İsmail Eskiocak

İsmail Eskiocak
@suatis
https://1000kitap.com/kitap-hic-aldatmayan-bir-arkadastir--1513853
71 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Hz Musa ile Hızır Aleyhisselam
Firavun Kızıldeniz’de boğulduktan sonra Hazret-i Musa a.s, kavmine çok fasîh, belîğ ve heyecanlı vaazlar vermekteydi. Kavmi, Hazret-i Musa’nın ilim ve mârifetteki derinliğine hayran kaldı; mest oldu. Musa’nın bu ilmine hayran olan içlerinden biri: “Ey Allâh’ın peygamberi! Şu yeryüzünde Sen’den daha âlim bir kimse var mı?” dedi. Hz. Musa: “Böyle bir kimse bilmiyorum!” dedi. O esnada kendisine vahiy gelerek: “İki denizin birleştiği yerde bir kulum var ki, ona has bir ilim vermişimdir. Ümmetinin seçkinlerinden biri ile ona git!” diye buyruldu. Kendisine işaret edilen zat, Hızır’dı (as). Hz.Musa: “O zâtı nasıl bulabilirim ya Rabbi?” diye niyaz etti. Allah (cc), zenbiline tuzlanmış ölü bir balık koymasını, bu balığın canlanıp denize atladığı, iki denizin birleştiği yerde Hızır’ı bulacağını bildirdi. İKİ DENİZİN BİRLEŞTİĞİ YER Hz. Musa, rivayete göre kız kardeşinin oğlu olan Yuşa bin Nûn ile Hızır’ı bulmak için derhal sefere çıktı. Hz. Musa ve Yuşa bin Nûn; “İki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitmişti.” Uzun bir müddet gittikten sonra nihayet bir ağaç altında oturdular. (Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Hz. Musa, genç adamına: “Azığımızı getir! Hakikaten şu yolculuğumuz esnasında epeyce yorulduk” dedi. Yuşa bin Nûn, birden hatırladı: “Ben onları balığın denize atladığı yerde unuttum!” dedi. Tekrar iki denizin birleştiği yere gittiler. BİR KAYANIN ÜSTÜNDE GÖRDÜ Hz. Musa: “İşte aradığımız yer orası idi” dedi. Hz. Musa, kendisine vahiy ile işaret edilen zatı, bir kayanın üstünde hırkasına bürünmüş olarak gördü ve selâm verdi: Ben Musa’yım! dedi. Hızır’da (as) cevaben: “Demek Beni İsrail peygamberi olan Musa sensin!” dedi. Hz. Musa: “Bana Allah tarafından bildirilen, insanların en âlimi sen misin?” diye sordu. Hızır
Reklam
Hz İbrahim ve Karınca
Hz. İbrahim Peygamber, kral Nemrut’a tebliğ yapmış. Nemrut, ne güçlü bir kral olduğunu herkes görsün anlasın diye Hz. İbrahim’in ateşte yakılması emrini vermiş. Meydanda odunlardan büyük bir yığın yapıp odunları tutuşturmuşlar. O kadar büyük bir alevmiş ki bulutlara kadar yükselmiş. Bütün hayvanlar ateşten korkmuş kaçmış. Nemrut’un askerleri, İbrahim Peygamberi mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış. Bu sırada, göklere kadar varan ateşe doğru bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile telaşla gidiyormuş. Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş: - Acele ile nereye gidiyorsun? Telaşla yetişmeye çalışan karınca, ağzındaki bir damla suyu ellerinin arasına alıp cevap vermiş: - Haberin yok mu? Nemrut, Hz. İbrahim Peygamberi ateşe atacakmış. Meydana ateşin olduğu yere su götürüyorum. Diğer karınca kahkahalarla gülerek demiş ki: - Senin yanan büyük ateşten haberin yok mu? Ateşe hiç bakmadın mı? Ne kadar büyük, senin bir damla suyun ateşe ne yapabilir ki? Bir damla su taşıyan karınca: - Olsun, hiç olmazsa hangi taraftan olduğum anlaşılır.
