Gökhan Atış

Gökhan Atış
@strongwings
1979'da İstanbul'da doğdum. 32. yaşıma dek dünyayı gerçek bir yer sandım. 33. yaşımda algılarım değişti. Artık dünyanın bir rüya olduğunu bizzat görmüş biri olarak yaşıyorum. Bu sitede 2 romanım var.
Yazarlık, şifaya kolaylaştırıcılık, ruhsal rehberlik
Denizcilik Fakültesi Güverte Bölümü Mezunu
Goa - Hindistan
İstanbul, 24 Eylül 1979
57 okur puanı
Ekim 2025 tarihinde katıldı
Mükemmel denge noktası...
“Acı rüyadır. Ümit de rüyadır. O zaman ne acıyı sevmeli ne acıdan kaçmalı, ne ümitli ne de ümitsiz olmalı. Hiçbir şeye tutunmamalı, hiçbir şeyden kaçınmamalı; olacak olan olmalı ve tarafsızca yaşanmalı.”
Sayfa 92 - Sokak Kitapları Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Hilekar acı... Tam parmağını üstüne koyacakken yayılır.
Bir katil değildi, hiç kimseye en ufak bir kötülük yapmış biri değildi, utanı- lacak bir geçmişi de yoktu, yine de kaçıyordu. Hayatının o anına dek kalbinin ortasında biriktirdiği acıyı görmemek için yeni bir hayata kaçıyordu. Neydi ki o acı? Her şey. Her şey. İnsanlar neden birbirlerini acıtabiliyordu? Neden savaşlar vardı? Neden açlık vardı? Neyin hırsı içindeydiler? Neden dünya yaralıydı? Neden kendisini yaralı hissediyordu? Neden birbirine âşık bir anne ve babası olmamıştı? Neden onu olduğu gibi görüp tanımamışlardı? Neden kutular vardı? Neden herkes kendi kutusunda doğup büyüyüp ölüyordu? Neden Kurt Cobain başına pompalı tüfeği sıkmıştı? Neden Jim Morrison bir küvetin içinde doz aşımından ölü bulunmuştu? Neden para diye bir şeye ihtiyaç vardı? Neden sokakta şarkı söylemek yasaktı? Neden çimlerin üstüne basarak yürüyordu güruh? Neden dünyaya bir çöplük gibi davranıyorlardı? Neden dağlar yaralıydı? Nehirler neden zehirlenmişti?
Sayfa 88 - Sokak Kitapları Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Acıdan kaçılabilir mi? Durmak ve yüzleşmek mümkün mü?
Adadaki ilk gününde ayakları yere basıyor muydu, bilmiyordu. Pazar günüydü. Havada mor bulutlar vardı. Yurda eşyalarını bıraktıktan sonra birkaç otostopla Lefkoşa’yı buldu. Bomboş sokaklarda cakalı yürüyen inzibatlar, çarşı izninde olduğu anlaşılan kol kola gezinen erbaşlar, uyku hâlinde sokak köpekleri, içine indiği yeni gezegeni inceler gibi bakınan birkaç öğrenci... Ailesini aramak için girdiği telefoncuda kendisiyle konuşan Kıbrıslı dedeyi anlamakta zorlandı. Her şeyin rüya gibi geldiği o anda göğsünde bir acı belirdi ve dudaklarının arasından şöyle çıkıverdi: “Ah sevgilim...”
Sayfa 86 - Sokak Kitapları Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Aşk acısı -Var olmanın acısı
Ayakları birbirine dolanarak ve kalabalığı umarsızca yararak yürüdü. Herkese öfkeliydi. Var olma hâline bile öfkeliydi. Odakule’nin altına vardı. Açtı kılıfı ve başladı çalmaya. O an ne çaldığının bir önemi yoktu ve ne çaldığını büyük ihtimal bilmiyordu. Acı bulantıyla birlikte midesinden yükseldi; boğarca tırmandı boğazına doğru ve dizlerinin üstüne çöküp kılıfı- nın ortasına kustu. Hem ağıt hem isyan; hem yalvarış, hem küfür; çaresizlik ve güçsüzlük, anlamsızlık ve boşluk ve ölme isteği ya da yaşama tutunabilme arzusu... Tüm bu karmaşa zihninin filtrelerinden damıtıldı ve o en leş anın sonunda, yeniden nefes alabildiği ilk an ağzından bir kelime çıktı: “Gitmeliyim.”
Sayfa 83 - Sokak Kitapları yayınları·Kitabı okudu
Alıntı