun şekilde kadınları ikinci planda gören bir bakış açısı hâkim. Günümüzde bu anlayışın büyük ölçüde geçerliliğini yitirmiş olması sevindirici olsa da, kadınların küçümsenerek anlatıldığı bölümleri okurken rahatsız oldum. Rousseau’nun, kendi çocuk yetiştirme anlayışını Emile adlı hayali bir erkek çocuk üzerinden anlattığı bu eser; aslında yalnızca bir eğitim kitabı değil. Benim bu kitabı okuma sebebim de çocuk eğitimiyle ilgilenmekten çok, Fransız Devrimi öncesindeki fikir insanlarını tanımaktı. Bu noktada önemli olan yalnızca Rousseau’nun eğitim hakkındaki düşünceleri değil; çocuk eğitimi üzerinden nasıl bir toplum tasarladığını da göstermesi. Kitabı okurken asıl dikkat çekici olan şeyin de bu tarafı olduğunu düşünüyorum.
ÉmileJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20223,541 okunma
Reklam
10/10
·288 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 23:22
Kitap boyunca en çok üzerinde durulan düşünce; ebeveynlerin çocukları için “yapmaları gerekenleri” yapmasının onları otomatik olarak iyi anne-baba yapmayacağı. Anne-babanın bilerek ya da bilmeyerek çocuğa yönelttiği baskının, sınırlandırmaların, duygusal yaraların ve istismarın; “senin iyiliğin için yaptık” cümlesinin arkasına saklanarak meşrulaştırılamayacağı sık sık vurgulanıyor. Özellikle annelik ve babalığın kutsallaştırılmasının, çocuk üzerinde kurulan görünmez tahakkümün temel sebeplerinden biri olduğu somut örneklerle anlatılmış. Birinin çocuğu olarak okunduğunda başka, ebeveyn ya da ebeveyn adayı olarak okunduğunda bambaşka yerlere dokunan bir kitap bu. Çocuk tarafından baktığınızda yalnızca ebeveynlerin yaptığı hataları görmekle kalmıyor; o davranışların arkasındaki psikolojik kırılmaları ve aktarılmış yaraları da düşünmeye başlıyorsunuz. Henüz bir çocuğun sorumluluğunu almak istemediğim için kitaba bir ebeveyn adayı gözüyle yaklaşamadım belki ama yine de insanın kendi çocukluğuna dönüp baktığı, bazı cümlelerin uzun süre zihinde kaldığı bir okuma oldu benim için.
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma
Puan vermedi·107 syf.··
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 14:37
Sonu en başından belli olan bir kitabın, yine de sonunda insanı şaşırtabilmesi Gabriel García Márquez’in nasıl büyük bir yazar olduğunu gösteriyor. İncecik ama etkisi uzun süre geçmeyen bir roman. Günümüzde birbirinin benzeri olmaktan öteye gidemeyen metinlerden bunalan herkesin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri bence. Bu roman biraz da bilinçli ve bilinçsiz susuşların hikâyesi. Santiago Nasar’ın ölüme gidişini, kasabadaki herkesle birlikte adım adım izliyoruz. Herkes bir şey biliyor, herkes bir şey duyuyor ama kimse gerçekten engel olmuyor. Kitabı okurken kendimi olay kayıtlarını izleyen bir polis memuru gibi hissettim. Hatta hukuk fakültelerinde ya da polis okullarında okutulsa hiç şaşırmam. Çünkü mesele sadece bir cinayet değil; toplumsal kayıtsızlık, kalabalığın suskunluğu ve “nasıl olsa biri engeller” düşüncesi. Belki de bu yüzden roman bana fazlasıyla gerçek geldi. Özellikle bizim coğrafyamızda, herkesin önceden bildiği felaketlerin yine de yaşanıyor olması insanı daha çok sarsıyor. Olayın en başından beri belli olması, aksine gerilimi azaltmıyor; insanı çaresizlik hissiyle sayfaların içinde sürüklüyor.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 19. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 14:36
Şans eseri aldığım bu kitaba büyük beklentilerle başlamamıştım. Ama öykü okumayı her zaman sevdiğim için daha ilk sayfalardan itibaren kendimi kitabın atmosferine bıraktım. Battığımız Bataklar, Ahmet Erkam Saraç ile ilk tanışma kitabım oldu ve yazarın dili beni gerçekten etkiledi. Oldukça samimi, yalın ama bir o kadar da güçlü bir anlatımı var. Kitaptaki yedi öykü; gündelik hayatın içinden, tanıdık hislerden ve insanın içine dokunan ayrıntılardan besleniyor. Yazar, kendi hayal dünyasını gerçek hayatın kırılganlıklarıyla ustalıkla harmanlayarak okura sıcak ve sahici hikâyeler sunmuş. Bazı öyküler bittikten sonra bile hissi uzun süre üzerimde kaldı. Özellikle karakterlerin sıradanlığının içindeki kırgınlıklar ve çıkmazlar çok gerçek geldi. Kısa ama etkisi kalıcı kitaplardan biri oldu benim için.
Battığımız BataklarAhmet Erkam Saraç · Can Yayınları · 2023171 okunma
7/10
·88 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 21:05
İtalyan yazar ve felsefeci Vincenzo Latronico’nun, International Booker Prize’nde yer alan ve Türkçedeki ilk romanı olan Kusursuzluk için dijital çağın epik bir panoraması demek gerçekten yanlış
KusursuzlukVincenzo Latronico · Yapı Kredi Yayınları · 2026153 okunma
Reklam