Hz. İbrahimle Nemrut
Nemrut, İbrahim'e: -Senin İlah'ın ne yapıyor ki bende onu yapayım? dedi. İbrahim dediği zaman, benim Rabb'im O ki, diriltir ve öldürür. (Nemrut) dedi ki: 'Ben de diriltir ve öldürürüm.'" Nemrut, zindandan iki kişi getirtti. Birisini öldürttü: -İşte, dedi. Diriyi öldürdüm! Sonra ötekisinin ellerini çözdürdü: -İşte, ölüyü de dirilttim! Çünkü elleri bağlı olan öldürülecek kimseydi. Şimdi onu bağışladım, salıverdim. Böylece ona hayat verdim! dedi. Bunun üzerine İbrahim, Nemrut'a tekrar şöyle hitap etti: "İbrahim dedi ki: 'Muhakkak benim Rabb'im, Güneş'i doğudan getiriyor, sen de onu batıdan getir.' O Hakk'ı örten şaşırdı. Muhakkak Allah, zalim kavmi hidayete erdirmez." Nemrut buna cevap veremedi, sustu. O cebbar Nemrut'un dili sanki tutuldu. İbrahim bundan sonra yine halkı İslama çağırdı. Fakat hiç kimse olumlu cevap vermedi. Çünkü Nemrut'tan korkuyorlardı. Nemrut: -İbrahim'i bir eve kapatınız! dedi. Bir kapalı yere İbrahim'i kapattılar, bekçiler koydular. Elini, ayağını sağlamca bağladılar. Halktan insaflı, merhametli kimseler onun yanına görmeye gelirlerdi. O da onları, İslama davet ederdi. İbrahim o hapishanede bu şekilde bir süre kaldı. Bir süre sonra babası Azer öldü. Nemrut'ta, İbrahim'e işkence etmeye ve öldürmeye niyetlendi. Bu nedenle de ateşe atmaya karar verdiler ve şöyle dediler: "Şayet yapacaksanız, İbrahim'i yakın! Ve ilahlarınıza yardım edin!" Sonra, Nemrut'un emrince yüksek bir yer yapıldı. Ateş yakılacak yeri çevirdiler. Nitekim Allah (C.C.) şöyle buyurur: "'(İbrahim) için bir bina yapın da onu ateşe atın!' dediler." İbrahim'in ateşe atıldığı yapının bulunduğu yerin, başka bir görünüşü.(Urfa) Ateşin çevre duvarı yapılıp- tamamlanınca, Nemrut emretti. Ateş için odunlar taşındı. Oraya odun götürmek için odun yüklenen develer, odunların İbrahim'i yakmak
Balık Tutmasını Öğretmek
Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek, Ağaç dik on yıl sonrası ise tasarladığın, Ama yüz yıl sonrası ise düşündüğün, halkı eğit. Bir kez ürün verir ekersen tohum, Bir kez ağaç dikersen on kez ürün verir Yüz kez olur bu ürün eğitirsen halkı. Balık verirsen bir kez doyurursun halkı, Öğretirsen balık tutmasını hep doyar karnı.
Gandhi’nin hayatla ilgili sorulara verdiği cevaplar…
1) En güzel gün? Bugün 2) En kolay şey? Yanılmak 3) En büyük engel? Korku 4) En büyük yanlış? Vazgeçmek 5) Bütün kötülüklerin temeli? Bencillik 6) En güzel oyalanmak şekli? Çalışmak 7) En büyük çöküş? Ümitsizlik 8) En iyi eğitmenler? Çocuklar 9)Temel olan şey? İletişim 10)Seni en çok mutlu eden şey? Başkalarına faydalı olmak 11) En büyük gizem? Ölüm 12) En büyük kusur? Huysuzluk 13) En tehlikeli kişi? Yalancı 14) En zararlı duygu? Kıskançlık 15) En güzel hediye? Bağışlama