İlk okuduğum zaman neden yarım bıraktığımı hayatımın şu diliminde asla anlamlandıramadığım o kitap... Kitaba başlarken klasikleşmiş üç kuralı öylesine geçiştirirken kitapta derinleştikçe aslında bu üç kuralın tam olarak olması gerektiğini fark ediyor insan. Keza kitap tamamen bu üç kural ve aslında bunların tam olarak da mükemmel olmaması üzerine ilerliyor.
İlk başta akla hemen gelebilecek hikayelerden oluştuğunu sanarken aslında hiç aklıma dahi gelmeyecek farklı bir bakış açısından yazıldığını fark ettim. Öyle ki zaman zaman güldüğüm hikayeler bile oldu. Son derece akıcı son derece keyif veren bir kitaptı benim açımdan. Yazarın bu kısa hikayelerinden bile bu kadar keyif aldıysam vakıf serisine bayılırım diye düşünerek bu kitap sonrası vakıf serisine başlama kararı aldım.
Gelecekte bu kadar komplike robotların olup olmaması konusundaysa açıkçası muallaktayım. Fakat günün sonunda bu kitap en azından klasikleşmiş soruyu ortadan kaldırdı. Robotlar bu kadar gelişse dahi -üç kuralımız sağ olsun- asla insanlığı yok edemez.
İki puanı ilk ve son hikayenin yavan ve nispeten basit kalmasından artı olarak içindeki bir hikayenin betimlemesini beğenmediğimden -öyle ki sahneleri gözümde zar zor canlandırmıştım- ötürü kırıyorum.