"Henüz hak etmek için gereken her şeyi yapmadım."
"Neler yapman gerektiğine kim karar veriyor? Bir şeyi istiyorsan, peşinden gitmelisin. Kimse sana senden daha fazla destek olamaz."
Bir yemeği yemek yapan nadiren yiyeceğin kendisidir; asıl olan yemeği kiminle paylaştığımızdır. Büyükannenizden kalan, aileye özgü bir spagetti tarifi. Yıllardır yıkamadığınız bir kazakta kalan mantı kokusu. Sarı renkli bir masada yenen donmuş pizza. Anılarda yitip giden ama hafif yanmış brownienin tadında hâlâ hayatta olan bir arkadaş.
Limonlu turtadaki aşk.
Ben sarılmayı pek seven biri değildim ama beni aniden göğsüne bastırması, o yakınlık... kalbimi göğüs kafesime çarptırmıştı âdeta. Korku kelebeklere dönüştü; fena, umut dolu kelebekler. Sabun ve tarçın kokuyordu ve ben kendimi ona sarılıp sıkı sıkı tutarken buldum.
Romantizm çikolatada değildi, nefeslenmek için durduğumuzda aldığımız nefesteydi. Yüzümü avuçlarının içine alışında, parmağımı köprücük kemiğindeki hilal şekilli doğum lekesinde gezdirişimdeydi. Ne kadar güzel olduğumu mırıldayışında, bununla kalbimin uçuşmasındaydı. Onun hakkında her şeyi öğrenmek isteyişimdeydi; en sevdiği şarkıları, nihayet en sevdiği rengi tahmin edebilmemdeydi.
Düzenine sıkı sıkıya bağlı, kaygılı ve psikolojisi bozuk bir keşmekeştim. Etrafıma ördüğüm duvarlar öyle yüksekti ki bu duvarları neye karşı ördüğümü bile unutmuştum.